Onların hepsi zekice yaptı.
They all did brilliantly.
Hayır, inanılmaz derecede isabetliydi.
Oh no, they were brilliantly accurate.
Tom'un planı parlak bir şekilde çalıştı.
Tom's plan worked brilliantly.
Çocuklarımız spor konusunda oldukça başarılılar.
Our children are doing brilliantly in sports.
Griffith'in orkestrayı dahice yönettiğini düşünüyorum.
I think Griffith conducts the orchestra brilliantly.
Bu Eduardo'nun yaptığı bir şey, ve bu konuda çok başarılı.
That's what Eduardo does, and does so brilliantly.
Biraz bir satranç taşına benziyor- mükemmel şekilde işliyor.
It looks a bit like a chess piece -- functions absolutely brilliantly.
Günümüzdeki dinler mükemmelen tasarlanmışlardır-- mükemmelen.
Today's religions are brilliantly designed -- brilliantly designed.
İngiliz taarruzu son derece parlak bir başarıyla baskın tarzında gelişti.
They've performed brilliantly in an incredibly hostile environment.
Bu da İnternet sitesinin tam istediğimiz gibi çift taraflı çalıştığını gösteriyordu.
The website worked brilliantly as a two-way street of communication.