falsifying
4 hece
C2 seviye
EN → TR
Tanım
•the act of determining that something is false
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
Sami üniversite kayıtlarını tahrif ediyordu.
Sami was falsifying his university records.
Tom John'u sonuçları tahrif etmekle suçlandı.
Tom accused John of falsifying the results.
Tom kayıtları tahrif ettiği için görünüşte suçlu.
Tom is apparently guilty of falsifying records.
Gerçek belgeleri değiştirmek için yaptıkları tüm hamleler durduruluyordu.
All the movements stopped at falsifying.
Evrensel önermenin mantıksal olarak yanlışlanması için doğru bir yanlışlayıcı önerme bulunmalıdır.
To logically falsify a universal, one must find a true falsifying singular statement.