Ana içeriğe geç
Sözlük

zorunda kalmak ile cümle

zorunda kalmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
14
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Tom, Mary ile bir hafta sonu daha geçirmek zorunda kalmaktan ödü patladı.Tom dreaded having to spend another weekend with Mary.
O, noeli hastanede harcamak zorunda kalmak hakkında çok kaygılıydı.He was very worried about having to spend Christmas in the hospital.
Tom seninle dövüşmek zorunda kalmak istemiyor.Tom doesn't want to have to fight you.
Seni tekrar uyarmak zorunda kalmak istemiyorum.I don't want to have to warn you again.
Seni incitmek zorunda kalmak istemiyorum ama yoluma çıkarsan başka seçeneğim kalmayacak.I don't want to have to hurt you, but if you get in my way, I'll have no choice.
Oraya Tom ile gitmek zorunda kalmaktan nefret ediyorum.I'd hate to have to go there with Tom.
Tom her zaman kendini tekrarlamak zorunda kalmaktan bıktı.Tom was fed up with having to repeat himself all the time.
Sen sadece Tom'u öpmek zorunda kalmaktan korkuyorsun.You're just afraid you'll have to kiss Tom.
Doğum gününü hastanede geçirmek zorunda kalmaktan korkuyordu.He dreaded having to spend his birthday in the hospital.
Ölüm çanlarından ve iç savaşlardan, yeni ülkelerin isimlerini öğrenmek zorunda kalmaktan korkuyoruz.We fear civil wars, death tolls, having to learn the names of new countries.
Buna karşılık, 5 yerine 30 kelimeyi hatırlamak zorunda kalmak, ayırt etmeyi zorlaştırmaktadır.In contrast, having to remember 30 words rather than 5 makes the discrimination harder.
Genç olmak, okula gitmek zorunda kalmak demektir.Jung zu sein bedeutet, dass man in die Schule gehen muss.
Geceleri uyuyamadığı için çalışmak zorunda kalmaktadır.Nachts kann sie nicht schlafen.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Las naves grandes deben rodear Sri Lanka.
Sosyal ve ekonomik bozulma: Baraj alanındaki insanlar başka alanlara göç etmek zorunda kalmaktadır.Extracción socioeconómica: los hofjes se destinaban a los más pobres.
Geceleri uyuyamadığı için çalışmak zorunda kalmaktadır.Ночью он никак не может уснуть.
Geceleri uyuyamadığı için çalışmak zorunda kalmaktadır.Como consequência, da noite para o dia se encontra sem lugar para dormir.
Ve hatta ekonomi, ticaret ve üretime müdahale etmekte veya etmek zorunda kalmaktadır.De regering mengt zich er ook niet in de werkzaamheden, productie en handel van de bedrijven.
Geceleri uyuyamadığı için çalışmak zorunda kalmaktadır.Вони навіть не можуть спати вночі.
Bu sebeple genç nüfus, diğer şehirlere göç etmek zorunda kalmaktadır.Astfel, polonezii au fost nevoiți să se stabilească cu traiul în alte orașe.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.A nagy hajóknak Sri Lankán kell keresztül menniük.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Τα πλοία αυτά πρέπει να ταξιδέψουν γύρω από την Σρι Λάνκα.
Uzun süre yaşadığı hapishane hayatına alışmış, dışarıdaki düzene ayak uydurmak zorunda kalmak ona zor gelir.Δυσκολεύεται να προσαρμοστεί στη ζωή έξω από τη φυλακή και φοβάται πως ποτέ δε θα τα καταφέρει.
Hepsinin ötesinde, finansal kiralama şirketleri yeni bir mevzuata ayak uydurmak zorunda kalmaktadır.I tillegg instruerte den alle skatteinnkrevere for å få en mer ordnet form på innkrevingen.
Geceleri uyuyamadığı için çalışmak zorunda kalmaktadır.夜、真っ暗だと寝られないタイプである。
Geceleri uyuyamadığı için çalışmak zorunda kalmaktadır.ובנוסף להכול היא לא ישנה בלילה.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Velike ladje morajo potovati okoli Šrilanke.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Dideli laivai turi plaukti aplink Šri Lanką.
Afgan büyümek bir parti olduğunda milyonlarca insana selam vermek zorunda kalmaktır.Quand il faut dire bonjour à plus d'un million de personnes à la moindre réception
Afgan büyümek bir parti olduğunda milyonlarca insana selam vermek zorunda kalmaktır.tener que saludar a más de 1 millón de personas cada vez que hay una fiesta
Afgan büyümek bir parti olduğunda milyonlarca insana selam vermek zorunda kalmaktır.Когда ты должен сказать привет миллиону человек в начале вечеринки
Eski bir savaş arkadaşımla dövüşmek zorunda kalmak ne üzücü.É uma pena ter de lutar contra quem já foi amigo de guerra.
Eski bir savaş arkadaşımla dövüşmek zorunda kalmak ne üzücü.È un peccato dover combattere contro un vecchio compagno.
Eski bir savaş arkadaşımla dövüşmek zorunda kalmak ne üzücü.On sääli taistella vanhaa sotatoveria vastaan.
Eski bir savaş arkadaşımla dövüşmek zorunda kalmak ne üzücü.Przykro, kiedy trzeba walczyć z kumplem z czasów wojny.
