Tüm kızlar onu seviyordu.
All the girls fancied him.
Tüm kızlar ona bayılıyordu.
All the girls fancied him.
Gölgeler, o hayal, onu kandırdın vardı.
The shadows, she fancied, had tricked her.
Göring'de sanat koleksiyonculuğa meftundu.
Goering fancied himself a collector of art.
Herakles, Locrus'un yanına geldiğinde hoşça ağırlandı.
Latinus came to visit his daughter, saw and fancied the cows and drove them away.
O gün Allah: "Bana ortak olduklarını iddia ettiklerinize seslenin" der.
And beware a Day whereon He will say: cry unto my associates say cry unto whom ye fancied.
"Sanırım kendimi,adaların yaratılış efsanesinin kıyısına kadar getirdim"
I fancied myself brought near to the very act of creation
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve
'THAT you won't' thought Alice, and, after waiting till she fancied she heard the
Çeyrek finale çıkan Stevenson, sonraki rakibi Duane Bobick ile karşılaşacaktı.
Proceeding to the quarter finals, Stevenson met fancied American boxer Duane Bobick.
Bir gün Allah şöyle diyecektir: "O bir şey zannettiğiniz ortaklarımı çağırın!"
And beware a Day whereon He will say: cry unto my associates say cry unto whom ye fancied.