yumurtaları ile cümle

yumurtaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
5
ORT. KELİME
Tavuk civcivlerini çıkarana kadar yumurtalarının üstünde oturur.The hen sits on her eggs until they hatch.
Mary yumurtaları tek tek çıkardı.Mary took out the eggs one by one.
O kaz niçin yumurtalarının üstünde oturuyor?Why does that goose sit on her eggs?
Biz yumurtaları düzine ile alırız.We buy eggs by the dozen.
Bifteğim, yumurtalarım, kızarmış patateslerim, tostum ve kahvem var.I have steak, eggs, hash browns, toast, and coffee.
Somon onun yumurtalarını taze suya serer.Salmon lay their eggs in fresh water.
Yumurtaların hepsi taze değil.Not all of these eggs are fresh.
Paskalya yumurtalarını boyuyorum.I'm painting Easter eggs.
Somon nehre gider ve yumurtalarını kuma yumurtlar.Salmon go up the river and lay their eggs in the sand.
Yumurtaları kaynar suyun içine koyun.Put the eggs into the boiling water.
Yavrularını besleyen ve barındıran kuşların aksine balıklar yumurtalarını terk eder.Unlike birds, which feed and shelter their young, fish abandon their eggs.
O, yumurtaları birer birer çıkardı.He took the eggs out one by one.
O, yumurtalarını katı haşlanmış seviyor.She likes her eggs hard-boiled.
O yumurtaları kaynattı.She boiled the eggs.
Bütün yumurtaları bozuldu.All the eggs went bad.
Bu yumurtaları soymama yardım et.Help me with shelling these eggs!
Yumurtaların fiyatı yükseliyor.The price of eggs is going up.
Onlar yumurtaları süpermarkette satarlar.They sell eggs at the supermarket.
Yumurtalarınızı nasıl istersiniz?How would you like your eggs?
Yumurtaları çırpın.Beat the eggs.
Yumurtalarımı iki dakika kaynatır mısınız lütfen?Would you please boil my eggs for 2 minutes?
Lütfen yumurtaları çok sert kaynatma.Please don't boil the eggs so hard.
Yumurtaları kırmamaya dikkat et.Take care not to break the eggs.
Yumurtaları kırmadan bir omlet yapamazsın.You cannot make an omelet without breaking eggs.
Yumurtaları toplamak onun işiydi.It was his job to gather eggs.
Yumurtaları düşürmemek için dikkatli olmalısın.You must be careful not to drop the eggs.
Yumurtaları sevmediğimi biliyorsun.You know that I don't like eggs.
Bütün yumurtalarını bir sepete koy ve sonra sepeti izle.Put all your eggs in one basket and then watch that basket.
Yumurtalarımı sadece altı pişmiş olarak alacağım.I'll have my eggs sunny side up.
Ben gerçekten lop yumurtaları severim.I really like hard-boiled eggs.
Bir çırpma teli ile yumurtaları çırp.Beat the eggs with a whisk.
Tom bütün yumurtalarını bir sepete koydu.Tom put all his eggs in one basket.
Yumurtaları satın almayı unuttun mu?Did you forget to buy eggs?
Yumurtaları buzdolabına koy.Put the eggs in the refrigerator.
Yumurtalarınız hakkında ne düşünüyorsunuz?What do you think about your eggs?
Bu yumurtaları kırmamak için dikkatli ol.Be careful not to break these eggs.
Yumurtaları sıkı tut yoksa onları kıracaksın.Hold the eggs tight or you'll break them.
Dinozor yumurtaları mı? İmkansız. Bu hayvanlar çoktan tükenmişler.Dinosaur eggs? Impossible. These animals are already extinct.
O her zaman yumurtaları tuzsuz ve bibersiz yer.He always eats eggs without salt and pepper.
İlk kez yumurtalarıma biber serptim.This is the first time I've ever put pepper on my eggs.
Yumurtaları pişirmek için suyu kaynatırsın.You boil water to cook eggs.
Mary henüz yumurtaları pişirmedi.Tom hasn't cooked the eggs yet.
Yumurtaları buzdolabının dışında tutabilir misin?Can you keep the eggs outside the fridge?
Tom Mary'nin onun yumurtalarını pişirme tarzından mutlu değildi.Tom wasn't happy with the way Mary cooked his eggs.
Lütfen yumurtaları çırpın.Please beat the eggs.
Tüm yumurtaları tek bir sepete koymamalısın.You shouldn't put all your eggs in one basket.
Tom'un bu yumurtaları ne kadar kaynattığını merak ediyorum.I wonder how long Tom boiled these eggs.
Tom tuzluğu aldı ve yumurtalarını tuzladı.Tom picked up the saltshaker and salted his eggs.
Tom mağaraları araştırırken ejderha yumurtaları buldu.Tom found dragon eggs while spelunking.
Kaçak avcılar bazı kaplumbağa yumurtalarını çaldılar.The poachers stole some turtle eggs.
Yumurtaları kırın ve yumurta sarılarını çıkarın.Break the eggs and remove the yolks.
Yumurtaları aldın mı?Did you get the eggs?
Yumurtaları nereden aldın?Where did you get the eggs?
Tom yumurtaları tuzsuz ve bibersiz yer.Tom eats eggs without salt or pepper.
Yumurtalarını nasıl istiyorsun?How do you want your eggs?
Tom yumurtaları bir tabağa koydu.Tom put the eggs on a plate.
Yumurtaların perakende fiyatı nedir?What's the retail price of eggs?
Yumurtaları ne kadara satıyorsunuz?How much do eggs sell for?
Lütfen bana yumurtaları getir.Please bring me eggs.
Şu yumurtaları yiyecek misin?Are you going to eat those eggs?

İlgili Sayfalar