Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanı ile cümle

zamanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Yeterli zamanım olsa her yıl New York City'ye giderim.If I had enough time, I would go to New York City every year.
Tom tam zamanında kaçmayı başardı.Tom managed to escape just in time.
Tam zamanında kaçmayı başardık.We managed to escape just in time.
Tom ve Mary tam zamanında kaçmayı başardı.Tom and Mary managed to escape just in time.
Şimdi senin için hiç zamanım yok.I don't have any time for you right now.
Ben bir araba olmadan onu zamanında yapacağım.I will make it without a car and on time.
Çok zamanım vardı.I had plenty of time.
Zamanın göstereceğini düşünüyorum.I think time will tell.
Onu sana ayrıntılı olarak açıklamak için yeterli zamanım yok.I don't have enough time to explain that to you in detail.
Boş zamanın olduğu zaman belki bizi görmeye geleceksin.Maybe you will come to see us when you have free time.
Neredeyse yatma zamanım.It's almost my bedtime.
O biraz zamanımızı aldı.It took us a while.
Tom bunu zamanında yapmayabilir.Tom may not make it on time.
Bu, zamanına değer mi?Is it worth your time?
Eğlenme zamanı.It's time to have fun.
Gerçekten zamanımız yok.We really don't have time.
Tom'un hiç boş zamanı yok.Tom has no free time.
Macarca öğrenmek istiyorum ama zamanım yok.I would learn Hungarian, but I don't have time.
Şimdi dinlenme zamanı.It's now time to relax.
Zamanım olduğunda seni arayacağım.I'll call you when I have time.
Bir gün Fransa'ya gidecek olmam kaçınılmaz. Ben sadece zamanı bilmiyorum.It is inevitable that I will go to France someday, I just don't know when.
Tom'un hâlâ biraz zamanı var.Tom still has some time.
Tom zamanı olduğunu düşündü.Tom thought he had time.
Sadece zamanını harcıyorsun.You're just wasting our time.
Gerçekliğe geri dönme zamanı.It's time to get back to reality.
Kitaplarda bütün geçmiş zamanın ruhu yatıyor.In books lies the soul of the whole past time.
Tom'la ilk tanıştığım zamanı hatırlamıyorum.I don't remember when I first met Tom.
Tom zamanının çoğunu toplantılarda harcar.Tom spends a lot of his time in meetings.
Boş zamanında, o en sık piyano çalar.During her free time, she most often plays piano.
İlerleme zamanı.It's time to move forward.
Beklemeyi durdurma zamanı.It's time to stop waiting.
Kitaplar zamanın engin denizini geçen gemilerdir.Books are ships which pass through the vast sea of time.
Zamanımın çoğunu oturma odamda dans ederek geçiririm.I spend most of my time dancing in my living room.
Keşke hazırlanmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I'd had more time to prepare.
Kayıp zamanı telafi etmem gerekiyor.I need to make up the time lost.
Yeterli zamanın vardı.You've had enough time.
Yarın onun için zamanım olmayacak.I won't have time for that tomorrow.
Şimdi yatma zamanı.It's time for bed now.
Zamanım kalmadı.I have no time left.
Ben havaalanına zamanında gitmeni tavsiye ediyorum.I would advise you to get to the airport on time.
Havalimanına zamanında gitmeni tavsiye ederdim.I would advise you to get to the airport on time.
Hayatına çeki düzen verme zamanı.It's time to get your life together.
Ben romanı okumaktan mutluluk duyarım ama zamanım yok.I would be glad to read the novel, but I don't have the time.
Bunu bitirmek için çok zamanımız yok.We don't have very much time to finish this.
Bu işi bitirmek için çok zamanımız yok.We don't have very much time to finish this work.
Şimdi gidersen zamanında varırsın.If you leave now, you'll get there on time.
Babam yemek zamanı sırasında tek söz söylemedi.My father didn't say a word during dinnertime.
Zamanım olursa sana yazarım.I'll write to you when I have time.
Zamanın ne kadar hızlı geçtiği inanılmaz.It's unbelievable how fast time flies.
Keşke faturalarımı zamanında ödeseydim.I wish I had paid my bills on time.
Keşke Fransızca çalışmak için zamanım olsa.I wish I had time to study French.
Keşke onu yapacak zamanım olsa.I wish I had time to do that.
Onun hakkında bir şey yapmamızın zamanı geldi de geçiyor.It's time we did something about that.
Bu konuda bir şeyler yapmamızın zamanı.It's time for us to do something about it.
Ben elimde bu tür boş zamanım olmasına alışkın değilim.I'm not used to having this kind of time on my hands.
Tom'un eskisi kadar çok boş zamanı yok.Tom doesn't have as much free time as he used to.
Ben her zaman dövüştüğümüz zamanı hatırlıyorum.I remember when we used to fight all the time.
Benim eskisi kadar çok boş zamanım yok.I don't have as much free time as I used to.
Yapılması gereken her şeyi yapmak için zamanım yoktu.I didn't have time to do everything that needed to be done.
Bunu bitirmek için yeterli zamanımız olduğundan emin olmak istiyorum.I want to make sure we have enough time to finish this.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
zamanı ile cümle - Sayfa 40 - zamanı kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App