all too
EN → TR
Tanım
•to a high degree
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
only too
Örnek Cümleler
Apaçık kayıp budur
Remember, this will be an all-too-evident loss.
O İşitendir, Bilendir."
He is all-hearing and all-too-near."
Her şeyi çok iyi anlıyorum.
I understand all too well.
Tatil çok yakında sona erdi.
The vacation came to an end all too soon.
Fadıl hepsini çok iyi bilir.
Fadil knows that all too well.
Herkes görüşmelerde yer aldı.
All took part in the negotiations.
Suşarita: Eğitimli bir kadın.
All Too Human: A Political Education.
Çünkü hepiniz çok yaşlısınız.
Because you're all too old.
Bu yaz günü çok çabuk bitecek!
This summer's day will be over all too soon!
Bartolo ise çok geç kalmıştır.
Morgaine arrives all too late.
O zaman hepiniz sorumsuzsunuz!
Then you're all too irresponsible!
Çünkü O, Semî'dir, Karîb'dir."
He is all-hearing and all-too-near."