Kaybolursunuz diye yolları yazalım dedik.We thought we would write out the directions, in case you got lost.
Ana yollar banliyölerin büyümesine katkıda bulunacaktır.The construction of a highway will contribute to the growth of the suburbs.
Biz harcamaları kesme hakkında tüm olası yollarını araştırdık.We explored all possible ways of cutting expenditures.
Mümkün olan tüm yollarla bir savaşı önlemeliyiz.We must prevent a war by all possible means.
Kötü yollarda bu küçük araba gerçekten yerine geliyor.On bad roads this little car really comes into its own.
Aşk gizemli yollarda ilerler.Love moves in mysterious ways.
Şehre gelen tüm yollar arabalar dolu.All the roads leading into the city are full of cars.
Yollar günün bu saatinde çok kalabalık.The roads are very crowded at this time of the day.
Amerika'da nereye giderseniz gidin, yollar ve otoyollar vardır.There are roads and freeways wherever you go in America.
Dil en önemli iletişim yollarından biridir.Language is one of the most important ways of communication.
Acil çıkış yolları, kamu güvenliği için tıkanıklıklardan uzak tutulmalıdır.Emergency exits must be kept free of blockages for public safety.
Yeni yollar birbiri ardına inşa edildi.New roads were constructed one after another.
Yoğun kar yağışı yolları tıkadı.The heavy snowfall blocked the roads.
Dünya vatandaşı olarak, kültürel engellerin üstesinden gelmenin yollarını biliyorum.As a citizen of the world, I know ways of overcoming cultural barriers.
Onlar yollarını kaybetme ihtimaline karşı yanlarında bir harita taşıdılar.They carried a map with them in case they should lose their way.
Japonya'da neredeyse tüm yollar tek şerittir.In Japan almost all roads are single lane.
Japon Hava Yolları kontuarı nerede?Where is the Japan Airlines counter?
Tokyonun yollarına aşinaydı.He was familiar with the roads of Tokyo.
Yollarını kaybettiler, yoksa çoktan varmış olurlardı.They lost their way; otherwise, they would have arrived long ago.
Onlar kendi yollarına gittiler.They went their separate ways.
Dağda yollarını kaybettiler.They lost their way in the mountain.
Çeşitli farklı yollardan onun evine gidebilirsin.You can get to her house in a variety of different ways.
Avukat müvekkilinin yasal yollara başvurmasını tavsiye etti.The lawyer recommended his client to take legal action.
Gece boyunca yağmur yağdığı için yollar çok çamurluydu.The roads were very muddy since it had rained during the night.
Ruslar Fransız yollarını kopyalar, ancak daima elli yıl sonra.The Russians copy the French ways, but always fifty years later.
Tüm yollar Roma'ya çıkar.All roads lead to Rome.
İş ortakları olarak on yıl sonra, yollarını ayırmaya karar verdiler.After ten years as business partners, they decided to part ways.
Tayland Hava Yolları bu yıl 50. yılını kutluyor.Thai Air celebrates its 50th anniversary this year.
Arabanda kar lastikleri yoksa buzlu yollarda sürmemelisin.If your car doesn't have snow tires, you shouldn't drive on icy roads.
Kışın, yollar buzla kaplıdır.In winter, the roads are covered with ice.
Onlar yollar ve köprüler yaptılar.They had built roads and bridges.
Onlar yaşam için yeni yollar denemek istediler.They wanted to try new ways of living.
Bazı demir yolları kapanmak zorunda kaldı.Some railroads had to close down.
Birçok yollar ve alanlar sular altında kaldı.Many roads and fields were flooded.
Kadınları konuşturma yollarına sahibiz ama onları susturmak için hiçbir şeyimiz yok.We have ways of making women speak; we have none for shutting them up.
Onun evine ulaşmak için çeşitli yollar vardır.There are various ways to get to her house.
Görülmemiş yollar denenmeli.Unprecedented ways should be tried.
Tom buzlu yollarda araba sürmekten nefret ediyor.Tom hates driving on icy roads.
Kırsaldaki yollar şehirdekiler kadar yoğun değil.Roads in the country aren't as busy as those in the city.
Kırsal yolları şehir yolları kadar kalabalık değil.Country roads aren't as crowded as city roads.
O tüm yolları deneyerek ona yaklaşmaya çalıştı.He tried getting close to her using every means possible.
Bu ülkenin yolları dünyanın en tehlikelisidir.This country's roads are the most dangerous in the world.
Yollar çok pis.The roads are dirty.
Buradaki yollar tıklım tıklım.The roads here are congested.
Buradaki yollar sıkışık.The roads here are congested.
Tozlu ve kayalıklı yollarda yürümeyi severim.I like walking on dusty and rocky trails.
Bütün yollar Elsinore'a çıkar.All roads lead to Elsinore.
Yollara düşüyorum.I'm hitting the road.
Okullar ve yollar vergilerle ödenen hizmetlerdir.Schools and roads are services paid for by taxes.
Tom Mary'ye Fransızca öğrenmenin etkili yollarıyla ilgili tavsiye verdi.Tom gave Mary advice on effective ways to study French.
Olağanüstü şeyler asla basit ve sıradan yollarla gerçekleşmez.Extraordinary things never happen in simple and ordinary ways.
Seni alması için birilerini yollarım.I'll have somebody come get you.
Yollarında olduklarından eminim.I'm sure they're on their way.
Tom ve Mary ayrı yollarına gittiler.Tom and Mary have gone their separate ways.
Yollar temiz değil.The roads are unclean.
Sorunla ilgilenmek için çeşitli yollar vardır.There are various ways to take care of the problem.
Onlar farklı yollar izliyordu.They were taking different streets.
Tom yollar kapalı olduğu için kayak alanına gidemedi.Tom couldn't get to the ski area because the roads were closed.
Dikkatlice sür! Yollar tehlikeli.Drive carefully! The roads are treacherous.
Bir hırsız için, tüm yollar hapishaneye çıkar.For a thief, all roads lead to prison.