Ana içeriğe geç
Sözlük

yum ile cümle

yum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Aslında bir ejderha yumurtası olan taş çatladığında adına daha sonra Saphira diyeceği bir ejderha doğar.Ele descobre que a pedra é na verdade um ovo de dragão, que ao nascer, ele o nomeia de Saphira.
Mart-Mayıs aylarında yumurtlar.Os ovos são postos em Maio.
Dişi yumurtlamadan önce bir ay boyunca çiftler sıklıkla çiftleşir.Os pares acasalam frequentemente todo o mês anterior antes dos ovos serem postos.
Ovovivipar, yumurtaları vücut içerisinde gelişen hayvanlardır.São ovovivíparas (os ovos se desenvolvem dentro da mãe).
Bu gazın kokusu çürümüş yumurtaya benzemektedir.O sabor característico lembra aquele de carne defumada.
Temel görevi ise yumurtlamaktır.O ingrediente principal é o ovo.
Her kişinin kalbi kendi yumruğu büyüklüğünde olduğu idea ediliyor.Aonde estava o coração de todo mundo quando estavam arrancando o dele?
Etler yumuşayınca mantarlar ilave edilir.Quando puro (em pó) possui coloração azul-avermelhada.
Kamçı solucanı, dışkının mikroskop ile incelenerek yumurtaların görülmesiyle teşhis edilir.O diagnóstico é pela observação dos ovos quando examinando as fezes com um microscópio.
Yumurta ve leşle beslenir.Você come presunto e ovos.
Birkaç gün sonra taştan bir bebek ejderha çıkar, taş bir ejderha yumurtasıdır aslında.Mas a pedra resultará ser em verdade um ovo, um ovo de dragão.
Yuva, hayvanların yumurtalarını tutmak ve/veya yavrularını yetiştirmek için inşa ettikleri yerdir.No entanto, existem algumas espécies que constroem ninhos e/ou guardam os ovos.
Eğer yumurta ya da yavru kaybolur ya da ölürse yerine başka bir yumurta yumurtlanır.Se o ovo é perdido ou removido do ninho, os pais produzem um novo ovo.
Buna karşılık bu tavuklar az yumurta vermektedir.Em troca bota ovos saudáveis.
İlk yumruklu dövüş oyunu 1976 yılında çıkan Heavyweight Champ'tır.O primeiro jogo de luta foi Heavyweight Champ, lançado pela SEGA para os arcades em 1976.
Müzikte konsonans, kulağa hoş gelen yumuşak seslerdir.Por música se entende a combinação de sons de modo agradável ao ouvido.
Yumurta, bal, tahin pekmez Pepee'nin en sevdiği kahvaltılıklar.As folhas da amoreira são o alimento preferido do bicho-da-seda.
Hayatımız, bizim yumuşaklığımız sizindir, ey Meryem! Kederimizde hüznümüzde bizim umudumuz, ey Meryem!Doce Coração de Maria (ou Imaculado Coração de Maria), sede a nossa salvação.
Dişi yumurtaları korur.Reservam-se os fios de ovos.
Ancak Big Bear B-Dup'a bir yumruk çaktı ve B-Dup'un her şeyinden bıktığını söyledi.No entanto, eventualmente Bear confronta B-Dup e decide parar com as drogas.
Kabuğu yumuşamış ve kırılabilir.Pode deixar a pele seca e quebradiça.
Yapışkan yumurtalarını göl kıyısında kumluk ve çakıllık yerlere bırakırlar.Eles costumam colocar seus ovos em locais rochosos perto da água.
Yumurtadan itibaren embriyonun gelişmesini ele almıştır.Assim permitindo o desenvolvimento do embrião.
Denizdeki yumuşakça ve kabuklu hayvanlarla beslenir.É rude e odeia quando animais do mar vão à terra firme.
Birçok deniz kuşu için önemli bir yumurtlama alanıdır.Estes são um importante habitat para muitas espécies marinhas.
Ra'zac kasabaya yumurtayı aramak için gelmiştir.Gao Yellow parte então pela cidade para procurá-los.
Bunu gören hizmetçilerinden biri hemen elinden yumurtayı alır ve elleri yanmış biçimde bırakır.Uma das suas servas corre para tirar o ovo de suas mãos, mas ela queima suas mãos no processo.
Birkaç yumurta bırakırlar.Põe 2 ovos.
Yumuşak mercanlar.Corações Sujos.
Renkler bastırılmıştır ve aydınlatma yumuşaktır.A coloração é viva e a iluminação potente.
