Zifiri karanlıkta yürümüştür.Se fue caminando en toda esa oscuridad,
Zifiri karanlıkta yürümüştür.Se fue caminando en toda esa oscuridad, - y fue por un pastel para comer.
Zifiri karanlıkta yürümüştür.Simán visszatalált a vaksötétben.
Zifiri karanlıkta yürümüştür.Wrócił po ciemku.
Zifiri karanlıkta yürümüştür.Απλά βγήκε έξω μέσα από το απόλυτο σκοτάδι.
Zifiri karanlıkta yürümüştür.Отишао је до тамо по тоталном мраку, и сада једе Херијеву питу.
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.Bodaj była noc onę osiadła ciemność, aby nie szła w liczbę dni rocznych, i w liczbę miesięcy nie przyszła!
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.Den natt - måtte mulm ta den! Den glede sig ikke blandt årets dager, den komme ikke med i måneders tall!
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.Hendaknya malam itu dihilangkan dari hitungan tahun dan bulan; jangan lagi dikenang, jangan pula dibilang
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin."그 밤이 심한 어두움에 잡혔었더라면, 해의 날 수 가운데 기쁨이 되지 말았었더라면, 달의 수에 들지 말았었더라면,"
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.Mørket tage den Nat, den høre ej hjemme blandt Årets Dage, den komme ikke i Måneders Tal!
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.Nech ta soberie tú noc mrákota; nech nie je pripojená ku dňom roku, nech nevojde do počtu mesiacov!
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.Noaptea aceea! S'o acopere întunerecul, să piară din an, să nu mai fie numărată între luni!
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.Ó by noc tu mrákota byla opanovala, aby nebyla připojena ke dnům roku, a v počet měsíců nepřišla.
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.Quel giorno lo possieda il buio non si aggiunga ai giorni dell'anno, non entri nel conto dei mesi
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.Sen yön ryöstäköön pimeys; älköön se iloitko vuoden päivien parissa, älköön tulko kuukausien lukuun.
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.Tista noč – tema jo prevzemi, naj se ne veseli med dnevi leta, naj ne pride v mesecev število!
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.Ночь та, – да обладает ею мрак, да не сочтется она в днях года, дане войдет в число месяцев!
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.Тъмнина да обладае оная нощ; Да се не брои между дните на годината, Да не влезе в числото на месеците.
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.הלילה ההוא יקחהו אפל אל יחד בימי שנה במספר ירחים אל יבא׃
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.اما ذلك الليل فليمسكه الدجى ولا يفرح بين ايام السنة ولا يدخلنّ في عدد الشهور.
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.願 那 夜 被 幽 暗 奪 取 、 不 在 年 中 的 日 子 同 樂 . 也 不 入 月 中 的 數 目
Zifiri karanlık yutsun o geceyi, Yılın günleri arasında sayılmasın, Aylardan hiçbirine girmesin.願那 夜 被 幽暗 奪取 、 不 在 年中 的 日子 同樂 . 也 不入 月中 的 數目
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.(106:10) Они сидели во тьме и тени смертной, окованныескорбью и железом;
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Abitavano nelle tenebre e nell'ombra di morte, prigionieri della miseria e dei ceppi
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Ada yang meringkuk di dalam kegelapan, orang tahanan yang menderita dalam belenggu besi
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.A kik setétségben és a halálnak árnyékában ülnek, megkötöztetvén nyomorúsággal és vassal;
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Cei ce şedeau în întunerec şi umbra morţii, trăiau legaţi în ticăloşie şi în fiare,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.De sad i Mulm og Mørke, bundne i pine og Jern,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.De satt i mørke og i dødsskygge, bundet i elendighet og jern,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.De sutto i mörker och dödsskugga, fångna i elände och järnbojor,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Die da sitzen mußten in Finsternis und Dunkel, gefangen in Zwang und Eisen,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Er waren ook mensen die in de duisternis moesten leven. Zij zaten (lichamelijk of geestelijk) vastgebonden.
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Habitaban en tinieblas y en densa oscuridad, aprisionados en la miseria y en cadenas de hierro
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.He istuivat pimeydessä ja synkeydessä, vangittuina kurjuuteen ja rautoihin,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Kateri so sedeli v temoti in v smrtni senci, v bridkosti sponah in v železju,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.사람이 흑암과 사망의 그늘에 앉으며 곤고와 쇠사슬에 매임은
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Kteříž sedí ve tmě a v stínu smrti, sevříni jsouce bídou i železy,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Którzy siedzą w ciemności i w cieniu śmierci, ściśnieni będąc nędzą i żelazem,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Những kẻ ở trong tối tăm và bóng sự chết, Bị khốn khổ và xích sắt bắt buộc,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Những kẻ ở trong tối_tăm và bóng sự chết , Bị khốn_khổ và xích sắt bắt_buộc ,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Quanto aos que se assentavam nas trevas e sombra da morte, presos em aflição e em ferros,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.tí, ktorí sedeli vo tme a v tôni smrti, spútaní biedou a železom,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Τους καθημενους εν σκοτει και σκια θανατου, τους δεδεμενους εν θλιψει και εν σιδηρω
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Други седяха в тъмнина и в мрачна сянка, Вързани със скръб и и с желязо,
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.ישבי חשך וצלמות אסירי עני וברזל׃
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.الجلوس في الظلمة وظلال الموت موثقين بالذل والحديد.
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.那 些 坐 在 黑 暗 中 死 蔭 裡 的 人 、 被 困 苦 和 鐵 鍊 捆 鎖
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.那些 坐在 黑暗 中 死 蔭裡 的 人 、 被 困苦 和 鐵鍊 捆鎖