Tom zar zor saldırıyı atlattı.Tom barely survived the attack.
Bu zarfın adresi yok.This envelope has no address.
Bu zarfın üzerinde hiç adres yok.This envelope has no address.
Bu zarardan dolayı üzgünüz.We're upset about this loss.
Zarar çok geniş çaplıdır.The damage is too extensive.
Sana zarar vermek niyetinde değildim.I didn't intend to hurt you.
Onlar kendilerine zarar veriyorlar mı?Are they hurting themselves?
Tanrı'ya şükür Tom'a zarar vermedim.Thank God I didn't hurt Tom.
O bana bilerek zarar verdi.She hurt me deliberately.
Fazlasından zarar gelmez.We could always use more.
Tom zararlar için onları mahkemeye verdi.Tom sued them for damages.
Tom Mary'ye zarar vermeye çalıştı.Tom tried to hurt Mary.
Sen de bana zarar verdin.You've hurt me, too.
Ne kâr ne zarar ediyoruz.We're breaking even.
Birbirimize zarar verdik.We hurt one another.
Fırtına birçok pencereye zarar verdi.The storm damaged many windows.
Tom Mary'ye zarar vermekten korktu.Tom was afraid of hurting Mary.
Bunun dostluğumuza zarar vermeyeceğini umarım.I hope that that will not damage our friendship.
Bunun zarar vereceğini sanmıyorum.I don't think it's going to hurt.
Tom sana zarar vermek niyetinde değildi.Tom didn't intend to hurt you.
Ona zar zor dayanabiliyorum.I can barely stand him.
Ona zar zor katlanabiliyorum.I can barely stand him.
Korkarım ki ona zarar vereceksin.I'm afraid you're going to hurt her.
Tom zarfı kesip açtı.Tom cut the envelope open.
Ben ona zarar vermek istemedim.I didn't want to hurt her.
Tom'a zarar vermek istemedim.I didn't want to hurt Tom.
Korkarım Tom'a zarar vereceksin.I'm afraid you're going to hurt Tom.
Ben kendime zarar verdim.I hurt myself.
Ben Tom'a zarar veremem.I can't hurt Tom.
Tom'un kendine zarar vermediğinden emin olmamız gerekiyor.We need to make sure that Tom doesn't hurt himself.
Tom ne kadar zarar vermiş olabilir?How much harm could Tom have done?
Bu artık o kadar çok zarar vermiyor.It doesn't hurt that much anymore.
Ben zarar görmedim.I was unharmed.
Kimsenin zarar görmemesine sevindim.I'm just glad no one got hurt.
İsteseydim Tom'a zarar verebilirdim.I could hurt Tom if I wanted to.
Sana zarar veremem.I can't hurt you.
Kimseye zarar vermeyin.Don't harm anyone.
Zarları yuvarladım.I rolled the dice.
Zarları attım.I threw the dice.
Layla'nın çok zarif özellikleri vardı.Layla had very delicate features.
Fadıl, zarif Leyla'yı acımasız bir dünyadan kurtarmak istedi.Fadil wanted to save the delicate Layla from a harsh world.
Fadıl asla başka birisine zarar veremez.Fadil can never hurt another person.
Onu yapmaya çalışmanın zararı ne?What's the harm in trying?
Onu yapmaya çalışmada zarar ne?What's the harm in trying to do that?
Tom, Mary'nin hislerine zarar verebileceğinden korkuyor.Tom is afraid he might hurt Mary's feelings.
Kentsel yayılım çevresel olarak zarar verir.Urban sprawl is environmentally damaging.
Ben zarardan yarar sağlamaya çalışıyorum.I'm trying to make the best of a bad situation.
Tom, Mary'ye zarar vermek için hiçbir şey yapmadı.Tom never did anything to hurt Mary.
Ben asla kimseye zarar vermezdim.I would never hurt anyone.
Ben asla sana zarar vermezdim.I would never harm you.
Sınırlayıcı uygulamalar sanayiler için zararlı olabilir.Restrictive practices can be damaging for industries.
Sihirbaz zarardan korumak için şatoyu büyülüyor.The wizard enchants the castle, protecting it from harm.
Düzenlemeler verimliliğe zarar verir.Regulations harm efficiency.
Düzenlemeler kârlara zarar verir.Regulations harm profits.
Yönetmelikler ekonomiye zarar verir.Regulations harm the economy.
Düşük vergiler fakirlere zarar verir.Lower taxes harm the poor.
Yüksek vergiler ekonomiye zarar veriyor.Higher taxes hurt the economy.
Oldukça zararsızım.I'm quite harmless.
Bir kötünün bin iyiye zararı olur.One bad apple spoils the barrel.
Kimseye zarar vermedin, değil mi?You haven't hurt anyone, have you?