Tanım
•the act of liberating someone or something
Örnek Cümleler
Bu şekilde direkt çalışmak insanı özgürleştiriyor.
It's very freeing to work so directly.
Orada binlerce köleyi özgür lüğüne kavuşturduğu anlatılır.
There, he is described as freeing thousands of slaves.
Özgür kölelerden oluşturulmuş 20,000 kürekçili bir donanma inşa edildi.
A new fleet was built, with 20,000 oarsmen gathered by freeing slaves.
1914'te Rus yahudilerin özgürleşmesi için oluşturulan komitenin kurucu ortaklığını yapmıştır.
In 1914 he was one of co-founders of the German Committee for Freeing of Russian Jews.
Şalit’i kurtarmak, “Yaz yağmuru” olarak adlandırılan bu operasyonun amaçlarından biri değildi.
Freeing Shalit was not one of the objectives of the mission called "Summer Rains".