crawling

/ˈkɹɔːlɪŋ/2 hece
B2 seviye
EN → TR

Tanım

•a slow mode of locomotion on hands and knees or dragging the body

Diğer Dillerde

Esperantorampado

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Bebek emekliyor.
The baby is crawling.
O örümceklerle dolu.
It's crawling with spiders.
Bu yer karınca kaynıyor.
This place is crawling with ants.
# Bir rüya gibi gel bana
# Crawling to me like a dream
Tom sürünmeye devam etti.
Tom kept crawling.
Kızımız emeklemeye başladı.
Our daughter has started crawling.
Yatağın toz akarı kaynıyor.
Your bed is crawling with dust mites.
Kek karıncalarla kaynıyordu.
The cake was crawling with ants.
Yastığın toz akarı kaynıyor.
The pillow is crawling with dust mites.
Ben bir bebek gibi sürünüyorum.
I am crawling like a baby.
Kolumda sürünen bir şey hissettim.
I felt something crawling up my arm.
Lukas sürünerek ilerlemeye başladı.
Lukas began crawling forward.