Boga Han olarak da bilinir.
Thus, I shall be known as DiZ.
Bu alan, optogenetik olarak biliniyor.
This field has now come to be known as optogenetics.
Bu teknik hafıza sarayı olarak biliniyor.
It came to be known as the memory palace.
2015-11-10 tarihinde kaynağından arşivlendi.
"Britain's new monarch to be known as King Charles III".
Bu da emisyon teorisi olarak bilinir hale geldi.
This has come to be known as emission theory.
Artık takım Mercedes GP Petronas olarak anılacak.
The team will be known as Mercedes AMG Petronas F1 Team.
Amcası gibi Marie de Sadi Carnot olarak bilinirdi.
Like his uncle, Marie François too came to be known as Sadi Carnot.
Bundan sonra Agrippa Postumus olarak tanınanacaktı.
He was to be known as Agrippa Postumus.
Bu binalar Brackenbury Buildings olarak bilinirler.
These have come to be known as Braitenberg vehicles.
Kilise-Turing tezi olarak bilinen şeyi dile getirmesi.
His articulation of what has come to be known as the Church–Turing thesis.
Bu yüzden bu anlaşmaya İstanbul Anlaşması denilmektedir.
Hence, this agreement came to be known as the Sribagh Agreement.
Bu, insan cinsel tepki döngüsü olarak bilinmeye başlandı.
This came to be known as the human sexual response cycle.