dinner table
noun
EN → TR
"dinner table" kelimesinin Türkçesi: desterhan, sofra, desterhan, sofra. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneldesterhannoun
Genelsofranoun
Geneldesterhan
Genelsofra
Tanım
•the dining table where dinner is served and eaten
Diğer Dillerde
İspanyolcamesa de comedor
İtalyancatavolo da cena
Rusçaобе́денный стол
Arapçaسُفْرَة
Portekizcemesa de jantar
Japoncaディナーテーブル, 食卓
Korece식탁
İsveççemiddagsbord
Macarcaétkezőasztal
Dancaspisebord
Norveççematbord
Estoncasöögilaud
İzlandacamatarborð
Ermeniceճաշասեղան
Makedoncaтрпезариска маса
Örnek Cümleler
Barış yemek masasında başlar.
Peace begins at the dinner table.
Neden yemek masasında değilsin?
Why aren't you at the dinner table?
Neden yemek yerken tuvalet konusunu açıyorsun?
Omo, how can you bring up about washroom at the dinner table?
Yemek masasında olan şeyleri değiştirecek bir şey bu.
It'll change what happens at the dinner table.
Beckmann masadan bir şişe şarap ve biraz ekmek alıp çıkar.
Beckmann steals a bottle of rum and some bread from the dinner table, then leaves.
Konunun içeriği en azından masada konuşulacak bir şey değil.
The content is not dinner table conversation in the least.
Yemek masaları Büyük Saat Kulesi'nin çevresindeki 10'dan fazla caddeye yerleştirilir.
The dinner tables are placed on more than 10 streets around Büyüksaat.
Bunlar yeterli olduğu görülünce çete üyeleri her davetli masaya oturup ziyafete başlarlar.
Only after it appears, the family members sit down to a dinner table.