dearest
/ˈdɪəɹɪst/2 hece
B2 seviye
EN → TR
Tanım
•a beloved person; used as terms of endearment
Diğer Dillerde
Hintçeप्रियतम, प्रियतमा
Fincerakkain
Örnek Cümleler
Sevgili yavrum,
My Dearest Child,
Forgive me, my dearest.
Forgive me, my dearest.
Bu benim en sevdiğim oğlum.
This is my dearest son.
- Özür dilerim, en aziz bayan.
- Sorry, dearest madam.
Onlar bizim en sevgili arkadaşlarımız.
They are our dearest friends.
Alice, Mary'nin en sevdiği arkadaşıdır.
Alice is Mary's dearest friend.
Şehrin kendisi, belki de tüm New England yaşama sevgili bir yerdir.
The town itself is perhaps the dearest place to live in, in all New England.
Seveceğiniz bir şey daha var: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih..
And (He will give you) what is dearest to you -- help from God and early victory.
Seveceğiniz bir şey daha var: Allah'tan bir zafer ve yakın bir fetih...
And (He will give you) what is dearest to you -- help from God and early victory.
Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih.
And (He will give you) what is dearest to you -- help from God and early victory.
Bize en kötü şekilde ihanet edenler her zaman bizim için gözde olanlardır.
Those who betray us in the worst way are always those who are dearest to us.
Bundan başka sevdiğiniz bir şey daha: ALLAH'tan bir destek ve yakın bir zafer...
And (He will give you) what is dearest to you -- help from God and early victory.