Grup ülkeleri, 1975'ten beri yıllık ekonomi zirveleri düzenlemektedirler.Tabela przedstawia zmiany liczby ludności od 1950 roku.
Bu sırada Vuruş Zirvesi M.G.'yi öldürür.Czyż nie dobija się koni Mc.
Albüm, grubu kariyerinin zirvesine ulaştırmıştır.Roku, który okazał się przełomowym w karierze członków kapeli.
Bu tanklar süvari tanklarına nazaran daha kalın bir zırhla kaplı idi.Rozpatrywano przede wszystkim uzbrojenie czołgu w armatę o większym kalibrze.
Mahallede ziraat faaliyetleri, geleneksel yöntemlerle yapılmaktadır.Działania podejmowane automatycznie, zgodnie z nawykami.
Dağın zirvesi karla kaplı.Szczyty gór są pokryte śniegiem
Bugün halkın tamamı, hayvancılık ve ziraati beraber yürütmektedir.I dag är vargar (köttätare) och björnar (allätare) hotade.
1983 Reinhold Messner dördüncü denemesinde zirveye ulaşmayı başarır.1983 Reinhold Messner lyckas vid fjärde försöket.
Zirve yapan ilk Arjantinli ise 8 Mart 1934 tarihinde asker Nicolás Plantamura 'dır.Den första argentinaren på berget var den 8 mars 1934 soldaten Nicolás Plantamura.
İki zırhlı prototip tamamlandı.Två prototyper färdigställdes.
Ancak her şey bitmemişti, zira küllerden büyük bir kuş yükseldi.Men allt var icke förlorat, ty ur askan reste sig en väldig fågel.
Ancak, 1998'de bir takım Tibet'den doğru dağın ek zirvesine başarıyla tırmanmıştır.1998 lyckades dock ett team att ta sig upp på ett av bergets mindre toppar från Tibetsidan.
1978 Avusturyalı Koblmuller ve Furtner, zirveye çok zor olan güneydoğu yüzünden tırmanırlar.1978 Österrikarna Edi Koblmüller och Alois Furtner bestiger berget via den mycket svåra sydöstväggen.
Zîrâ, kendisine mahsus bir dili bulunmadığı için veca1 halini anlatmak oldukça güçtür.Han var då så utmattad att han knappt kunde framföra sitt budskap.
Churchill tankının kalın zırhı ve iyi arazi sürüş yeteneği vardı.Churchill hade tjockt pansar och god terränggående kapabilitet.
Scafell Pike, 978 metre irtifayla İngiltere'nin en yüksek zirvesi.Scafell Pike är det högsta berget i England, 978 meter högt.
Dük Jacob Kettler'in yönetimi altında, düklük refah seviyesinde zirveye ulaşmıştır.Under hertigen Jakob Kettler nådde hertigdömet höjdpunkten av sin rikedom.
Diğer tüm Alman zırhlı kruvazörleri gibi bu gemiler de denizaşırı bölgelerin güvenliği için tasarlanmıştı.Liksom alla andra tyska jagare var även dessa utrustade för minläggning.
Vuruş Zirvesi onu kovalar.Det är dansscenen som förföljer honom.
Onların ilişkisi şık bir akşam yemeği ve dans zirveye ulaşır.Deras förhållande når sin klimax vid en elegant middag och dans.
Kuruluşun zirvesi 7 Mayıs 2009 tarihinde Prag'da yapılmıştır.Det östliga partnerskapet etablerades formellt vid det första toppmötet i Prag, den 7 maj 2009.
Zirve dorugu yakinind abuluna nir kamping yapma alami.Svin Lobotomera Käftsmäll Kan du inte ta och hålla käft!?
Dağın zirvesinde bir kale direği bulunmaktadır.Numera finns en moské vid bergets fot.
Son modellerinde (örneğin Ausf E) zırh kalınlığı 50 mm ye çıkartıldı.På senare modeller (från Ausf E och framåt) ökades detta till 50 mm.
İlk zirve 14 Aralık 2005 tarihinde Malezya'nın Kuala Lumpur kentinde gerçekleştirildi.Det första mötet hölls i Kuala Lumpur den 14 december 2005.
"Şenol Güenş, Beşiktaş'ın zirvesinde"."Sött på gränsen till komik".
Ziraat Alet ve Makineleri konusunda Master yapmıştır.Detta bildar mästaren över redskapen eller utrustningen.
II. Dünya Savaşı konferansları SSCB-ABD zirveleri ^ Churchill, Winston Spencer (1951).Andra sino-japanska kriget ^ Churchill, Winston Spencer (1951) (på engelska).
Zirvesine ulaşmak için pek çok yol vardır.Det finns flera sätt att ta sig upp till toppen.
Civilian: Hızı ortalamadır, zırhı yoktur ve sağlığı çok düşüktür.Civilisten har bara ett paraply som vapen, ingen rustning och väldig låg hälsa.
M26 Pershing: Amerikan ordusuna ait ağır zırhlı tank.M26 Pershing – en amerikansk stridsvagn.
Aynı şekilde Alman zırhlı araç mürettebatı da aynı yöntemlere başvurmuştu.Tyska beslutsfattare insåg samma sak.
Eskişehir in bozdağ zirvelerinde yer almaktadır .Den ligger i Gärde i Häradsbygden.
Şubat 2009'da, Kilimanjaro Dağı'na şortla 2 günde zirveye ulaştı.2009 nådde han toppen på Kilimanjaro på två dagar iförd endast kortbyxor.
Genellikle Ağustos ayında zirveye çıkar.Vanligen äger den rum under maj.
1975 - Japon dağcı Junko Tabei, Everest'in zirvesine tırmanan ilk kadın dağcı olma unvanını kazandı.1975 – Japanska Junko Tabei blir den första kvinnan som når toppen av världens högsta berg Mount Everest.
Ağır zırh giyerler ve gaz maskesi takarlar.Vissa kombinerar med gasmask.
Film, ikisini de aynı anda zirveye taşımışdı.Båda filmerna spelades in samtidigt.
BTR-70, Rus yapımı bir 8x8 lastik tekerlekli zırhlı personel taşıyıcı dır.BTR-70 (ryska: Бронетранспортер БТР-70) är en 8x8 hjuldriven pansarterrängbil för transport av skyttetrupp.
17. yüzyılda giyilen Hüssar zırhı.Örhängen Amestistörhänge från 1600-talet.
1928 yılında, Halkalı Ziraat Mektebi kapatılmıştır.Sedan 1928 granne med Tändstickspalatset.
Bu zırhlılar da ertesi gün mürettebat tarafından batırılır.Efter nödanrop räddas besättningen dagen därpå.
Telugu dili zirvesini Krişnadevaraya döneminde gördü.Det var det språk han förmodligen lärt sig i barndomens Silbojokk.
Yetersiz haritalamalar nedeniyle, ilk zirveya çıkmaya çalışan ekip dağın yerini bulamamıştır.Detta ledde till att de första som försökte bestiga berget över huvud taget inte kunde finna det.
Kendisi de geçimini ziraatle sağlardı.Han höll också sitt löfte.
Ve sabırlı ol, zira sabır cömertlik demektir.För andra betydelser, se Dobromir.
1934 yılı sonunda cep zırhlısı Amiral Scheer gemisinin komutanı oldu.I januari 1916 blev amiral Scheer chef för Högsjöflottan.
Perçinli zırhı eğimli değildi ve birçok modelinde ince 10 ila 25 mm lik zırh bulunuyordu.Pansaret var inte lutat och varierade i tjocklek från 10 mm till 25 mm i de flesta versioner.
Gücünün zirvesinde, yüzlerce aktif üyeye sahipti.När rörelsen var som starkast hade den flera hundra aktiva medlemmar.
İki versiyonu da Billboard World Album Chart'te yayınlanmasından sonraki bir hafta zirveye yükseldi.De två versionerna toppade tillsammans Billboard World Albums Chart en vecka efter att de släpptes.
Cücelerin çok kaliteli zırhlar yapmak konusunda şöhreti vardır.Skidorten har en mycket utpräglad arkitektur.
Hatta, zirve sonrası Arafat'ın kamuoyu desteği %39'dan %46'ya kadar arttı.Dagen därefter ökade hans stöd från 36 procent till 49 procent.
Korumalı kruvazörler, yanlarda bir zırh kemeri olan zırhlı kruvazörlere alternatif bir tasarımdı.Korsriddarna hade som kännetecken ett kors på skölden eller på sin rustning.
SMS Blücher, Alman İmparatorluk Donanması'nın son imal edilen zırhlı kruvazörü.SMS Blücher var den sista pansarkryssaren som byggdes av Kejsardömet Tyskland.
Ozellikle ortacaglar silahlari ve zirhlari.Bland riddare och rustningar.
T-28 tankı, Sovyetler Birliği üretimi dünyanın ilk orta zırhlı tankıdır.T-28 var en sovjetisk stridsvagn och en av världens första medeltunga stridsvagnar.
Yapımında sPkw I Horch 801 şese kullanılmış, açılı zırhlı ve paletliydi.Det var ett standard sPkw I Horch 801 chassi med pansarkaross och torn.
2008 zirvesinde Arnavutluk ve Hırvatistan resmen NATO'ya davet edildi.Under toppmötet i april 2008 inbjöds Kroatien och Albanien officiellt att gå med i Nato.
Alesia, bir tepenin zirvesinde, nehir vadileriyle çevrelenmiş, savunmaya elverişli bir kaleydi.Staden låg uppe på en bergskulle med flera naturliga klippor som var lätta att försvara.
Lassen Zirvesi ve etrafı kar, yağmur, dolu.Med nederbörd är avses regn, snö, hagel och underkylt regn.