Bu tavuk bu günlerde hiç yumurtlamıyor.This hen does not lay eggs at all these days.
Bu ipek yumuşak.This silk feels smooth.
Bu tavuk her hafta kaç tane yumurta yumurtluyor?How many eggs does this hen lay each week?
Bu sığır eti yumuşak.This beef is tender.
Bu sığır eti çok güzel ve yumuşaktır.This beef is very nice and tender.
Bu masa Yumi tarafından kullanılır.This desk is used by Yumi.
Bu eşarp yumuşak hissettiriyor.This scarf feels soft.
Bize bu pastayı yapmak için un, şeker ve yumurta gerekir.We need flour, sugar and eggs to make this cake.
İşte iki tane kurşunkalem. biri sert ve diğeri yumuşak:Here are two pencils: one is hard, and the other soft.
İngiltere'nin iklimi İskoçya'nınkinden daha yumuşaktır.The climate of England is milder than that of Scotland.
Paskalya yumurtalarını boyuyorum.I'm painting Easter eggs.
O yeni şirket rekabeti yumuşatabilir.That new company could flatten the competition.
Onun yumuşak bir dili vardır.He has a smooth tongue.
Ken bir miktar yumurta satın almak için süpermarkete gitti.Ken went to the supermarket to buy some eggs.
Ken Yumi'yi karşılamak için parka gitti.Ken went to the park to meet Yumi.
İpek yumuşaktır.Silk feels soft.
İpek yumuşak ve pürüzsüzdür.Silk feels soft and smooth.
Dün kaç tane yumurta alabildin?How many eggs could you get yesterday?
Somon nehre gider ve yumurtalarını kuma yumurtlar.Salmon go up the river and lay their eggs in the sand.
Çocuklara karşı o kadar yumuşak olma.Don't be soft with kids.
Dün tavuklarımız bir sürü yumurta yumurtladı.Our hens laid a lot of eggs yesterday.
Yumuşak başlıyım.I'm easygoing.
Benim bir tek yumurta ikizim var.I have an identical twin.
Onun kaba davranışına göz yumamam.I just can't overlook his rude behavior.
Yeğenimin yumurtalara alerjisi var.My nephew is allergic to eggs.
Benim tavuklar geçen yıl daha az yumurtladı.My hens laid fewer eggs last year.
Kızım yumurta sarısını seviyor.My daughter likes egg yolks.
Yumurtamı katı kaynat lütfen.Boil my eggs hard, please.
Mütevazı bir kahvaltı tost, kahve ve bir yumurta yedim.I ate a modest breakfast of toast, coffee, and one egg.
Ken, Bill ve Yumi'yi davet ettim.I invited Ken, Bill and Yumi.
Ben yumuşak bir yatakta uyumayı seviyorum.I like to sleep on a soft bed.
Yumurtayı yere döktüm.I spilled egg on the floor.
Öğle yemeği için biraz ekmek ve bir kaynamış yumurta yedim.I ate some bread and a boiled egg for lunch.
Az önce çiftlikten gelmiş olan birkaç taze yumurtayı aldım.I bought some fresh eggs which had just come from the farm.
Her gün kahvaltıda haşlanmış yumurta yerim.I have a boiled egg for breakfast every day.
Sanırım Yumi hasta.I think that Yumi is sick.
Birkaç yumurta ve biraz süt aldım.I bought a few eggs and a little milk.
Bir yumurtam var.I have an egg.
Yarım düzine yumurta aldım.I bought half a dozen eggs.
Yumurta yemekleri pişirdik.We cooked egg dishes.
Zaman en güçlü kederi yumuşatır.Time tames the strongest grief.
Yumurtaları kaynar suyun içine koyun.Put the eggs into the boiling water.
Lütfen sadece yumuşak yiyecekler ye.Please eat only soft foods.
Sen un ve süt ve yumurta ile bir pasta yapabilirsiniz.You can make a cake with flour and milk and an egg.
Patronum toplantıya geç gelmeme göz yummadı.My boss didn't excuse me for coming late to the meeting.
Masada bol miktarda taze yumurta var.There are plenty of fresh eggs on the table.
Bir insanın kalbi yaklaşık yumruğu kadar büyüktür.A man's heart is about as large as his fist.
Tadashi yumuşak bir sese sahip.Tadashi has a soft voice.
Birkaç taze yumurta istiyorum.I want some fresh eggs.
Toplam olarak yirmi yumurtaya ihtiyacımız var.We need twenty eggs all told.
Büyükannem sadece yumuşak gıdaları yiyebilir.My grandmother can only eat soft food.
Kahvaltı için haşlanmış bir yumurta istiyor musunuz?Do you want a boiled egg for breakfast?
Ben kahvaltı için yumurta severim, ama ablam yulaf lapası tercih eder.I like eggs for breakfast, but my sister prefers oatmeal.
Uzun kara kış sonunda bitti ve yerini yumuşak ılıman bahara bıraktı.The long cruel winter at last came to an end, giving place to a gentle warm spring.
Yavrularını besleyen ve barındıran kuşların aksine balıklar yumurtalarını terk eder.Unlike birds, which feed and shelter their young, fish abandon their eggs.
Kuşlar yumurtlar.Birds lay eggs.
Siyah tavuklar beyaz yumurtalar yumurtlar.Black hens lay white eggs.
Hatalarına bir daha asla göz yummayacağım.I'll never overlook your mistakes again.
Benim mememde bir yumru var.I have a lump in my breast.
Yaşlı adam öne doğru eğildi ve karısına yumuşak bir sesle sordu.The old man leaned forward and asked his wife with a soft voice.