Tanım
•affectionate play (or foreplay without contact with the genital organs)
Örnek Cümleler
Onlar kanepede birbirlerine sarılıyordu.
They were cuddling on the couch.
Bir park bankında genç bir çiftin sarıldığını gördüm.
I saw a young couple cuddling on a park bench.
Okumaktan, şöminenin yanında sarılmaktan ve yavaş dans etmekten zevk alırım.
I enjoy reading, cuddling by the fireplace and slow dancing.
Ama en çok da kokusunu...Bazı geceler yanıma gelip bana sarılmasını, birlikte uyumamızı.
The first night we got some hay and we slept in the hay cuddling together to keep warm.