Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanlar ile cümle

zamanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom, son zamanlarda yeterice uyuyamadığını söylüyor.Tom says that recently he isn't able to get enough sleep.
Tom bu kötü ekonomik zamanlarda çok iş yapmıyor.Tom isn't doing much business during these bad economic times.
Tom geçen sene bu zamanlar olduğundan daha varlıklıydı.Tom is better off than he was this time last year.
Tom son zamanlarda kilo verdi.Tom has lost weight recently.
Tom son zamanlarda çok kilo kaybetti.Tom has lost a lot of weight recently.
Tom son zamanlarda çok kilo aldı.Tom has gained a lot of weight recently.
Tom son zamanlarda e-posta adresini değiştirdi.Tom has changed his email address recently.
Tom son zamanlarda kilo alıyor.Tom has been putting on weight recently.
Tom son zamanlarda Mary'yi fazla görmedi.Tom hasn't seen much of Mary recently.
Tom bir zamanlar Mary'ye çılgınca âşıktı.Tom had once been madly in love with Mary.
Tom ilk zamanlar Mary'ye inanmıyordu.Tom didn't believe Mary at first.
Tom'un Mary ile evlenmemiş olmayı dilediği zamanlar olmuştur.There were times when Tom wished he hadn't married Mary.
Bir zamanlar, o köyde fakir çiftçiler vardı.In another time, there were poor farmers in that village.
Bir zamanlar o köyde fakir çiftçiler vardı.There were once poor farmers in that village.
Tom son zamanlarda çok fazla gergin.Tom has been under a lot of strain recently.
Sert zamanlar sert önlemler gerektirir.Drastic times call for drastic measures.
Sadece gece uyuyamadığım zamanlar saatin tik tak sesleri beni rahatsız eder.It's only when I can't sleep at night that the ticking of the clock bothers me.
Bir zamanlar bir tavuk vardı, onun bir gözlemesi vardı.Once upon a time there was a chicken that had a crispbread.
Bir zamanlar, Tango adında bir kedi varmış.Once upon a time, there was a cat whose name was Tango.
Ben bir zamanlar astrofizikçi olmak istiyordum.I wanted to be an astrophysicist once.
Tom daha iyi zamanların geleceğinden emindi.Tom was sure better times were coming.
Tom son zamanlarda çok iyi değil.Tom hasn't been very well recently.
Tom, son zamanlarda telefon numarasını değiştirdi.Tom has recently changed his telephone number.
Tom son zamanlarda telefon numarasını değiştirdi.Tom has recently changed his telephone number.
Tom son zamanlarda çok sayıda yeni şarkıları nasıl söyleyeceğini öğreniyor.Tom has recently been learning how to sing a lot of new songs.
Tom son zamanlarda çok hasta.Tom has been sick a lot recently.
Tom son zamanlarda uyku sorunu yaşamaktadır.Tom has been having trouble sleeping recently.
Tom bir bisiklete binmeyi öğrenmede zor zamanlar geçirdi.Tom had a hard time learning how to ride a bicycle.
Tom, iş bulurken zor zamanlar geçirdi.Tom had a hard time finding work.
Tom son zamanlarda terfi ettirildi.Tom got promoted recently.
Tom eski elbiselerinin çoğunu son zamanlarda rastladığı evsiz adama verdi.Tom gave a lot of his old clothes to a homeless man that he met recently.
Son zamanlarda Tom muhtemelen Mary'nin davranma tarzından bıktı.Tom's probably sick and tired of the way Mary's been behaving lately.
Bu resim bana öğrenci olduğum zamanları hatırlatıyor.This picture reminds me of when I was a student.
Tom son zamanlarda her zamanki gibi davranmadı.Tom hasn't been his usual self lately.
Son zamanlardaki kahve kıtlığı birçok sorunu da beraberinde getirdi.The recent coffee shortage brought about many problems.
Son zamanlarda eve erken geliyorsun, değil mi?You've been coming home early lately, haven't you?
Son zamanlarda, birçok insan iyi yaşamayı zor buluyor.Recently, many people are finding it hard to make a decent living.
Son zamanlarda birçok insan rahat geçinmeyi zor buluyor.Recently, many people are finding it hard to make a decent living.
Bir zamanlar güzel bir prenses varmış.Once upon a time, there was a beautiful princess.
Tom son zamanlarda Mary'yi aramadı.Tom hasn't called Mary lately.
Bir zamanlar evliydim.I was married once.
Seninle olan hem iyi hem de kötü zamanları gözden geçireceğim.I'll go through both the good times and the bad with you.
Hem mutlu zamanlar hem de üzgün zamanlar boyunca seninle kalacağım.I'll stay with you through both the happy times and the sad times.
O son zamanlarda bazı çok iyi sonuçlar aldı.He's had some very good results lately.
Birbirlerine alışmak biraz zamanlarını aldı.It took them some time to get used to one another.
İncil tüm zamanların büyük best selleridir.The Bible is the great best seller of all times.
Benim dizüstü bilgisayar son zamanlarda çok yavaş çalışıyor.My laptop has been running so slow lately.
Evet, bazı zamanlar.Yes, sometimes.
Mary'nin saatlerce hareketsiz oturduğu ve denize baktığı zamanlar vardır.There are times when Mary sits still for hours and looks at the sea.
İşsiz sayısı tüm zamanların en yükseğindedir.The number of jobless is at an all time high.
Zamanlar değişti ve biz onların içinde değiştik.The times are changed and we are changed in them.
Zamanlar değişir.Times change.
Zamanlar değişiyor.Times are changing.
O tavuk son zamanlarda hiç yumurta yumurtlamadı.That chicken hasn't laid any eggs lately.
Son zamanlarda onu çok gördüm.I've seen a lot of him recently.
Son zamanlarda depremlerin sıklığı endişe verici.The frequency of earthquakes lately is worrying.
Bir zamanlar fakir bir adam ve zengin bir kadın vardı.There were once upon a time a poor man and a rich woman.
Bir zamanlar yoksul bir adam ve zengin bir kadın vardı.There were once a poor man and a rich woman.
Babam son zamanlarda Japonya'ya geri geldi.My father has recently come back to Japan.
Babam son zamanlarda Japonya'ya döndü.My father has recently returned to Japan.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod