zamanım ile cümle

zamanım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Duruşma zamanım yaklaşıyor.Він сказав:
Duruşma zamanım yaklaşıyor.Он сказал: "У меня скоро суд.
Duruşma zamanım yaklaşıyor.Той каза: "Ще идва трибунал.
Duruşma zamanım yaklaşıyor.הוא אמר, "אני עומד להופיע בפני בית-דין.
Duruşma zamanım yaklaşıyor.قال "لدي محاكمة قريبا.
Duruşma zamanım yaklaşıyor.来るかい?」
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.Abbiamo tempo di pensare, abbiamo tempo di fare qualsiasi cosa, parlare di arte e cose del genere.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.Avem timp să gândim, avem timp să nu ştiu ce, să vorbim despre artă şi lucruri de genul ăsta.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.우리는 생각할 시간이 있고, 뭐라고 하는지 확실히는 모르지만, 예술 같은 것들에 대해 이야기할 시간이 있습니다.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.Máme čas přemýšlet, máme čas na já nevím co, mluvit o umění a podobných věcech.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.Mamy czas, by myśleć, mamy czas, by robić nie wiem co, rozmawiać o sztuce i rzeczach w tym stylu.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.Man hat Zeit nachzudenken, man hat Zeit sonst was zu tun, über Kunst zu sprechen und solche Dinge.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.On a le temps de penser, on a le temps pour je ne sais quoi, parler d'art et d'autres choses de ce genre.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.Temos tempo para pensar, temos tempo para não sei quê, falar de arte e coisas assim.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.Tenemos tiempo para pensar, tiempo para hacer no se que, hablar de arte y cosas asi.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.We hebben tijd om te denken, te praten over kunst en zo.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.Έχουμε χρόνο να σκεφτούμε, έχουμε χρόνο να, δεν ξέρω, να μιλήσουμε για τέχνη και πράγματα όπως αυτά.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.Имаме време да мислим, имаме време да правим не знам какво, да говорим за изкуство, такива неща.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.У нас есть время подумать, у нас есть время еще не знаю на что, на разговоры об искусстве и подобные темы.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.У нас є час подумати, є час - не знаю, поговорити про мистецтво.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.יש זמן לחשוב, יש זמן לאני לא יודע מה, לדבר על אמנות, ודברים כאלה.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.لدينا الوقت للتفكير، لدينا الوقت لأمور مثل، التحدث عن الفن وأمور من هذا القبيل.
Düşünecek zamanımız vardır, ne bileyim sanat ve bunun gibi şeylerle ilgili konuşacak zamanımız vardır.芸術とかを語る時間があるんです いいんですよ 僕らは明るい地点にいますから
Düşünmeye zamanımız yok.Não há tempo para pensar.
Düşünmeye zamanımız yok.Няма време за мислене.
Eğer sizin için sorun olmazsa yüzmeye gideceğim. Oldukça zamanımız var. Evet, tabii ki.Ich gehe eine Runde schwimmen.
Eğer sizin için sorun olmazsa yüzmeye gideceğim. Oldukça zamanımız var. Evet, tabii ki.Je vais me baigner, comme nous avons le temps.
Eğer zamanımız kalırsa, işlem sırasını değiştirmeye de çalışırız. -A jeśli starczy nam czasu, spróbujemy zmienić kolejność całkowania.
- Eğer zamanımız kalırsa, işlem sırasını değiştirmeye de çalışırız. -En als we de tijd hebben, proberen we het te doen terwijl we de volgorde van integratie veranderen
Eğer zamanımız kalırsa, işlem sırasını değiştirmeye de çalışırız. -E se tivermos tempo iremos tentar fazer onde nós mudamos a ordem da integração.
Eğer zamanımız kalırsa, işlem sırasını değiştirmeye de çalışırız. -Och om vi har tid kan vi försöka göra en där vi ändrar ordningen av integrationen.
Eğer zamanımız kalırsa, işlem sırasını değiştirmeye de çalışırız. -Y si tenemos tiempo intentaremos hacerlo si cambiamos el orden de integración
Eğer zamanımız kalırsa, işlem sırasını değiştirmeye de çalışırız. -積分の順序を変えて確かめましょう。 では、
Eğer zamanımız kalmazsa da başka bir sunum daha yapacağım.A když mi na to nezbude čas, tak udělám další prezentaci.
Eğer zamanımız kalmazsa da başka bir sunum daha yapacağım.E se non ho tempo lo faro' in un'altra presentazione.
Eğer zamanımız kalmazsa da başka bir sunum daha yapacağım.E se você não tiver tempo para isto eu farei outra apresentação.
Eğer zamanımız kalmazsa da başka bir sunum daha yapacağım.Hvis vi løber tør for tid, fortsætter vi i en ny video.
Eğer zamanımız kalmazsa da başka bir sunum daha yapacağım.이번 한 번에 끝내기 부족하다면 다음 강의에 이어서 하겠습니다
Eğer zamanımız kalmazsa da başka bir sunum daha yapacağım.Ако нямам време за това, ще направя друга презентация.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Als we er de tijd voor hadden, zou ik hier verder over kunnen uitweiden, maar dat hebben we niet.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Če bi imeli čas, bi se lahko temu posvetil, vendar ga nimamo.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Dacă am avea timp, aș dezbate asta, dar nu avem.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok. (Gülüşmeler)Kdybychom měli čas, zabýval bych se tím více, ale čas nemáme. -
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok. (Gülüşmeler)Selittäisin asian yksityiskohtaisemmin, mutta nyt ei ole aikaa mennä siihen.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Hade vi haft tid, kunde jag gå in på detta, men det har vi inte.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Ha lenne időnk, most belemehetnénk ebbe, de nincs időnk.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Hätten wir die Zeit dafür, könnten wir das näher erörtern, aber wir haben sie nicht.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Hvis vi havde tid kunne jeg gå mere ind i dette, men det har vi ikke.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Kalau kita punya waktu, saya dapat menjelaskannya lebih dalam, tapi kita tidak punya waktu.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Keby sme mali čas, mohol by som to rozviesť, ale nemáme.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.시간이 더 있으면, 이 얘기를 계속할 텐데, 별로 시간이 없군요.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Nếu có thời gian, tôi sẽ nói chuyện này, nhưng tiếc là không.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Se avessimo tempo potrei spiegare, ma non l'abbiamo.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Se tivéssemos tempo, falávamos disso, mas não temos.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Si nous avions le temps, vous m'entendriez là-dessus.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Si tuviéramos tiempo, profundizaría en esto, pero no podemos.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Wyjaśniłbym to mając więcej czasu.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Αν είχαμε χρόνο θα το εξηγούσα, αλλά στα πλαίσια τα περιορισμένα της ομιλίας δεν μπορώ.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Ако имахме времето, можех да навлезна в това, но го нямаме.
Eğer zamanımız olsa devam ederdim, ama yok.Якби ми мали час, я би міг заглибитися у цю тему, але часу немає.

İlgili Sayfalar