Ben ders için tam zamanında geldim.I was just in time for class.
Zamanımı radyo dinleyerek geçirdim.I spent my time listening to the radio.
Her zamankinden daha çok zamanım, ve daha az param var.I have more time, and less money than ever.
Onu bir zamanlar bir TV dramasında gördüm.I have seen her once in a TV drama.
Yağmur yağdığı zaman hariç her gün yürürüm.I take a walk every day except when it rains.
Ben her zaman sözlerimi tutarım.I always keep my promises.
Müzik dinleyerek çok zaman harcadım.I spend a lot of time listening to music.
Müzik dinlediğim zaman sık sık çalışırım.I often study while listening to music.
En çok ailemle evde olduğum zaman kendimi mutlu hissediyorum.I feel happiest when I am at home with my family.
Boş zamanımı çoğunlukla radyo dinleyerek geçiririm.I often spend my leisure time listening to the radio.
Boş zamanımda şiir yazarım.I write poems in my free time.
Konferansta berbat bir zaman geçirdim.I had an awful time at the conference.
Zamanında toplantıda olmak için evden erken ayrıldım.I left home early so I'd be on time for the meeting.
Okula zamanında vardım.I arrived at school on time.
Her ne zaman fırsat bulsam müzeye giderim.I go to the museum whenever I get the chance.
Hayal kurarak bir sürü zamanı boşa harcarım.I waste a lot of time daydreaming.
Her zaman gözüm üstündeydi.I always had my eye on you.
Ne yapacağıma karar vermeden önce enine boyuna düşünmek için zamana ihtiyacım var.I need time to mull things over before I decide what to do.
Ne yapacağımı belirlemeden önce etraflıca düşünmek için zamana ihtiyacım var.I need time to mull things over before I decide what to do.
Zaman zaman hâlâ onu düşünüyorum.I still think about her from time to time.
Bu sabah her zamankinden daha geç kalktım.This morning I got up later than usual.
Ben son zamanlarda iyi hissetmiyorum.I have not felt well recently.
Son zamanlarda çok iyi hissetmiyorum.I've not been feeling very well lately.
Son zamanlarda meşgulüm.I have been busy lately.
Son zamanlarda sigara içmeyi bıraktım.I have recently given up smoking.
Son zamanlarda çok meşgulüm.I've been very busy lately.
Son zamanlarda onu görmedim.I haven't seen him lately.
Son zamanlarda soğuk almadım.I have not had a cold lately.
Bir yürüyüş için zamanım bile yok.I don't even have time for a walk.
Ben her zaman işle meşgulüm.I'm busy with the work all the time.
Sen her zaman düşüncelerimdesin.You are in my thoughts at all times.
Zaman zaman okulda onunla karşılaşırım.I meet him at school now and then.
Zamanım yok.I am out of time.
Oraya zamanında gidemedim.I failed to go there in time.
Zamanında okula ulaşmadım.I did not reach school in time.
Saatteki zamanı kontrol ettim.I checked the time on the clock.
Ben, zaman zaman onunla kulüpte karşılaşırım.I meet him at the club from time to time.
Zaman zaman sınıfta uyuyakalırım.I fall asleep in the class every now and then.
Ben zaman zaman kütüphaneye giderim.I go to the library from time to time.
Ben zaman zaman onunla karşılaşırım.I meet him from time to time.
Zamanın gerisinde kalmayayım diye her gün gazete okumayı bir alışkanlık haline getirdim.I make it a rule to read the newspaper every day lest I should fall behind the times.
Zamana ayak uydurabileyim diye her gün gazete okurum.I read a newspaper every day so that I may keep up with the time.
Zamana ayak uydurmak için kitaplar ve dergiler okurum.I read books and magazines to keep up with the times.
Zamana ayak uydurmak için gazeteler okurum.I read newspapers in order to keep up with the times.
Benim her zaman başım belada.I am forever in trouble.
Benimle konuştuğu zaman utandım.I was embarrassed when he talked to me.
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmalıyım.I must work hard to make up for lost time.
Kaybolan zamanı telafi ettim.I made up for lost time.
Geçinirken zor zamanlar geçirdim.I had a hard time making both ends meet.
Ev ödevimi yapacak zamanım yok.I have no time to do my homework.
Ben her zaman bilgiye çok kıymet veririm.I always place a high value on knowledge.
Yemek yedikten sonra her zaman dişlerimi fırçalamam.I don't always brush my teeth after I eat.
Yatmaya gitmeden önce her zaman dişlerimi fırçalarım.I always brush my teeth before I go to bed.
Hiçbir zaman savaşlara inanmadım.I have never believed in wars.
Sadece pencereyi kapatmayı değil aynı zamanda süpürmeyi de unuttum.Not only did I forget to close the window, but I also forgot to sweep.
Kayıp zamanı telafi etmek için acele ettim.I hurried to make up for the lost time.
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmam gerekiyor.I must study hard to make up for lost time.
Başkan olarak uzun yıllar geçirdim, zamanın geldiğini hissettiğim için istifa ettim.I've spent so many years as chairman that I feel it's time I stepped down.
Tokyo'ya gittiğimde her zaman onun evine uğrarım.I always drop in at her house when I go to Tokyo.
Ben kayboldum ve otele geri dönüş yolumu bulmada zor bir zaman geçirdim.I got lost and had a hard time finding my way back to the hotel.