Tanım
•examine so as to determine accuracy, quality, or condition
Örnek Cümleler
Ben bunu araştıracağım.
I'll check into it.
Tom bunu araştıracağını söyledi.
Tom said he'll check into it.
Evet, reklamlara bir bakarsanız harika bir deneyim yaşarsınız.
Right, if you could check into the ads, you'd have a great experience.
Şimdiye kadar bizim radarımıza takılmamıştı ama bunu araştırabilirim.
It hadn't come up on our radar yet but we can definitely check into it.
Muhtemelen birkaç yıl içinde, aynaya baktığınızda aynanız size tanı koyabiliyor olacak.
Probably in a few years, you'll check into your mirror and it's going to be diagnosing you.