Tanım
•round, raised muffin cooked on a griddle; usually split and toasted before being eaten
Örnek Cümleler
Bir İngiliz keki istiyorum.
I want an English muffin.
Bütün istedeğim küçük Badalandabadleri yaymaktı İngilizlerin vajinlarının üstüne.
All I wanted to do was spread a little Badalandabad butter on an English muffin.
Kızarmış ve tereyağlı bir İngiliz muffini üzerinde yüzü açık olarak servis edildi.
It was served open-faced on a toasted and buttered English muffin.