/dɪsˈpliːzd/2 heceC2 seviye
EN → TR
Tanım
•not pleased; experiencing or manifesting displeasure
Diğer Dillerde
Norveççemisfornøyd, misnøyd
Örnek Cümleler
Tom dargındı.
Tom was displeased.
Ben dargındım.
I'm displeased.
Tom memnun değil.
Tom is displeased.
Tom dargın olmalı.
Tom must be displeased.
Tom dargın olabilir.
Tom might be displeased.
Duke çok sinirlenir.
Duke Mu was quite displeased.
Tom dargın görünüyordu.
Tom seemed to be displeased.
O herkesin canını sıktı.
That displeased everyone.
Memnun değilsin, değil mi?
You're displeased, aren't you?
Komşusundan memnun değildi.
He was displeased with his neighbor.
Umarım Tom dargın değildir.
I hope Tom isn't displeased.
Sanırım Tom kırgın olabilir.
I think Tom might be displeased.