pacific ocean

EN → TR
"pacific ocean" kelimesinin Türkçesi: büyük okyanus, pasifik okyanusu. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbüyük okyanus
Genelpasifik okyanusu

Görsel

Karanlık Gökte Büyük Okyanus Dalgasının Etkileyici Köpüklü ManzarasıBüyük Mavi Gezegen Altında Parlayan Fantastik Okyanus ManzarasıKaranlık Gökyüzü Eşliğinde Köpüren Büyük Mavi Okyanus DalgasıKoyu ve Gizemli Atmosferde Büyük Okyanus Dalgalarının Etkileyici Görünümü

Tanım

•the largest ocean in the world

Diğer Dillerde

İtalyancaOceano Pacifico
RusçaТи́хий океа́н
Arapçaالْمُحِيط الْهَادِئ
Farsçaاُقْیانوسِ آرام
AzericeSakit okean
ÖzbekçeTinch okeani
TatarcaТын океан
PortekizceOceano Pacífico
Japonca太平洋
Korece태평양
İsveççeStilla havet
Hintçeप्रशांत महासागर, प्रशान्त
ÇekçeTichý oceán
RumenceOceanul Pacific
MacarcaCsendes-óceán
İbraniceהאוקיינוס השקט \ הָאוֹקְיָנוֹס הַשָּׁקַט, האוקינוס הפסיפי
LatinceŌceanus Pācificus
DancaStillehavet
EndonezceSamudra Pasifik
VietnamcaThái Bình Dương

Etimoloji

cf. Pacific. Portuguese explorer Magellan called the ocean pacífico (“peaceful”) (in c. 1519) because, after sailing through the stormy seas off Cape Horn, the expedition found calm waters.

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
pacific
the Pacific

Örnek Cümleler

Asya Pasifik/Okyanusya
Asia-Pacific / Oceania
Pasifik Okyanusuperu. kgm
Pacific Ocean
Pasifik Okyanusu'na sızıyor.
leaking from Fukushima nuclear power plant in the Pacific Ocean.
Bu nehir Pasifik Okyanusuna akar.
This river flows into the Pacific Ocean.
Nehir Pasifik Okyanusu'na dökülüyor.
The river flows into the Pacific Ocean.
Bu nehir Pasifik Okyanusuna dökülür.
This river flows into the Pacific Ocean.
Ben Pasifik Okyanusunu hiç görmedim.
I've never seen the Pacific Ocean.
Pasifik Okyanusu beş okyanustan biridir.
The Pacific Ocean is one of the five oceans.
Tekne Pasifik Okyanusu açıklarında gitti.
The boat sailed across the Pacific Ocean.
Bir yelkenliyle Pasifik Okyanusu'nu geçti.
He crossed the Pacific Ocean in a sailboat.
Uçağımız Pasifik okyanusu üzerinde uçuyordu.
Our plane was flying over the Pacific Ocean.
O tekneyle Pasifik Okyanusu'nu geçmeyi başardı.
She was able to cross the Pacific Ocean by boat.