Ana içeriğe geç
Sözlük

zorun ile cümle

zorun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom bana bağırmak zorunda değildi.Tom didn't have to yell at me.
Tom Mary'ye söylemek zorunda değildi, ama söyledi.Tom didn't have to tell Mary, but he did.
Tom onu öyle kaba şekilde söylemek zorunda değildi.Tom didn't have to say it so rudely.
Tom onu tekrar tekrar söylemek zorunda değildi.Tom didn't have to rub it in.
Tom istemeseydi onu yemek zorunda değildi.Tom didn't have to eat that if he didn't want to.
Tom onu yapmak zorunda değildi.Tom didn't have to do that.
Tom o kadar kaba olmak zorunda değildi.Tom didn't have to be so rude.
Tom bir cenazeye gitmek zorunda olduğu için bugün okula gelmedi.Tom didn't come to school today because he had to go to a funeral.
Tom ayın sonundan önce Mary'yi ziyaret etmek zorunda kalacağına karar verdi.Tom decided that he would have to visit Mary before the end of the month.
Tom ve Mary çocukların iyiliği için evli kalmak zorundalar.Tom and Mary have to stay married for the sake of the children.
Tom ve Mary birlikte çalışmak zorundalar.Tom and Mary have to work together.
Doktor Tom'a üç hafta boyunca ortopedik alçı giyinmek zorunda olduğunu söyledi.The doctor told Tom that he had to wear a cast for three weeks.
Doktor Tom'a acıyla birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda kalacağını söyledi.The doctor told Tom he'd just have to learn to live with the pain.
Sanırım sonunda Tom parasız kalacak ve eve geri gitmek zorunda kalacak.I imagine that Tom will eventually run out of money and have to go back home.
Yüksek sesle konuşmak zorunda değilsin. Seni çok net şekilde duyabiliyorum.You don't have to speak so loudly. I can hear you very clearly.
Japonya'da uygun bir dükkân bulmak için asla çok uzağa gitmek zorunda değilsin.In Japan, you never have to go too far to find a convenience store.
Ben her gün sıkı çalışmak zorundayım.I have to study hard each day.
Onu yapmak zorundaydım, seni aptal!I had to do it you fool!
Seni aptal, onu yapmak zorundaydım!You fool, I had to do it!
Kuzenim gibi inşaatçılar, sık sık şantiyeye ağır malzemeler taşımak zorundalar.Builders, like my cousin, often have to carry heavy materials to site.
Kilisenin nerede olduğunu söyleyebilir misiniz? Ben rahip ile konuşmak zorundayım.Can you tell me where the church is? I have to speak with the priest.
Tom her zaman kendi yoluna sahip olmak zorunda olan insan türüdür.Tom is the type of person who always has to have his own way.
Bunu yapmak zorunda değilsin.You don't have to do this.
Özür dilemek zorundayım.I have to apologize.
Bugün kitabı kütüphaneye geri götürmek zorundayım.I have to take the book back to the library today.
Üç saatten daha fazla beklemek zorunda kaldım.I had to wait more than three hours.
Gitmek zorunda kaldım.I had to go.
Uyumadan önce dişlerini fırçalamak zorundasın!You have to brush your teeth before going to sleep!
Gitmek zorundayım, tatlım.I have to go, Sweetheart.
Aletleri kullanmak zorundasın.You have to use tools.
Burada onu yapmak zorunda değilsin.You don't have to do it here.
Geri dönmek zorunda kalacağız.We'll have to come back.
Doktor sigarayı bırakmak zorunda kalacağımı söyledi.The doctor said that I would have to quit smoking.
Şu anda 5 saatten az çalışmak zorundayım.Now I have to work in less than 5 hours.
Üzgün olduğunu söylemek zorunda değilsin, anlıyorum.You don't have to say you're sorry; I understand.
İstemeyerek uyuşturucuyu almak zorunda kaldım.I was forced to take the drug against my will.
O ifadeyi tekrar yazmak zorundasın.You have to write that phrase again.
Çalışmaya devam etmek zorundasın.You have to continue to study.
Mümin olmak için teoloji okumak zorunda değilsiniz.You don't have to study theology to be a believer.
Fabrikayı kapatmak zorunda olmayacağımıza dair bir olasılık var.There is a possibility that we won't have to shut down the factory.
Ev ödevimi bitirmek zorundayım.I need to finish my homework.
Ben bir süre yatakta kalmak zorunda kaldım.I had to stay in bed for a while.
Bu iflasımızı sunmak zorunda olduğumuz anlamına mı geliyor?Does this mean that we have to file bankruptcy?
Türkiye'de zorunlu askerlik vardır.Compulsory military service exists in Turkey.
Çalışmak zorunda oldukları saatleri düşünerek öğretmenlerin çoğu iyi geçinmiyor.Most teachers don't make a decent living considering the hours they have to work.
Dolma kalemimi aramak zorundayım.I have to look for my pen.
Araç kullanmak için 18 yaşın üstünde olmak zorundasın.You have to be over 18 to drive.
Onu yapmak zorundayım.I am forced to do it.
Tom her şey için kendisi ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay for everything himself.
Tom zorunlu bir yalancıdır.Tom is a compulsive liar.
Keşke bu raporları yapmak zorunda olmasam.I'd wish I wouldn't have to do these reports.
Daha fazla çalışmak zorundasın.You have to study more.
Geç oluyor ve eve yalnız gitmekten hoşlanmıyorum. Sakıncası yoksa gitmek zorundayım.It's getting late and I don't like to go home alone. I have to go if you don't mind.
Ders projem için bazı fotoğraflar çekmek zorundayım.I have to take some photos for my class project.
Aynı eski sorunla her yıl uğraşmak zorundayız.We have to deal with the same old problem year after year.
Kilisede terbiyeli olmak zorundasın.You have to behave in the church.
Pazar günü çalışmak zorunda kalacağım.I will have to work on Sunday.
Olasılıklar hakkında düşünmek zorundayız.I have to think about the possibilities.
Neden bu kadar çok öğrenmek zorundayız?Why do we have to learn all this much?
Matematiği anlamak için beynimi yenmek zorundayım.I have to beat my brains out to understand math.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
zorun ile cümle - Sayfa 22 - zorun kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App