Tanım
•loud cries made while weeping
Örnek Cümleler
Onun bana nutuk atmasından usandım.
I'm tired of him bawling me out.
Küçük bir çocuk gibi, salya sümük ağlıyordum.
And I'm bawling, I'm crying, like a little kid.
Uçağın alana indiği an inanılmaz duygusal bir andı.
I was bawling my eyes out by the time the plane landed -- a pretty emotional moment.
Daha önce başkasının önünde hiç ağlamayan Jiro haykırmaya başladı.
Jiro, who had never cried in front of anyone before, started bawling.
Jiro, daha önce birinin önünde hiç ağlamadı, yüksek sesle ağlamaya başladı.
Jiro, who had never cried in front of anyone before, started bawling.