ze ile cümle
ze kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yeni Zelanda'dan geri döndüğünden beri Rick'i görmedim.I haven't seen Rick since he returned from New Zealand.
O Yeni Zelanda'dan döndüğünden beri Rick'i görmedim.I haven't seen Rick since he returned from New Zealand.
Modern caz benim zevkime göre değil.Modern jazz is not to my taste.
Eğer daha çok çalışsaydı şimdi zengin bir adam olabilirdi.If he had worked harder, he might be a rich man now.
Zengin olsam, ben güzel bir ev satın alırım.If I were rich, I would buy a fine house.
Zengin olsaydım, ben sana biraz para verirdim.If I had been rich, I would have given you some money.
O tabloyu o zaman satın alsaydım, şimdi zengin olurdum.If I had bought the painting then, I would be rich now.
Eğer çocuğunuz zehir içerse, derhal hastaneye götürün.If your child drinks poison, rush him to the hospital.
Zengin olursam onu alırım.If I got rich, I would buy it.
Mary fakir değildir. Aksine, o oldukça zengindir.Mary is not poor. On the contrary, she is quite rich.
Mike babasının zengin olmasıyla gurur duyar.Mike is proud of his father being rich.
Bazı insanlar korku filmlerini izlemekten zevk alırlar.Some people derive pleasure from watching horror movies.
Paul zengin olmasına rağmen kibirli olmadı.Paul didn't become arrogant even though he was rich.
Ben salonun soğuk olması dışında konserden zevk aldım.I enjoyed the concert except that the hall was cold.
Bazı yılanlar zehirlidir.Some snakes are poisonous.
Banyo yeterince sıcak değildi ve ben zevk alamadım.The bath was not hot enough and I was unable to enjoy it.
Beverly Hills gibi zengin kasabada Joneses ailesine ayak uydurmak zordur.Keeping up with the Joneses is expensive in rich town like Beverly Hills.
Bir kazma sert zemin yüzeyleri parçalamak için kullanılan uzun saplı bir araçtır.A pick is a long handled tool used for breaking up hard ground surfaces.
Vitamin açısından zengin bazı sebzeler yemelisin.You should eat some vegetables rich in vitamins.
O, Yeni Zelanda'ya taşınacak.She will be relocated to New Zealand.
Yeni Zelanda'ya giderken Los Angeles'ta iki gece konakladık.We stopped over in Los Angeles for two nights on the way to New Zealand.
Yeni Zelanda, koyunların ve ineklerin bir ülkesidir.New Zealand is a country of sheep and cows.
Yeni Zelanda nasıl bir yerdir? Avustralya kadar seyrek nüfuslu mudur?What's New Zealand like? Is it as sparsely populated as Australia?
Ben Wellingtonluyum,Yeni Zelanda'nın başkenti.I'm from Wellington, the capital of New Zealand.
Yeni Zelanda'nın iklimi, Japonya'nınkine benzerdir.The climate of New Zealand is similar to that of Japan.
Onların Yeni Zelanda'dadaki tüneller ile ilgili çok sayıda sorunları olduklarını duydum.I hear they have a lot of problems with the tunnels in New Zealand.
Yeni Zelanda'da, halk İngilizce konuşur.They speak English in New Zealand.
Yeni Zelanda'da İngilizce konuşurlar.They speak English in New Zealand.
Erkek kardeşim üniversitede zevk alıyor gibi görünüyor.My brother seems to enjoy himself at college.
Onun zengin olduğu doğru ama bir cimridir.It is true he is rich, but he is a miser.
Ne kadar zengin olursa olsun, o asla mutlu değil.No matter how rich he may be, he is never contented.
En zengin adam gerçek aşkı satın alamaz.The richest man cannot buy true love.
Tom, zeki bir çocuğa benziyor.Tom looks like a clever boy.
Tom o kadar zeki ki sınıfta kendini gösteriyor.Tom is so intelligent that he stands out in class.
Tom'un zengin bir kadınla evliliğini duydum.I've heard of Tom's marriage to a rich woman.
Bazen zekandan şüphe ediyorum.Sometimes I doubt your intelligence.
Nasıl zengin olabilirim?How can I become rich?
Alabiliyorken hayattan zevk alın.Enjoy your life while you are able to.
Birinin çorbasına zehir koyduğunu düşündü.He thought someone had put poison in his soup.
Birisi köpeğimizin yiyeceğini zehirlemeye çalıştı.Someone tried to poison our dog's food.
Zengin olsam, ona para vermem.Even if I were rich, I wouldn't give money to him.
Zevkler ve renkler tartışılmaz.There is no accounting for tastes.
Kesinlikle o zengin ama güvenilir değil.Indeed he is rich, but he is not reliable.
O böyle bir şey yapmayacak kadar zekidir.He is wise enough not to do such a thing.
Zeki doktor başbakanın hastalığını tedavi etmeyi başardı.The clever doctor was able to cure the Prime Minister's illness.
Erkek maymun, doğası gereği zekidir.The male ape is intelligent by nature.
Zengin aile büyük bir ev daha inşa etti.The wealthy family built another large house.
Yanlış kullanılırsa, ilaç zehir olacaktır.If it is wrongly used, the medicine will be a poison.
Avukatın birçok zengin müşterisi var.The lawyer has a lot of wealthy clients.
Asker zerre kadar ölmekten korkmuyordu.The soldier was not in the least afraid to die.
Oda zengin bir şekilde süslenmiş.The room is richly ornamented.
Zehirli bitkilerden uzak durmalıyız.We should keep away from the poisonous plants.
Bölge doğal kaynaklar açısından zengindir.The district is abundant in natural resources.
Bölge maden kaynakları açısından oldukça zengindir.The region is relatively rich in mineral resources.
Kıta fosil yakıtlarca zengindir.The continent is abundant in fossil fuels.
Öğretmen mezunlardan bazıları ile konuşmaktan zevk aldı.The teacher enjoyed talking with some of the graduates.
Zemin kalın bir halı ile kaplıdır.The floor is covered with a thick carpet.
Bu olay onun ününü zedeledi.That incident harmed his reputation.
Bu iş ona biraz zevk verdi.That job gave him little gratification.
Bu ülke doğal kaynak açısından zengindir.The country is abundant in natural resources.