zamanları ile cümle
zamanları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Zorluk zamanlarında bize yardımcı olur.It helps us in times of difficulty.
Onun boş zamanlarında, o yüzme ve tenisin tadını çıkarır.In her leisure time, she enjoys swimming and tennis.
Hisse senedi fiyat endeksi, tüm zamanların en yükseğine yükseldi.The stock price index soared to an all-time high.
Öğrenciler boş zamanlarını iyi şekilde kullanmalılar.Students should make the most of their free time.
Zamanların gerisinde kalmamak için gazete okumalıyız.We should read the newspaper so as not to lag behind the times.
Boş zamanlarında ne yapıyorsun?What do you do in your free time?
Amerikalılar boş zamanlarının çoğunu evde geçirirler.Americans spend much of their free time at home.
Amerikan tarihinin ilk zamanlarında, siyahlar kölelik yaşadı.In the early days of American history, blacks lived in slavery.
Hitachi ve NEC gibi rakipler bir araya geldiğinde zamanların değiştiğini biliyorsunuz.You know times have changed when rivals like Hitachi and NEC get together.
Herkesin zor zamanları olmuştur.Everybody had a hard time.
Ayıracak zamanları olmadığından dolayı aceleyle kasabaya geri döndüler.Because they had no time to spare, they hurried back to town.
Fiyat endeksi tüm zamanların en yükseğine ulaştı.The price index hit an all-time high.
Ben o zamanları hatırlıyorum.I remember those times.
Ben iş başındayken boş zamanlarımda sık sık çizgi romanlar okudum.I often read comic books in my spare time at work.
Onu aramak için zamanları yoktu.They did not have time to search for it.
Tüm zamanların en sevdiğiniz filmi nedir?What's your favorite movie of all time?
Pek çok genç İtalyan kızı zamanlarını ne yaparak geçiriyor?What do most young Italian girls spend their time doing?
Hemşireler zamanlarının çoğunu ne yaparak harcarlar?What do nurses spend most of their time doing?
Birlikteyken yaşadığımız tüm mutsuz zamanları unuturum.When we are together, I forget all the unhappy times we've had.
Tom daha iyi zamanların geleceğinden emindi.Tom was sure better times were coming.
Bu resim bana öğrenci olduğum zamanları hatırlatıyor.This picture reminds me of when I was a student.
Seninle olan hem iyi hem de kötü zamanları gözden geçireceğim.I'll go through both the good times and the bad with you.
Birbirlerine alışmak biraz zamanlarını aldı.It took them some time to get used to one another.
İncil tüm zamanların büyük best selleridir.The Bible is the great best seller of all times.
İşsiz sayısı tüm zamanların en yükseğindedir.The number of jobless is at an all time high.
Boş zamanlarımı daha verimli kullanmam gerekiyor.I need to make better use of my free time.
O bana eski güzel zamanları hatırlatıyor.It reminds me of the good old times.
Çoğu insan, çocukların tüm zamanlarını televizyon seyrederek geçirdiğini düşünüyor.Many people think that children spend all their time watching television.
Sovyet zamanlarında, her hükümet propaganda yaptı.In Soviet times, each government made propaganda.
Zamanlarını iskambil oynayarak geçirdiler.They spent their time playing cards.
Çocukken beraber oynadığımız bütün zamanları düşündüm.I thought about all the times we used to play together as kids.
Genç olduğumuz zamanları düşünüyordum.I've been thinking about when we were young.
Tüm zamanların en harika kitaplarından biri.It's one of the greatest books of all time.
Savaş ve Barış tüm zamanların en büyük kitaplarından biridir.War and Peace is one of the greatest books of all time.
Hayatımın en güzel zamanlarını yaşıyorum.I'm having the time of my life.
Birinin size verebileceği en büyük armağan onların sevgi ve zamanlarıdır.The greatest gift that someone can give you is their love and their time.
Bolluk zamanlarında kıtlık zamanlarını hatırla.In times of abundance, remember the times of famine.
"Pretty Woman" filmi tüm zamanların klasiklerinden biridir.The movie "Pretty Woman" is one of the all-time classics.
Önümüzde bazı zor zamanlarımız var.We have some tough times ahead.
LeBron James tüm zamanların en büyük basketbol oyuncularından biridir.LeBron James is one of the greatest basketball players of all time.
Boş zamanlarımda yaptığım şey bu.This is what I do in my spare time.
Mary Tom'la paylaştığı tüm mutlu zamanları düşünerek plajda oturdu.Mary sat on the beach thinking about all the happy times she'd shared with Tom.
Genellikle boş zamanlarınızda ne yaparsınız?What do you usually do in your free time?
Tom'un boş zamanlarında ne yaptığını biliyor musun?Do you know what Tom does in his free time?
Yapılması gereken her şey için zamanları var mı?Do they have time for everything that needs to be done?
Neredeyse gitme zamanları.It's almost time for them to go.
Yılın farklı zamanlarında gökyüzünde farklı takım yıldızları görülebilir.At different times of year, different constellations can be seen in the sky.
Dan onun zor zamanları boyunca Linda'ya yardımcı oldu.Dan helped Linda through her tough times.
Mozart: Tüm zamanların en büyük müzikal dahilerinden biri.Mozart: one of the great musical prodigies of all time.
Mavi balina bütün zamanların en büyük hayvanıdır.The blue whale is the largest animal of all time.
Biraz zamanlarını aldı.It took them a while.
Tom gençliğinin son zamanlarında Boston'a taşındı.Tom moved to Boston in his late teens.
O, eylülün son zamanlarında bir öğleden sonraydı.It was one late September afternoon.
İnsanların görüşleri zamanlarının ruhuna bağlıdır.People's opinions depend on the spirit of the times.
O benim hayatımın en iyi zamanlarından biriydi.That was one of the best times of my life.
Boş zamanlarımda şiir yazarım.In my free time, I write poetry.
Onlar her boş zamanlarında briç oynarlar.They play bridge every free moment.
Cinayet, tecavüz ve işkence savaş zamanlarıyla ilişkili vahşetlerdir.Murder, rape, and torture are atrocities associated with times of war.
O zamanların zor olduğunu biliyorum.I know that times are tough.
Zamanların değiştiğini düşünüyorum.I think times are changing.