Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanı ile cümle

zamanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'un tepki gösterecek zamanı yoktu.Tom had no time to react.
Tom'un bunu yapmak istediğini söylediği zamanı hatırlıyor musun?Do you remember when Tom said he wanted to do that?
Oraya zamanında gidebileceğimizi düşünmüyor musun?Don't you think we can get there in time?
Oraya zamanında ulaşacağımızı düşünmüyor musun?Don't you think we'll get there on time?
Oraya zamanında varacağımızı düşünmüyor musun?Don't you think we'll get there on time?
Tom'un onu yaptığını söylediği zamanı hatırlıyor musun?Do you remember when Tom said he did that?
Hâlâ bunu yapmak için zamanın var mı?Do you still have time to do this?
Tom, zamanında havaalanına varmak için ne zaman terk etmemiz gerektiğini düşünüyor?What time does Tom think we should leave in order to get to the airport on time?
Tom'a biraz boş zamanım olduğu zaman bunu yapacağımı söyle.Tell Tom that I'm going to do that as soon as I have a little free time.
Bugünkü toplantı için zamanında Boston'a varmak için Tom bütün gece araba sürdü.Tom drove all night to get to Boston in time for today's meeting.
Leyla fazla zamanının kalmadığını biliyordu.Layla knew she didn't have much time left.
Bunu yapacak zamanımız yoktu.We didn't have much time to do that.
Oraya zamanında ulaşacağımızı düşünüyor musun?Do you think we'll get there on time?
Onu yapmak için çok zamanımız yok.We don't have much time to do that.
Tom, Mary'nin zamanında orada olmasının pek mümkün olmadığını biliyordu.Tom knew that Mary was unlikely to be there on time.
Tom'un Mary'ye onu nasıl yapacağını gösterdiği zamanı merak ediyorum.I wonder when Tom showed Mary how to do that.
Tom'un Mary'den daha fazla boş zamanı vardı.Tom had much more free time than Mary.
Tom'un yapması gereken şeyi yapmak için yeterli zamanı vardı.Tom had enough time to do what he had to do.
Tom, zamanında geldiğimizden emin olmamızı istedi.Tom has asked us to make sure we arrive on time.
Tom'un Mary'nin bunu yapmasını istediği zamanı merak ediyorum.I wonder when Tom wanted Mary to do that.
Tom, oraya zamanında ulaştığımızdan emin olmamızı istedi.Tom has asked us to make sure we get there on time.
Tom'un yapılması gerekenleri yapmak için yeterli zamanı yoktu.Tom didn't have enough time to do what had to be done.
Tom'un yapılması gereken her şeyi yapacak kadar zamanı vardı.Tom had enough time to do everything that needed to be done.
Tom yapılması gerekeni yapacak kadar zamanı olmadığını biliyordu.Tom knew he didn't have enough time to do what had to be done.
Tom yapmak istediklerini yapmak için yeterli zamanı olmadığını fark etti.Tom realized he barely had enough time to do what he wanted to do.
Tom yapılması gerekenleri yapmak için yeterli zamanı olmadığını bilmiyordu.Tom didn't know he didn't have enough time to do what had to be done.
Tom bunu yapmak için yeterli zamanının olmadığını biliyordu.Tom knew he didn't have enough time to do that.
Tom onu yapmak için yeterli zamanı olmadığını fark etti.Tom realized he didn't have enough time to do that.
Tom'un onu yapmak için ne zaman zamanı vardı?When did Tom have time to do that?
Tom'un ne zaman onu yapmak için zamanı vardı?When did Tom have time to do that?
Tom zamanı olduğunda onu yapacak.Tom will do that when he has time.
Sanırım yemek yeme zamanı.I think it's time to eat.
Sami, Noel zamanında öldürüldü.Sami was killed at Christmas time.
Zaman hiçbir zamanı bilmez.Time knows no time.
Seyahat için zamanı ya da parası olmayanları ortadan kaldırmak için birleşelim.Let's unite to eliminate those with no time or money for travel.
Bazen Tom geçmiş zamanı yanlış kullanıyor.Sometimes Tom uses the preterite incorrectly.
Kimse gitmiş bir zamanı geri getiremez.Nobody can bring back a time gone by.
Bu korku politikasını durdurma zamanı.It's time to stop this brinkmanship.
Sorun şu ki bunun için zamanım yok.The problem is I don't have time for it.
Fazla boş zamanınız var mı?Do you have much free time?
Hafta sonu, öğrenmek için yeterli zamanınız olacak.On the weekend you'll have enough time to learn.
İsa, Kral Herod zamanında doğdu.Jesus was born in the time of King Herod.
Tom'un bunu yapmak için çok zamanı var.Tom has a lot of time to do that.
Tom'un bunu yapmak için fazla zamanı olmayacak.Tom won't have much time to do that.
Tom genellikle buraya zamanında gelmez.Tom doesn't usually get here on time.
Yapılması gereken şeyi yapacak zamanım olmadığımı fark ettim.I realized I didn't have enough time to do what had to be done.
Uykuya dalmam normalden biraz daha fazla zamanımı aldı.It took me a little more time than usual to fall asleep.
Tom, bunu yapmak için zamanının olup olmadığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know whether he'll have time to do that.
Uykuya dalmak her zamankinden daha fazla zamanımı aldı.It took me a more time than usual to fall asleep.
Bunu yapmak için ne kadar zamanım olacağını bilmiyorum.I don't know how much time I'll have to do that.
Tom'un şimdiye kadar zamanında herhangi bir yere gittiğini sanmıyorum.I don't think Tom ever gets anywhere on time.
Tom'la ilk tanıştığın zamanı hatırlıyor musun?Can you remember the first time you met Tom?
Tom'a bunu yapmak için zamanımın olmadığını söyledim.I told Tom he didn't have time to do that.
Neredeyse toplantının başlama zamanı.It's almost time for the meeting to start.
Tom bana bunun yapmak için zamanının olmadığını söyledi.Tom told me he didn't have time to do that.
Tom şu an bunu yapmanın zamanı olduğunu biliyor.Tom knows that now is the time to do that.
Zamanım yoktu, bu yüzden bunu yapmadım.I didn't have time, so I didn't do that.
Öğlen yemeği için yeterince zamanım yoktu.I didn't have enough time to eat lunch.
Şimdi onu yapacak hiç zamanım yok.I don't have any time to do that now.
Bunu yapmak için yeterli zamanım yok.I don't have enough time to do that.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod