Ana içeriğe geç
Sözlük

zı ile cümle

zı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom kapı zilini birkaç kez çaldı.Tom rang the doorbell a couple of times.
Tom'un garajındaki tüm ıvır zıvırla ne yapacağı konusunda bir fikri yok.Tom has no idea what to do with all the junk in his garage.
Onları nerede ziyaret ettin?Where did you visit them?
Tekne bir zincirle çapaya bağlıdır.The boat is attached to the anchor by a chain.
Tom ne zaman ziyarete geleceğini söyledi mi?Did Tom say when he'd come to visit?
Oldukça şiddetli kar yağıyor. Zincirimiz var mı? Eğer öyleyse, sanırım onları takmalıyız.It's snowing pretty hard. Do we have any chains? If so, I think we should put them on.
Meşgul olacağım için yarın seni ziyaret edemeyeceğim.I won't be able to visit you tomorrow because I'll be busy.
Ben bir zihin okuyucu değilim. Ne istediğini bana söylemen gerekiyor.I'm not a mind reader. You need to tell me what you want.
Tom bu eve taşındığından beri bir sürü ıvır zıvır topladı.Tom has accumulated a lot of junk since he's moved into this house.
Ziyafetten önce yeni bir kravat almak için zamanım yok.I don't have time to buy a new tie before the banquet.
Her öğrenciye kütüphaneyi ziyaret etmesi için izin verilir.Every student is allowed to visit the library.
Ben çocukken her hafta sonu büyükanne ve büyükbabalarımızı ziyaret ederdik.We used to visit my grandparents every weekend when I was a kid.
Pek fazla kişi ziyafete katılacak gibi görünmüyor.It doesn't look like very many people will attend the banquet.
Telefon zil çalmayı durdurdu.The phone stopped ringing.
Tom daha geçen hafta bizi ziyarete geldi.Just last week, Tom came to visit us.
Onu Almanya'da ziyaret ettim.I visited her in Germany.
Bizi yarın ziyaret edin.Visit us tomorrow.
Tom'u aramak ve yarın beni ziyaret etmeye gelebilip gelemeyeceğini anlamak istiyorum.I'd like to call Tom and see if he can come visit me tomorrow.
Artık hiç kimse beni ziyaret etmeye gelmiyor.No one comes to visit me anymore.
Tom'un ziyaret edeceğini düşünüyordum.I thought Tom would stop by.
Evlendikten sonra Boston'u ziyaret edeceğimizi düşündüm.I thought we'd visit Boston after we got married.
O çok sayıda ziyaretçi alır.She receives lots of visitors.
Tom'u ziyaret etmek için Boston'a gitmeye sabırsızlanıyorum.I can't wait to go to Boston to visit Tom.
Parktaki bir yürüyüşün zihnimizi sıkıntılarımızdan alabileceğini düşündüm.I thought a walk in the park might take our minds off our troubles.
Tom'un ziyaretçi almasına izin verilmediğini düşündüm.I thought Tom wasn't allowed to have visitors.
Gelcek hafta Vancouver'a gideceğim ve küçük kızkardeşimi ziyaret edeceğim.Next week I will go to Vancouver and visit my younger sister.
Roma'yı birçok kez ziyaret ettiğinden beri, o onu iyi biliyor.Since he's visited Rome many times, he knows it well.
Kyoto'yu iki kez ziyaret ettim.I've visited Kyoto twice.
Tom'u ziyaret edelim.Let's pay Tom a visit.
Hadi gidip ziyan olalım.Let's go get wasted.
Ziyaretçileri istemiyorum.I don't want visitors.
Çok sık ziyaret ederek kabak tadı vermek istemiyorum.I don't want to wear out my welcome.
Ziyaret etmek istediğim birçok yer var.There are so many places I want to visit.
Ben sadece Tom''u ziyaret etmek istiyorum.I just want to visit Tom.
Tom ziyafet için Mary'nin yeni bir elbise almasını istedi.Tom wants Mary to buy a new dress for the banquet.
Gerçekten yapmak istediğim şey Tom'u ziyaret etmek için Boston'a gitmek.What I really want to do is go to Boston to visit Tom.
Önümüzdeki ay Tokyo'yu ziyaret edecek olmana sevindim.I'm glad you're to visit Tokyo next month.
Bugün onu ziyaret etmek için neden gelemediğimi Tom'un bilmesini istiyorum.I want Tom to know why I couldn't come to visit him today.
Sadece her ne zaman istersem çocuklarımı ziyaret edebilmeyi istiyorum.I just want to be able to visit my children whenever I want to.
Ziyaret etmek için güzel bir yerdi ama orada yaşamak istemedim.It was a nice place to visit, but I wouldn't want to live there.
Yılın hangi zamanında Boston'u ziyaret etmek istediğini düşündün mü?Have you thought about what time of year you want to visit Boston?
Biri onu dün ziyaret etti.Someone visited her yesterday.
Zither, öğrenmek için zor bir çalgı mıdır?Is the zither a hard instrument to learn?
Zither, öğrenmek için zor bir enstrüman mıdır?Is the zither a hard instrument to learn?
Bana bir ziyafet için giyebileceğim bir şey göster.Show me something that I can wear to a banquet.
Ağlama, zira iyi zamanlar gitti. Onun yerine onlar hâlâ devam ediyorken gülümse.Don't cry / For the good times gone. / Smile instead / While they're still going on.
Ekmek vücudu besler ve kitaplar zihni besler.Bread feeds the body, and books feed the mind.
Uri Avnery, Yaser Arafat'ı ilk kez 1982 yılında ziyaret etti.Uri Avnery visited Yassir Arafat for the first time in 1982.
Bundan eminim. Sorun yok. Zihnimde kesinlikle hiç şüphe yok.I'm sure of it. No question. There is absolutely no doubt in my mind.
Zihnimde çocukluğuma açılan gizli bir geçit var.There is a secret passageway in my mind leading to my childhood.
Kimse kapı zilini duymadı.Nobody heard the bell ring.
Sadece zihnimi kullanarak nesneyi yok etmeye çalışıyorum.I try to destroy an object using just my mind.
Onun Londra'da birlikte yaşadığı insanlar beni ziyarete geliyor olacaklar.The people he lives with in London will be coming to visit me.
Biz buraya çok ziyaretçi almıyoruz.We don't get many visitors here.
Çok ziyaretçi alıyor musun?Do you get many visitors?
Tüm ziyaretçiler birbiri ardına eve gitti.All the visitors went back home one after another.
O zil zurna sarhoş.He's shit-faced drunk.
Bir kiliseyi ziyaret edebilir miyim?Can I visit a church?
Bir arkadaşı ziyaret etmek için kendisiyle trenle Nilan'a gitmemi istiyor.He wants me to go with him to Milan by train to visit a friend.
Onlar tartışmıyorlar fakat daha ziyade bir oyunu prova ediyorlar.They're not quarreling, but rather rehearsing a play.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod