Çocuklarınız uzakta olduğu için, bir sürü boş zamanınız olmalı.With your children away, you must have a lot of free time.
Çocuklar eve gelmediği zaman huzursuz hissetti.She felt uneasy when the children did not come home.
Çocukluğumda her zaman erken kalkardım.I always got up early in my childhood.
Kesildiğim zaman kolayca kanarım.I bleed easily when I am cut.
Ne zaman yalan söyledim?When have I told a lie?
Bana ne zaman yeni bir araba satın alacağımı sordu.He asked me when I was going to buy a new car.
O kitabı okumayı bitirmem uzun bir zaman alacak.It'll take me a long time to finish reading that book.
Böyle zamanlarda, ben ailemi düşünürüm, dostlarımı değil.At such times, I think of my family, not my friends.
Ben bir ev alamadan önce uzun zaman olacak.It will be a long time before I can buy a house.
Ödevimi bitirmem ne kadar zamanımı alacak.How long will it take me to finish my homework?
Ev ödevimi bitirmek ne kadar zamanımı alır?How long will it take me to finish my homework?
Zamanında geleceğime güvenebilirsiniz.You may rely on my coming in time.
Onu çağırdığım zaman telefonla konuşuyordu.When I called on him, he was talking on the phone.
Yarın yapmak istediğim ilk şey, iyi bir yarım zamanlı iş bulmaktır.The first thing I want to do tomorrow is to find a good part-time job.
Seninle konuştuğum zaman lütfen bana yanıt ver.Please answer me when I speak to you.
Gelecek hafta bu zaman ne yapıyor olacağız.What will we be doing this time next week?
Yabancı bir dilde uzmanlaşmamız uzun zaman alır.It takes us a long time to master a foreign language.
İlk tanıştığımız zamanki geceyi hatırlıyor musun?Do you remember the night when we first met?
Yatmaya gitmemizin zamanıdır.It's time for us to go to bed.
İhtiyacımız olan bilgi çeşidi her zaman mevcut değil.The sort of information we need is not always available.
Onu yapacak çok zamanımız var.We have plenty of time to do that.
İngilizce öğretmenimiz her zaman zamanında gelir.Our English teacher is always on time.
Konuşmamız her zamanki gibi hava üzerine açıldı.Our conversation opened, as usual, upon the weather.
Yön duyumuz her zaman güvenilir değil gibi görünüyor.It seems that our sense of direction is not always reliable.
O zamana kadar tamamlanırsa gelecek ay yeni evimize taşınacağız.We will move into our new house next month if it is completed by then.
Pachinko oynayarak zaman geçirdik.We passed the time playing pachinko.
Biz her zaman arkadaş olacağız.We'll always be friends.
Tatilimizi her zaman deniz kenarında geçiririz.We always spend our vacation by the sea.
Biz her zaman en zor sorunlarla başlarız.We always begin with the hardest problems.
Biz ona her zaman tepeden baktık.We always looked down on him.
O zaman acelemiz vardı.We were in a hurry then.
Satranç oynayarak iyi zaman geçirdik.We had a good time playing chess.
Partiye gittik ve hoş zaman geçirdik.We went to the party and had a pleasant time.
Biz sadece Paris'e gitmedik fakat aynı zamanda Roma'yı da ziyaret ettik.Not only did we go to Paris, but we also visited Rome.
Çok üzgün olduğumuz zaman ağlarız.We cry when we are very sad.
Romada hoş bir zaman geçiriyoruz.We are having a nice time in Rome.
İyi zaman geçirdik, İngilizce öğrendik.We had good time, learning English.
İngilizce öğrenerek iyi zaman geçirdik.We had good time, learning English.
Biz istasyona zamanında vardık.We reached the station on time.
Derslerimize çok zaman harcadık.We spent a lot of time on our lessons.
Yakın zamanda Peter'ı Japonya'ya davet etmeyi istiyoruz.We wish to invite Peter to Japan in the near future.
Biz oturur oturmaz gitme zamanı olduğunu anladık.No sooner had we sat down than we found it was time to go.
Biz kiraz çiçekleri için Washington'a zamanında vardık.We got to Washington in time for the cherry blossoms.
Zaman zaman hatalar yapmak zorundayız.We are bound to make mistakes from time to time.
Çok fazla zamanımız var.We have plenty of time.
Zamanında varacak mıyız?Will we arrive on time?
Ev ödevimizi zamanında bitiremedik.We were unable to finish our homework in time.
Biz harika bir zaman geçirdik.We had a wonderful time.
Cumartesi sabahı her zaman tenis oynarız.We always play tennis on Saturday morning.
Biz, o zaman aynı sınıftaydık.We were in the same class then.
Onunla her zaman iyi geçinirim.I always get along well with him.
Onu yarı zamanda yapabilirim.I can do it in half the time.
İşinizde size yardım edecek zamanım yok.I have no time to help you with the work.
Bir sürü param ve onu kullanacak yeterli zamanım var.I have a lot of money and enough time to use it.
Ben onun o zaman ne kadar acımasız olduğunu hayal edemiyordum.I could not image how cruel he was at that time.
Ben zamanı göze alamam.I cannot afford the time.
Onun için ne zamanım nede param var.I have neither time nor money for that.
Benim zamanım yok.I have no time.
Benim ne zamanım nede param var.I have neither time nor money.
Siyasal etkinlikte bulunmak için zamanım yok.I have no time to engage in political activity.