Yolculuk etmek bugünlerde kolaydır.Travelling is easy these days.
Seninle yolculuk etmek istiyorum.I want to travel with you.
Gemiyle yolculuk etmek çok eğlenceli, değil mi?Traveling by boat is a lot of fun, isn't it?
Böyle yüksek bir hızda yolculuk etmek olanaklı mı?Is it possible to travel at such a high speed?
Ben yolculuk etmek istiyorum.I wanna travel.
O yolculuk etmekten hoşlanır. Ben de.He likes to travel. I do, too.
Tom yalnız başına yolculuk etmek istemiyor.Tom doesn't want to travel alone.
Tek başına yolculuk etmekten hoşlanır mısın?Do you like to travel by yourself?
Birçok insan uçakla yolculuk etmekten korkar.Many people are afraid to travel by plane.
Uçakla yolculuk etmek otobüsle yolculuk etmekten daha güvenlidir.Flying is safer than taking a bus.
Uçakla yolculuk etmekten kaçınır.He tries to avoid traveling by air.
Feribotla yolculuk etmek, araba, konaklama, yiyecek, vb.'ye para harcamak çok pahalıya geliyor.It's too costly now to travel by ferry, pay for the car, accommodations, food, etc."
Belgrad'da taksiyle yolculuk etmek salt bir iş ilişkisi değil, karşılıklı güvene dayalı bir ilişki.In Belgrade, a taxi ride isn't just a business transaction but a relationship based on mutual trust.
Şarkının klibinde Erçetin bir otobüste yolculuk etmektedir.Él hacía viajes muy discretos a su limusina.
Kız peşini bırakmaz ve Teresa'yla yolculuk etmek ister.Po uratowaniu postanowiła podróżować z Teresą.
Ben yolculuk etmek istiyorum.Хочу подорожувати.
Aynı otobüsle yan yana yolculuk etmek, aynı odada yatmak zorundadırlar.Ainus koht sõidus magamiseks oli põrandal käigukangi kõrval.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.Ak keď chcú cestovať, použijú lietajúce stroje, aby ich dopravili do vzdialených miest.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.E addirittura, quando vogliono viaggiare, usano macchine volanti che possono portarli in destinazioni remote.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.En als ze willen reizen, gebruiken ze vliegmachines die hen naar verre bestemmingen brengen.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.És amikor utazni akarnak, repülőgépeket használnak, amik távoli helyekre viszik őket.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.E também, quando querem viajar, usam máquinas voadoras que podem levá-las para destinos distantes.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.In prav tako, ko hočejo potovati, uporabljajo naprave za letenje ki jih lahko odpeljejo na oddaljene kraje.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.사람들이 여행을 하고 싶을 때, 목적지로 데려다 줄 수 있는 날아다니는 기계를 사용하기도 합니다.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.Lidé také, když chtějí cestovat, používají létající stroje, které je umí dostat do vzdálených destinací.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.Och de använder också, när de vill resa, använder de flygmaskiner som tar dem till avlägsna destinationer.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.Og når folk vil rejse, bruger de flyvemaskiner som kan bringe dem til fjerne destinationer.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.Și ei, când vor să călătorească, folosesc mașini zburătoare care-i pot duce în destinații îndepărtate.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.Và họ cũng vậy, khi họ muốn di chuyển, họ sử dụng những chiếc máy "bay" mà có thể đưa họ đến những nơi xa xôi.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.Y además, cuando quieren viajar, usan máquinas voladoras que los llevan a destinos remotos.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.והם גם, כאשר הם רוצים לטייל, הם משתמשים במכונות מעופפות שיכולות לקחת אותם ליעדים רחוקים.
Aynı zamanda, yolculuk etmek istediklerinde de onları uzak yerlere götürebilen uçan makinelere biniyorlar.空を飛ぶ機械を使って 遠くに行くことができます でもまだ 世界では大勢の人々が
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.A když jsem se s profesorem Hawkingem setkal, řekl mi, že jeho sen je podívat se do vesmíru.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Conheci o Professor Hawking, e ele disse que o seu sonho era viajar até ao espaço.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.E lì incontrai il Professor Hawking. Mi disse che il suo sogno era viaggiare nello spazio.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.És találkoztam Hawking professzorral, és elmondta, hogy az álma az űrbe utazni.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Ik ontmoette Professor Hawking, hij zei dat het zijn droom was in de ruimte te reizen.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.J'ai rencontré le Pr. Hawking qui m'a avoué son rêve de voyager dans l'espace.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.그래서 제가 호킹 교수를 만났는데, 그가 말하길 그의 꿈은 우주속으로 여행을 하는거라고 했습니다.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Och jag mötte Professor Hawking, och han berättade att hans dröm var att resa i rymden.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Şi acolo l-am cunoscut pe profesorul Hawking, şi mi-a zis cǎ visul lui este sǎ cǎlǎtoreascǎ în spaţiu.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Und ich habe Professor Hawking getroffen, und er sagte, sein Traum sei es in den Weltraum zu fliegen.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Và tôi đã gặp Giáo sư Hawking, và ông nói ước mơ của ông là được du lịch vào không gian.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Y conocí al Profesor Hawking y me contó que su sueño era viajar al espacio.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Γνώρισα λοιπόν τον καθηγητή Χώκινγκ, και μου είπε ότι όνειρό του ήταν να ταξιδέψει στο διάστημα.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.И така срещнах професор Хокинг, и той ми каза, че негова мечта е да пътува в космоса.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.И я встретился с профессором Хокингом, и он сказал, что его мечта - путешествовать в космосе.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.Я зустрівся з професором Хокінгом, і він сказав, що його мрія - подорож у космос.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.ואני פגשתי את פרופסור הוקינג, והוא סיפר לי על החלום שלו, לטוס לחלל.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.و قابلت بروفسور "هوكينج" و قال لي ان حلمه أن يذهب إلى الفضاء.
Bu vesileyle Profesör Hawking'le tanıştım ve hayalinin uzaya yolculuk etmek olduğunu söyledi.自分の夢は宇宙旅行することだと言ったのです 私は言いました「そこへはお連れできませんが