co ordinated

EN → TR

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

UNDP teknik yardım sağlayıp gözlemleri koordine etti.
UNDP provided technical assistance and co-ordinated the monitoring.
Bu, yüksek maliyetli fakat iyi koordine edilmiş bir süreç oldu.
The process was costly, but well co-ordinated.
Toplantıyı, Alman Konrad Adenauer Stiftung (KAS) vakfı düzenledi.
The meeting was co-ordinated by the German foundation Konrad Adenauer Stiftung (KAS).
Sekreterya Avrupa Komisyonu tarafından koordine ve finanse edilecek.
The secretariat will be co-ordinated and financed by the European Commission.
Operasyon KFOR ve Kosova polis teşkilatıyla eşgüdüm içinde yürütüldü.
The operation was co-ordinated with KFOR and Kosovo police.
Toplantılar Ortak Koordinasyon Grubu tarafından organize edilmektedir.
This co-operation is co-ordinated by a joint committee.
Isarescu 19 yıldır Romanya'nın ekonomi politikalarını koordine ediyor.
Isarescu has co-ordinated Romania's economic policies for 19 years.
Makedon ekibinin koordinatörlüğünü Başbakan Vladimir Peşevski yürütecek.
The Macedonian team will be co-ordinated by Deputy Prime Minister Vladimir Peshevski.
Arap Baharı'ndaki ayaklanmaların çoğu sosyal medya üzerinden koordine edilmişti.
Many of the Arab Spring uprisings were co-ordinated via social media networking.
Ayrıca sınır denetimleri sadece geçici bazda ve koordineli bir şekilde uygulanacak.
Moreover, border checks would be introduced only on a temporary basis and in a co-ordinated fashion.
3 ila 10 Ocak 2011 tarihleri arasında pek çok Cezayir şehrinde protestolar gerçekleşti.
Between 2 and 10 August, co-ordinated protests were occurring in most Burmese towns.
Rohatinski, borç seviyesinin koordine hareket edilerek aşağı çekilebileceğine inanıyor.
Rohatinski believes that the level can be brought down through co-ordinated action.