Tom'un yolunda gitmek istemem.I wouldn't want to get in Tom's way.
'Fenerbahçe Atatürk yolunda gitmektir!'".Die Türkei ist auf dem Weg Atatürks!
Tekrar kendi zamanlarına döndüklerinde kaos ortamı yok olmuş, her şey yolunda gitmekteydi.Casey mocht dezelfde avond alweer naar huis en alles leek goed te zijn.