dangling
/ˈdæŋɡəlɪŋ(ɡ)/3 hece
C2 seviye
EN → TR
Tanım
•the act of suspending something (hanging it from above so it moves freely)
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
Her iki yanından da bir kablo sarkıyor.
There's a wire dangling down either side.
Sallanan, kıvrılıp duran tentakülleri var.
It's got tentacles dangling, swirling around like that.
Tom ayaklarını suya sarkıtarak iskelede oturdu.
Tom sat on the pier, dangling his feet in the water.
O bacakları sarkık bir şekilde bir sandalyeye oturdu.
He sat on a chair with his legs dangling.
Tom rıhtımda ayaklarını suya sarkıtarak oturmayı sever.
Tom likes to sit on the dock with his feet dangling in the water.