Lola zerafetle dans etti.Lola danced with grace.
Onun bile özür dileme zerafeti yok.He did not even have the grace to apologize.
O, hepimizi şaşırtan bir zerafetle dans etti.She danced with a grace that surprised us all.
Partide herkes onu zerafeti tarafından cezbedildi.Everybody at the party was charmed by her elegance.
Burada ileri Rönesans'ın zerafetine ve ideal güzelliğine sahibiz.We have that high Renascence gracefulness and ideal beuaty.
Şekillendirdiği figürlerde aynı anda hem kudreti hem de zerafeti görüyoruz.Figures out of paint
Ancak aynı zamanda zerafet ve ideal güzelliği de hissediyoruz.They have a massiveness and a presence that is charismatic.
Balerin figürlerinin hantallıkları ve zerafetten uzak davranışları gözüme batıyor.The notion of the ungainliness is so clear when you look for it.
Bu alanda gerçek bir ferahlık ve zerafet duygusu yaratılmış.So there is a real sense of elegance and openness to this space.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.You could stick it on the front of a T-shirt, which is always the sign of elegance.
Ve Nathaniel'in manyak öfkesi, bir anlayışa ve sessiz bir merak ve zerâfete dönüşmüştü.And Nathaniel's manic rage was transformed into understanding, a quiet curiosity and grace.
Tose'yi, onun gibi insanlara ve zerafetine daha fazla ihtiyacımız olduğu bir dönemde kaybettik.We have lost him at a time when we need more people like Tose and his grace.
Büyük bir zerafet ve derinlikle yaptığı şey de tam olarak bu.Dabei handelt es sich um eine schimpfliche und zutiefst verächtliche Handlung.
Çünkü Ay da tıpkı kuğu gibi güzelliği ve zerafeti sembolize eder.Der Vogel symbolisiert dabei sowohl Schönheit wie Zerstörung.
Çiçeklerin tazelik ve zerafeti fosillerin sürekliliğine ve yaşı ile uyum sağlar.De betrouwbaarheid en de stabiliteit van de scores nemen met de leeftijd toe.
Aynı zamanda da bir kedi zerafeti ve hafifliğinde hareket eder.Myös monet kissat pitävät itsensä tasapainossa juostessaan kovaa vauhtia.
Kurban estetik ya da manevi zerafetten uzaktır.Luật sư nào, kích động hay bôi xấu như thế nào?
Ebrāhīm)'ın çalışmaları ile en yüksek zerafete ulaşmıştır.이는 오바마의 주요 업적으로 평가받는다.
Büyük bir zerafet ve derinlikle yaptığı şey de tam olarak bu.Pri vsem tem pa je bil silno preprost in globoko veren.
Büyük bir zerafet ve derinlikle yaptığı şey de tam olarak bu.Stebina išsamumas ir labai gilus dalyko išmanymas.
Ebrāhīm)'ın çalışmaları ile en yüksek zerafete ulaşmıştır.Rünnakutega seoses tõstis Belgia terroriohuhinnangu kõrgeimale tasemele.
Balerin figürlerinin hantallıkları ve zerafetten uzak davranışları gözüme batıyor.Идеята за липсата на изящество е толкова ясна, щом я потърсите.
Balerin figürlerinin hantallıkları ve zerafetten uzak davranışları gözüme batıyor.חוסר החן כל כך בולט כשמחפשים אותו.
Böylece çok küçük yaşlardan itibaren kurguyu gerçekle zerafet içinde buluşturabilmenin önemini öğrendim.Ho imparato fin da piccola l'importanza di mescolare con grazia la finzione e la realtà.
Böylece çok küçük yaşlardan itibaren kurguyu gerçekle zerafet içinde buluşturabilmenin önemini öğrendim.אז למדתי מגיל צעיר את החשיבות של להיות מסוגלת לערב בצורה אלגנטית בדיה ומציאות.
Bu alanda gerçek bir ferahlık ve zerafet duygusu yaratılmış.Hay una sensacion bien real de elegancia y abertura en este espacio.
Bu alanda gerçek bir ferahlık ve zerafet duygusu yaratılmış.Ty dodávají prostoru eleganci a otevřenost.
Bu alanda gerçek bir ferahlık ve zerafet duygusu yaratılmış.Все виглядає справді витончено та відкрито.
