Birden üzerinde bulunduğumuz zeminin oyuntularından sıyrılıyoruzבגלל שהגוף והקרקע אינם תקועים זה בחריצים של זה,
Birden üzerinde bulunduğumuz zeminin oyuntularından sıyrılıyoruzوجود العديد من الثغرات وان الجسم ليس عالقا عليها
Bir diğer sebebi ise İmparatorluk ünvanını alması aynı anda hanedanlığın başlamasına da zemin hazırlıyor.이 일은 근본적으로 한 왕조를 설립하는 것입니다.
Bir diğer sebebi ise İmparatorluk ünvanını alması aynı anda hanedanlığın başlamasına da zemin hazırlıyor.Те всъщност си мислели, че има възможност военната кампания да е пренесе най-вече в Италия.
Bir lider iki taraf içinde ortak bir zemin bulabilirMột người lãnh đạo có thể tìm mặt chung trên cả hai phương diện.
Bir lider iki taraf içinde ortak bir zemin bulabilirPemimpin yang dapat menemukan persamaan di kedua sisi.
Bir lider iki taraf içinde ortak bir zemin bulabilirUn chef qui peur trouver un terrain commun sur les deux côtés.
Bir lider iki taraf içinde ortak bir zemin bulabilirUn líder que hallase terreno en común con los dos lados.
Bir önceki konuşmacı, sanırım, bazı konuların ne olduğuna dair gerçekten çok iyi bir zemin çizdi.제 생각에 좀 전에 강연하신 분이 제 작업에 깔린 동기, 원동력, 제가 느끼는 상실감
Bir önceki konuşmacı, sanırım, bazı konuların ne olduğuna dair gerçekten çok iyi bir zemin çizdi.המרצה הקודם, לדעתי נתן רקע טוב מאד למה שמניע את עבודתי
Bir önceki konuşmacı, sanırım, bazı konuların ne olduğuna dair gerçekten çok iyi bir zemin çizdi.أعتقد أن المتحدث السابق قد رسم حقيقة خلفية جيدة جداً عن ما هو
Bir önceki konuşmacı, sanırım, bazı konuların ne olduğuna dair gerçekten çok iyi bir zemin çizdi.私の経歴を丁寧に説明して下さったように 映画作りの動機は 私の中にある喪失感で
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Als een kubus, op een zwarte achtergrond, zoals je hem zou zien door een stuk Zwitserse kaas.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Als einen Würfel vor einem schwarzen Hintergrund, durch einen Schweizer Käse hindurchgesehen.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Ca pe un cub pe un fundal negru, ca și cum l-am privi printr-o bucată de șvaițer.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Come un cubo su uno sfondo nero visto attraverso un pezzo di formaggio Svizzero.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Como um cubo, num fundo preto, visto através de um bocado de queijo suíço.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Como un cubo sobre un fondo negro, como se vería a través de un pedazo de queso suizo.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Jako sześcian na czarnym tle, widziany przez plaster szwajcarskiego sera.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.스위스 치즈 조각의 구멍들을 통해서 보이는, 검은 배경 위의 입방체로 말이지요.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Kot kocka na črnem ozadju, ki jo gledamo skozi švicarski sir.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Mint egy kockát, fekete háttérrel, egy darab svájci sajton keresztül nézve.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Mustaa taustaa vasten olevana kuutiona, jota katsotaan reikäjuuston läpi.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Můžete ji vidět i jako kostku na černém pozadí, viděnou přes kus švýcarského sýra.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Như một khối lập phương, trước một nền đen, được nhìn qua một chiếc pho mát Thụy Sỹ.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Sebagai sebuah kubus, dengan latar belakang hitam, tapi dilihat melalui sepotong keju Swiss.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Voyez un cube, sur un fond noir, que l'on aperçoit à travers un morceau de gruyère.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Ως ένα κύβο σε μαύρο φόντο, όπως αν τον βλέπατε μέσα από ένα κομμάτι Ελβετικό τυρί.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Как куб на черном фоне, если смотреть на него через ломтик швейцарского сыра.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.Като куб на черен фон, видян през дупките на швейцарско сирене.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.כקוביה, על רקע שחור, כאילו דרך גבינה שוויצרית.
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.كمكعب , على خلفية سوداء كما يرى من خلال قطعة من الجبن السويسري
Bir parça İsviçre peynirinde görüldüğü gibi siyah bir zeminde bir küp olarak.向こうが見える一個のスイスチーズのように (笑)
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Daje wam niezliczone okazje, aby jakoś wznieść się na wyższy poziom.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Det erbjuder dit otaliga möjligheter att på något sätt, ta steget till högre mark.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Ele oferece a você inúmeras oportunidades para, de alguma forma, passar a um nível mais elevado.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Es bietet dir unzählige Möglichkeiten, um irgendwie...zu Höherem voranzuschreiten.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Il offre d'innombrables possibilités, pour en quelque sorte, s'élever à un niveau supérieur.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Ofrece innumerables oportunidades para, de alguna forma, subir a un terreno más elevado.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Ponuja nešteto priložnosti, da nekako stopimo na višja tla.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Számtalan lehetőséget kínál, hogy valamiképpen egy magasabb szintre léphess.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...Она предлагает тебе бесчисленные возможности каким-то образом подняться на более высокий уровень.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...הוא מציע לך אינספור הזדמנויות שבהם יש איזושהי אפשרות לגדול.
Bir şekilde size sayısız fırsatlar sunuyor... daha yüksek bir kaideyi (zemini) kurmak için...يوفر لكم فرص لا تحصى. بطريقة ما أن ... ترتقي إلى درجات أعلى.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.A palack esett a padlóra, és összetört.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.Butelka spadła na podłogę i rozbita.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.Een fles viel op de grond en verbrijzelde.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.Eine Flasche fiel auf den Boden und zerbrach.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.En flaska föll på golvet och krossades.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.En flaske faldt ned på gulvet og knust.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.Fľaša spadol na zem a rozbila.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.병은 바닥에 떨어져 산산조각.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.Láhev spadl na zem a rozbila.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.Một chai rơi xuống sàn nhà và tan vỡ.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.O sticla a cazut pe podea şi a spulberat.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.Pullo putosi lattialle ja pirstaleina.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.Sebuah botol jatuh ke lantai dan pecah berantakan.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.Steklenico padel na tla in uničile.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.Uma garrafa caiu no chão e quebrou.
Bir şişe zemine düştü ve paramparça.Una botella cayó al suelo y se rompió.