Eski bir savaş arkadaşımla dövüşmek zorunda kalmak ne üzücü.Qué pena tener que luchar contra un camarada de guerra.
Eski bir savaş arkadaşımla dövüşmek zorunda kalmak ne üzücü.Synd att jag måste slåss mot en gammal vän från kriget.
Eski bir savaş arkadaşımla dövüşmek zorunda kalmak ne üzücü.Synd, jeg må slås mod en gammel ven fra krigen.
Eski bir savaş arkadaşımla dövüşmek zorunda kalmak ne üzücü.Είναι κρίμα που πρέπει να πολεμήσω παλιό φίλο.
Eski bir savaş arkadaşımla dövüşmek zorunda kalmak ne üzücü.Неприятно сражаться с тем, кто раньше был твоим соратником.
Öğrenciler, o kalan tek alanın içerisinde de gün geçtikçe daha dar bir noktaya odaklanmak zorunda kalmaktadır.A wewnątrz tego jednego - ciągłe zawężanie pola skupienia.
Öğrenciler, o kalan tek alanın içerisinde de gün geçtikçe daha dar bir noktaya odaklanmak zorunda kalmaktadır.E, all'interno di quell'uno, restringere continuamente il campo.
Öğrenciler, o kalan tek alanın içerisinde de gün geçtikçe daha dar bir noktaya odaklanmak zorunda kalmaktadır.Et à l'intérieur de celui-ci, de constamment réduire le champ de vision.
Öğrenciler, o kalan tek alanın içerisinde de gün geçtikçe daha dar bir noktaya odaklanmak zorunda kalmaktadır.그 하나 안에서도 지속적으로 폭을 좁힙니다.
Öğrenciler, o kalan tek alanın içerisinde de gün geçtikçe daha dar bir noktaya odaklanmak zorunda kalmaktadır.Und innerhalb dieses einen den Fokus immer weiter zu verengen.
Öğrenciler, o kalan tek alanın içerisinde de gün geçtikçe daha dar bir noktaya odaklanmak zorunda kalmaktadır.Và trong mối quan tâm đó, dần dần thu hẹp tiêu điểm.
Öğrenciler, o kalan tek alanın içerisinde de gün geçtikçe daha dar bir noktaya odaklanmak zorunda kalmaktadır.Y dentro de ese interés, continuar reduciendo el enfoque.
Öğrenciler, o kalan tek alanın içerisinde de gün geçtikçe daha dar bir noktaya odaklanmak zorunda kalmaktadır.А вътре в него, постоянно да стеснява фокуса.
Öğrenciler, o kalan tek alanın içerisinde de gün geçtikçe daha dar bir noktaya odaklanmak zorunda kalmaktadır.ובתחום יחיד זה, להמשיך ולצמצם את המיקוד,
Öğrenciler, o kalan tek alanın içerisinde de gün geçtikçe daha dar bir noktaya odaklanmak zorunda kalmaktadır.وضمن ذلك الواحد، بمواصلة تضييق التركيز.
Öğrenciler, o kalan tek alanın içerisinde de gün geçtikçe daha dar bir noktaya odaklanmak zorunda kalmaktadır.より少ない事に関して より多くを学んでいます
Ölüm çanlarından ve iç savaşlardan, yeni ülkelerin isimlerini öğrenmek zorunda kalmaktan korkuyoruz.Boimy się wojen domowych, strat, konieczności uczenia się nowych nazw krajów.
Ölüm çanlarından ve iç savaşlardan, yeni ülkelerin isimlerini öğrenmek zorunda kalmaktan korkuyoruz.Chúng ta sợ các cuộc nội chiến, số người chết, phải học tên của các nước mới.
Ölüm çanlarından ve iç savaşlardan, yeni ülkelerin isimlerini öğrenmek zorunda kalmaktan korkuyoruz.Félünk a polgárháborúktól, a halálos áldozatoktól, attól, hogy új országok neveit kell megtanulni.
Ölüm çanlarından ve iç savaşlardan, yeni ülkelerin isimlerini öğrenmek zorunda kalmaktan korkuyoruz.Kita takut akan perang sipil, jatuhnya korban jiwa, dan harus belajar nama negara-negara baru.
Ölüm çanlarından ve iç savaşlardan, yeni ülkelerin isimlerini öğrenmek zorunda kalmaktan korkuyoruz.내전과 사망자수를 두려워하고 신생국가의 출현을 두려워합니다.
Ölüm çanlarından ve iç savaşlardan, yeni ülkelerin isimlerini öğrenmek zorunda kalmaktan korkuyoruz.le morti, dover imparare i nomi di nuovi paesi.
Ölüm çanlarından ve iç savaşlardan, yeni ülkelerin isimlerini öğrenmek zorunda kalmaktan korkuyoruz.Ne temem de războaie civile, fatalități, să trebuiască să învățăm nume de țări noi.
Ölüm çanlarından ve iç savaşlardan, yeni ülkelerin isimlerini öğrenmek zorunda kalmaktan korkuyoruz.Nous craignons les guerres civiles, le nombre de morts, d'avoir à apprendre de nouveaux noms de pays.
Ölüm çanlarından ve iç savaşlardan, yeni ülkelerin isimlerini öğrenmek zorunda kalmaktan korkuyoruz.Tememos la guerras civiles, los números de víctimas, tener que aprender los nombres de nuevos países.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod