Her parça eşsizliğini ve kalitesini sağlayan usta zanaatkarlar tarafından elde işlenmektedirEach piece is handmade with the utmost care by skilled craftsmen ensuring its uniqueness and quality
Şehrin zanaatkârlarının büyük bir kısmı Timur'un Semerkant'taki başkentine götürüldü.A huge number of the city's artisans were taken to Timur's capital at Samarkand.
Ayrıca beceriyi geliştirmek için yerel zanaatkârların eğitimi de düzenledi.He also arranged training of local artisans to improve the skill.
Göçmenlerin çoğunluğu, hali vakti yerinde ve vasıflı zanaatkarlardı.The preponderance of the immigrants were well-to-do gentry and skilled craftsmen.
Vaişya : Ziraatçılar, çiftçiler veya tüccarlar. [1] Şudra : Zanaatkarlar, işçiler veya hizmetliler.Vaishyas: Agriculturalists, farmers or merchants.[8] Shudras: Artisans, laborers or servants.
Zanaatkarların varlığı ise zamanla teknolojinin ve metal silahların geliştirilmesine olanak sağlamıştır.Mais en pratique, il suffit que le matériel puisse être réalisé avec des techniques et outils d'époque.
Özellikle de dokumacıların kendi haklarını savunmalarını zanaatkârlar desteklemekteydi.Algunos estudiosos, en cambio, defienden su autenticidad.
Bunlar, binanın inşaatında çalışan taş ustaları ve çeşitli zanaatkârlardır.Sono evidenti le varie fasi di costruzione dell'edificio.
Özellikle de dokumacıların kendi haklarını savunmalarını zanaatkârlar desteklemekteydi.Нет, он физически уничтожил всех, кто активно поддерживал их документ.
Bu tabakada burjuvalar, zanaatkarlar, köylüler ve işçiler bulunuyordu.Здесь жили торговцы, ремесленники и крестьяне.
Yusuf, bir kültür adamıydı ve Pers, Türkiye ve Roma'dan şair ve zanaatkarları mahkemeye davet etti.Yusuf era um homem de cultura e convidou poetas e artesãos da Pérsia, Turquia e Roma para a sua corte.
Özellikle de dokumacıların kendi haklarını savunmalarını zanaatkârlar desteklemekteydi.Interesujące jest również to, że fotograf chciał chronić swoje prawa do dzieła.
Zanaatkarların varlığı ise zamanla teknolojinin ve metal silahların geliştirilmesine olanak sağlamıştır.Швеція вважає, що важливо також розвивати і сучасні технології та озброєння.
Zanaatkarlar, el becerileri nedeniyle tarih boyunca pek çok toplumda saygın bir yere sahip olmuşlardır.Свого часу над тим, щоб досягти відповідного визнання в ООН, працювало багато експертів.
Zanaatkarlarıyla ünlüdür.Známá pro své řemeslníky.
Yusuf, bir kültür adamıydı ve Pers, Türkiye ve Roma'dan şair ve zanaatkarları mahkemeye davet etti.優素福是一位有文化的人,邀請來自波斯,土耳其和羅馬的詩人和工匠到他的宮廷。
Bir anlamda, aşçılar eğitimli zanaatkarlar olarak kabul edildi.Podľa mienky odborníkov boli hrané v slušnej kvalite.
El işleri geleneklerini çalışmaya, ve zanaatkarlarla ortak çalışmayaAz ipar hagyományainak megismerésével folytattam. Kézművesekkel dolgoztam együtt ezután,
El işleri geleneklerini çalışmaya, ve zanaatkarlarla ortak çalışmaya저는 계속해서 전통적인 그물공예방식을 공부하고 그물장인들과 함께 협력하고
El işleri geleneklerini çalışmaya, ve zanaatkarlarla ortak çalışmayaהמשכתי ללמוד מסורות אומנות ולשתף פעולה עם ארטיזנים,
El işleri geleneklerini çalışmaya, ve zanaatkarlarla ortak çalışmayaاستمريت بدراسة الحرف بالتعاون مع المصممين
El işleri geleneklerini çalışmaya, ve zanaatkarlarla ortak çalışmaya作品を作りました これは リトアニアのレース職人と作ったものです
Her parça eşsizliğini ve kalitesini sağlayan usta zanaatkarlar tarafından elde işlenmektedirجميع القطع مصنعة يدويًا بمنتهى الدقة والعناية على يد أمهر الصناع بما يضمن تميزها وجودتها
Yapımcılar birşeyleri zanaatkarların yaptığından daha güzel, daha zarif, daha konforlu yaparlar.Bueno, los hacedores de cosas: ellos hacen las cosas más bellas, más elegantes, más cómodas que los artesanos.
Yapımcılar birşeyleri zanaatkarların yaptığından daha güzel, daha zarif, daha konforlu yaparlar.Dinge-Macher: Sie machen Dinge schöner, eleganter, bequemer als die normalen Kunsthandwerker.
Yapımcılar birşeyleri zanaatkarların yaptığından daha güzel, daha zarif, daha konforlu yaparlar.Dingenmakers: ze maken dingen mooier, eleganter, comfortabeler dan de ambachtslieden doen.
Yapımcılar birşeyleri zanaatkarların yaptığından daha güzel, daha zarif, daha konforlu yaparlar.'사물'을 만드는 사람은, 기능공들이 만드는 것보다는 보다 더 아름답고, 기품있고 사용하기에 더 편리한 사물을 만드는 사람입니다.
Yapımcılar birşeyleri zanaatkarların yaptığından daha güzel, daha zarif, daha konforlu yaparlar.Những người tạo ra sản phẩm: họ làm cho nó đẹp hơn, tao nhã hơn, tiện lợi hơn những người thợ thủ công.
Yapımcılar birşeyleri zanaatkarların yaptığından daha güzel, daha zarif, daha konforlu yaparlar.Nos, a dolgok készítői: ők sokkal szebb, elegánsabb, kényelmesebb tárgyakat készítenek, mint az iparosok.
Yapımcılar birşeyleri zanaatkarların yaptığından daha güzel, daha zarif, daha konforlu yaparlar.А ние, създателите на неща правим нещата по красиви, по елегантни, по удобни, отколкото занаятчийте.
Yapımcılar birşeyleri zanaatkarların yaptığından daha güzel, daha zarif, daha konforlu yaparlar.Творці роблять речі більш красивими, витонченими, більш зручними, ніж просто ремісники.
Yapımcılar birşeyleri zanaatkarların yaptığından daha güzel, daha zarif, daha konforlu yaparlar.ובכן, יוצרים של דברים: הם עושים דברים יותר יפים, יותר אלגנטיים, יותר נוחים ממה שבעל מלאכה בלבד היה עושה.
Yapımcılar birşeyleri zanaatkarların yaptığından daha güzel, daha zarif, daha konforlu yaparlar.بالمقابل، صانعو الأشياء، يصنعون الأشياء بجمالية أكثر، بأناقة أكثر براحة أكثر مما يفعل الحرفيون
Yapımcılar birşeyleri zanaatkarların yaptığından daha güzel, daha zarif, daha konforlu yaparlar.より心地よいものをつくります 言いたいことが沢山あるから ちょっと考えをまとめないと