zamanım ile cümle

zamanım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Bizim çok az zamanımız var.We have very little time.
Zamanım tükeniyor.I'm running out of time.
Zamanımı boşa harcamıyorum.I'm not wasting my time.
Keşke zamanımız olsa.I wish we had time.
Neredeyse zamanımız kalmadı.We're nearly out of time.
Süpermarkette durmak için zamanımız yoktu.We didn't have time to stop at the supermarket.
Çok az zamanımız var, bu yüzden dikkatlice dinle.We have very little time, so listen carefully.
Benim yolda olma zamanım.It's time for me to be on my way.
Çok fazla zamanımız yok.We don't have lots of time.
Yeterli zamanımız var mı?Do we have enough time?
Biraz zamanımız var.We have some time.
Sorun yeterli zamanımız olmaması.The problem is that we don't have enough time.
Sorun, yeterli zamanımızın olmamasıydı.The problem was we didn't have enough time.
Sorun fazla zamanımız olmamasıdır.The problem is I don't have much time.
Zamanımı çalışıyor olmam gerekirken pencereden dışarıya bakarak geçiriyorum.I spend my time looking out of the window when I should be working.
Üç saatten daha az zamanımız kaldı.We have less than three hours left.
Üç saatten daha az zamanımız var.We have less than three hours.
Zamanımız var mı?Do we have time?
Keşke zamanımı daha iyi kullansaydım.I wish I'd made better use of my time.
O kadar çok zamanımız olmayabilir.We may not have that much time.
Çok fazla zamanımız olmayabilir.We may not have very much time.
Yeterince zamanım olursa onu doğru yaparım.If I have enough time, I'll do it right.
Zamanım olursa geleceğim.I will come if I have time.
Zamanımı israf etmeyi bırak.Quit wasting my time.
Neden zamanımı boşa harcıyorsun?Why are you wasting my time?
Zamanım olursa seni ziyaret ederim.I'd pay you a visit if I had time.
Gitmek isterim ama henüz zamanım yok.I'd like to go but I just don't have the time.
Zamanımı boşa harcamam.I don't waste time.
Bir fincan kahve için zamanımız var mı?Do we have time for a cup of coffee?
Zamanım olsaydı, ben sizi büyük bir zevkle ziyaret ederdim.If I had time, I'd visit you with great pleasure.
Bir ya da iki içki için zamanımızın olduğunu düşünüyorum.I think we have time for a drink or two.
Zamanım doldu mu?Is my time up?
Biraz zamanımızı aldı ama sonunda işi bitirdik.It took us a while, but we finally finished the job.
Benim zamanım geldi.My time has come.
Zamanımızın en büyük tabularından biri.It's one of the greatest taboos of our time.
Ne kadar zamanımız kaldı?How much time do we have left?
Ne kadar zamanımız olacak?How much time will we have?
Ne kadar zamanımız kaldığını düşünüyorsun?How much time do you think we have left?
Ne kadar zamanım kaldı?How much time do I have left?
Sence daha ne kadar zamanım var?How much longer do you think I have?
Ne kadar zamanım var?How much time do I have?
Akşam yemeğinden önce ne kadar zamanımız var?How much time do we have before dinner?
Film başlamadan önce ne kadar zamanımız var?How much time do we have before the movie starts?
Ayrılmadan önce ne kadar zamanımız var?How much time do we have before we leave?
Raporumu düzeltmek için zamanım yoktu.I didn't have time to proofread my report.
Umarım zamanımızı boşa harcamıyorsunuz.I hope you're not wasting our time.
Toplantıdan önce bu raporu yazmayı bitirmek için zamanım olmayacak.I won't have time to finish writing this report before the meeting.
Bu öğleden sonra sana yardım etmek için zamanım olmayacak.I won't have time to help you this afternoon.
Zamanım olursa uğrayacağım.If I have time, I'll drop by.
Değerli çok az zamanımız var.We have precious little time.
Çok zamanımız olacak.We'll have plenty of time.
Zamanımız biraz kısıtlı.We're a little pressed for time.
Zamanımızı boşa harcıyoruz.We're wasting our time.
Değerli zamanımızı boşa harcıyoruz.We're wasting precious time.
Zamanımızı boşa harcamasan iyi olur.You'd better not be wasting our time.
Tom zamanımızı boşa harcadığı için özür diledi.Tom apologized for wasting our time.
Televizyon için fazla zamanım yok.I don't have much time for TV.
Bu konuda tartışmak için zamanımız yok.We don't have time to argue about this.
Fazla zamanım yok. Onunla ilgilenebilir misin?I don't have a lot of time. Can you take care of it?
Tom bir sürü alakasız ayrıntıları bildirerek zamanımızı boşa harcadı.Tom wasted our time reporting a lot of irrelevant details.

İlgili Sayfalar