Yumurta akının iyotlaşması ise başarılı sonuç vermiştir.No mesmo momento em que o gato recuperou sua saúde a greve deu uma virada positiva.
Çünkü hiç kimse Evangelion'un daha ne kadar süre altın yumurtlayacağını bilmiyordu.Porque ninguém pensou no que Colombo faria a seguir.
Peynir yumuşak bir hale gelir ve dışına Sarduca'da gözyaşı anlamına gelen lagrima denilen bir sıvı sızdırır.A textura do queijo torna-se muito macia, com a produção de líquido (denominado lágrima, lagrima em sardo).
Kaldırım, Yumurtalık, Adana 'nın Yumurtalık ilçesine bağlı bir belde.Faz-se uma incisão no pescoço, logo abaixo da maçã-de-adão.
Ancak bu durum yumuşak veya donmuş olarak servis edilen tatlılarda istenmeyen bir etki uyandırabilir.Porém, essa característica pode ser inconveniente em sobremesas de produtos lácteos suaves ou congelados.
Türlerin hepsi sadece bir yumurta bırakır.Cada postura é composta por um único ovo.
Normal olarak bir ya da iki yumurta yumurtlar.Geralmente há um ou dois óvulos por ovário.
Yumurtadan çıkan larvalar tıpkı böcekler gibi 3 çift bacaklıdır.A abelha, como todo o inseto, tem três pares de pernas.
İkinci yumurta yapıldıktan yaklaşık 34 gün sonra civciv çıkar.O segundo ovo choca por volta do 34º dia após a postura.
Tarla fareleri, bölgenin verimli ve yumuşak toprağında rahatça yaşayıp çoğalabilmektedirler.A proximidade com a Natureza tornam o ar mais puro e agradável nessa região.
Diğer el ile yumruk yapılan el kavranır.Golpeia o braço oposto com sua mão aberta.
1860'larda bu sineklerin bazıları elmaların içine yumurtlamaya başladı.Em 1860, colonos escoceses introduziram a criação de ovelhas nas Malvinas.
İklim ılıman, nemli ve yumuşaktır.O clima das fajãs é ameno, suave e dócil.
Kuşların kuluçka süresi 14 gün sürer ve genellikle 3 yumurta yumurtlarlar.Apresentam cuidado biparental com o ovos, que geralmente eclodem após três dias.
Fakat sonra iki ülke arasındaki ilişkiler yumuşamaya başladı.Entretanto, o relacionamento entre ambos começou a esfriar.
Bu türde erkekler yumurtaları ağızda tutar.Estes últimos incubam os ovos dentro da sua boca.
Dıştan bakıldığında sert bir kişi fakat yumuşak kalpli.Apesar de sua emoção exterior, ele é uma pessoa carinhosa fundo.
Sonda 2012 Ağustos'unda Mars'ın Gale kraterine yumuşak iniş yaptı.A MSL pousou em Marte na cratera Gale, em agosto de 2012.
Yumurtadan çıkan yavrular her iki ebeveyn tarafından beslenir.Depois de nascerem as crias são alimentados pelos dois progenitores.
Tavukları 2-2,5 kg ağırlığında, yumurta verimi yıllık 90-130 adettir.As galinhas fornecem ovos brancos, na ordem de 120-150 peças por ano .
Dişi genelde sadece bir tane kırmızımsı kahverengi lekeleri olan beyaz-sarı yumurta bırakır.Este rabo-de-palha geralmente gera uma ninhada de um ovo roxo pálido com manchas marrom-avermelhadas.
Yumurtadan çıkma süreleri 2 ile 3 ay arası değişir.O intervalo de tempo entre um ovo e outro é de três dias.
Dikenler sert ve çok keskindir, yumuşak yüzeyleri kolaylıkla delebilirler.As armaduras e armas são extremamente leves, mas sobrenaturalmente duráveis.
Yumuş, iş, görev, vazife.Acerca de, a respeito de, quanto a, sobre.
Yapılışı: Yumurtalı hamur açılır.Qualidade: Bota ovos com surpresas.
Her üreme döneminde dişi kuş tek yumurta yumurtlar.A fêmea produz apenas um ovo em cada época de reprodução.
Artık Tango kendi içinde biraz daha yumuşayarak, Salon Tangosu halini almıştır.Posteriormente, a milonga, como dança, foi absorvida pelo tango.
Bir kere de 8-12 arası yumurta yumurtlar.A fêmea deposita entre 8 e 12 ovos.
Bir yumurta gibi görünüyor.Parece um ovo.
Birisi benim Paskalya yumurtamı yedi.Alguém comeu o meu ovo de Páscoa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod