"braking" kelimesinin Türkçesi: frenleme. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Tanım
•To bruise and crush; to knead
•To pulverise with a harrow
•To operate (a) brake(s).
•To be stopped or slowed (as if) by braking.
•The act of applying brakes.
Örnek Cümleler
Dinamik Frenleme
Dynamic braking
Tom fren yapıyor.
Tom is braking.
Ben fren yapıyorum.
I am braking.
Elektrikle frenleme
Electrical braking
[hayat veren frenleme]
[Regenerative Braking]
Sami fren yapıyordu ama frenler çalışmadı.
Sami was braking but the brakes didn't work.
Sert frenleme sırasında yanıp sönen fren lambaları.
Flashing brake lights during hard braking.
Küçük rüzgar türbini için 2kW dinamik fren direnci.
2kW Dynamic braking resistor for small wind turbine.
İşte bu yüzden magnetik fren sistemine ihtiyaç duyuluyor.
It's because of this that you need the magnetic braking system.
Fren yaptığın için teşekkürler. Neredeyse bizi öldürüyordun!
Thank you for braking. You almost killed us!
Bu Süper kapasitörler fren enerji geri alınmasını ve enerji başlayarak teslim.
The supercapacitors recaptured braking energy and delivered starting energy.
Lithobraking (İng:Lithobraking), veya yüzeye çarparak durma, genellikle kazayla gerçekleşir.
Lithobraking, or stopping by impacting the surface, is usually done by accident.