Bu alanda gerçek bir ferahlık ve zerafet duygusu yaratılmış.Это придаёт помещению изящество и ощущение простора.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Anda dapat menempelkannya di bagian depan kaus, yang selalu menjadi tanda keanggunan.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Ați putea să le imprimați pe un tricou, ce ar fi mereu un simbol al eleganței.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Bạn có thể dán nó vào mặt trước áo phông, trông rất chi là duyên dáng.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Egy póló elejére is ragaszthatnánk, mintegy jelét az eleganciának.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Je zou hem op een T-shirt kunnen drukken, dat altijd het teken van elegantie is.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Lahko bi ga natisnili na majico, ker je tako eleganten.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Man könnte sie vorne auf ein T-Shirt drucken, was immer ein Zeichen von Eleganz ist. Und hier haben wir sie.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Man kunne klæbe den på fronten af en T-shirt som jo altid er et tegn på elegance.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Można by je wydrukować na koszulce, co zawsze jest oznaką elegancji.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Můžete si to natisknout na tričko, což je vždy znamení elegance.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Podem colá-la numa T-shirt que é sempre um sinal de elegância.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Podrían ponerla en el frente de una playera, lo cual es siempre el signo de la elegancia.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Sen voisi printata t-paitaan, mikä on aina osoitus eleganssista.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.여러분은 이걸 T셔츠에 엘레강스함의 상징이라고 붙이고 다닐 수 있어요.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Vous pourriez l'imprimer sur le devant d'un T-shirt, ce qui est toujours signe d'élégance.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Ви могли б написати це на футболці, що завжи було б ознакою елегантності.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Вы можете приклеить его на футболку, что всегда является признаком элегантности.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.Може да си го сложите на тениска, което винаги е емблема на елегантност.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.תוכלו לשים אותה על חולצה, שזה תמיד סימן לאלגנטיות.
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.يمكنكم وضعها على ،t-shirt و ذلك دائما علامة الاناقة
Bunu bir tişörtün önüne yapıştırabilirsiniz ki, hep zerafetin simgesi olur.エレガンスの象徴になるでしょう これです
Burada ileri Rönesans'ın zerafetine ve ideal güzelliğine sahibiz.Це витонченість та ідеальна краса епохи Високого Відродження."
Örtünün zerafetine bakın, bence bu resimdeki en güzel bölümlerden birisi. .A podívejte se na tu jemnost toho závoje. Myslím, že je to jedna z nejkrásnějších částí této malby.
Örtünün zerafetine bakın, bence bu resimdeki en güzel bölümlerden birisi. .Dr Zucker: Spójrzcie też na delikatność tej szaty
Örtünün zerafetine bakın, bence bu resimdeki en güzel bölümlerden birisi. .А погляньте на витонченість. ціє вуалі.
Ve Nathaniel'in manyak öfkesi, bir anlayışa ve sessiz bir merak ve zerâfete dönüşmüştü.A Nathanielovo šílenství se proměnilo v porozumění, tichou zvědavost a vděčnost.
Ve Nathaniel'in manyak öfkesi, bir anlayışa ve sessiz bir merak ve zerâfete dönüşmüştü.Dan kegusaran Nathaniel berubah menjadi pengertian rasa ingin tahu dan ketenangan.
Ve Nathaniel'in manyak öfkesi, bir anlayışa ve sessiz bir merak ve zerâfete dönüşmüştü.De manische opwinding van Nathaniel... veranderde in begrip. In stille nieuwsgierigheid en gratie.
Ve Nathaniel'in manyak öfkesi, bir anlayışa ve sessiz bir merak ve zerâfete dönüşmüştü.E a fúria maníaca do Nathaniel transformou-se em compreensão, uma curiosidade serena e um estado de graça.
Ve Nathaniel'in manyak öfkesi, bir anlayışa ve sessiz bir merak ve zerâfete dönüşmüştü.És Nathaniel mániákus dühe megértésé alakult át, egy csendes kíváncsisággá, és bájjá.
Ve Nathaniel'in manyak öfkesi, bir anlayışa ve sessiz bir merak ve zerâfete dönüşmüştü.Et la rage maniaque de Nathaniel s'est transformée en compréhension, en curiosité tranquille, et en grâce.