Üçüncü albümün başarısından sonra, Williams başka bir müzik istikametinde yol almak istedi.After the success of his third album, Williams wanted to take another musical direction.
Bir başka deyişle fiber içinde 1000 km. yol almak sinyalin 5 milisaniyesini alır.To put it another way, the signal will take 5 milliseconds to travel 1,000 kilometers in fiber.
İspanyol filo Calais’e doğru yol almak zorunda kalmıştı.The Spanish were forced to withdraw to Calais.
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.If you want to go far, go together."
İspanyol filo Calais’e doğru yol almak zorunda kalmıştı.Le général français se prépare afin de marcher sur Calais.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."Elle passe plus de temps à penser à ce qu’elle fait qu’à réfléchir à ce qu’elle est».
İnerken ise 10 m/s yol almaktadır.В пределах 10 километров лучше ходить пешком.
Bu sebepten ötürü istediğim müziğe yol almak için ondan yardım alamadım.Я слушаю музыку не для того, чтобы что-то взять от неё.
Bu sebepten ötürü istediğim müziğe yol almak için ondan yardım alamadım.Eu não estava escrevendo porque eu não queria fazer música que me escapasse disso.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."Het geeft mij het idee van een veel grotere kracht dan zijn eerdere werken.
Sapaktan sonra ise 55 kilometre daha yol almak gerekiyor.Met nog 54 km te gaan worden ze teruggepakt.
Stanley, bu sefer de Lualaba Nehri boyunca yol almak istiyordu.Zatarg tym razem tyczył spławu drewna rzeką Regą.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."Doprowadziło ją to do rozważań, że gdyby nim się stała, na pewno byłaby lepsza od swojego eks.”
İki galaksinin çekirdekleri büyük bir galaksi oluşturmak üzere yol almaktadır.Jádra těchto dvou galaxií se spojují a vznikne z nich jedna velká galaxie.
Her geçen gün azalan nüfus ile Bahadın kasabası, köyleşmeye doğru yol almaktadır.În fiecare dimineață zona de la intrarea în mină se animă brusc.
Bu arada Melekgöz de mezarlığa yol almaktadır.Lisäksi suvun kappeli ja hautausmaa sijaitsee Anjalassa.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."Se on myös perussävyltään pessimistisempi kuin hänen aikaisemmat teoksensa.
Mutfaktan geçerek balo salonunun arkasındaki kiler bölümüne yol almak ister.Inngangen til Kjøkkenet går via bakgangen.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."自身の人生観は「自分が以前に考えたことが、そっくりそのまま結果として訪れる」。
İki galaksinin çekirdekleri büyük bir galaksi oluşturmak üzere yol almaktadır.二つの銀河の中心核は合体して一つの大きな銀河になる途上にある。
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."座右銘是「與其思前想後不如先行動」。
Üçüncü albümün başarısından sonra, Williams başka bir müzik istikametinde yol almak istedi.3집의 성공 후, 윌리엄스는 다른 방향의 음악 작업을 원하였다.
Bu sebepten ötürü istediğim müziğe yol almak için ondan yardım alamadım.어차피 제가 하고 싶었던 음악이 아니었으니까요.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."אך משהגיע למסקנתו - נפסקה הלכה כדבריו, ולא כדברי הראשונים."
İnerken ise 10 m/s yol almaktadır.За да се слезе в нея се ползва 10 метрово въже.
Bence onun yaptığı en akıllıca şey daha önceden yaptığı şeylere benzemeye çalışmak yerine yol almaktır."Tema tegemisi iseloomustab pidev püüd olla parem kui ta oli seda eile.
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Ak chcete dôjsť ďaleko, choďte spolu."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Als je ver wilt gaan, ga samen."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Chcete-li dojít daleko, jděte společně."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Daca vrei sa ajungi departe, mergi insotit!
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Ha messzire akarsz eljutni, akkor menjetek együtt.
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git."Hvis du vil gå langt, gå sammen."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Jeżeli chcesz dojść daleko, idźcie razem."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Jika tujuan kalian jauh, pergilah bersama-sama."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.만약 멀리 가고 싶으시면, 함께 갑시다."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Nếu muốn đi được xa, hãy đi cùng nhau."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Om du vill gå långt, gå tillsammans."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Se quiser ir longe, vá acompanhado."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Se volete andare lontano, andate insieme."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Si quieren llegar lejos, vayan juntos".
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Si tu veux aller loin, avance uni."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Wenn Du weit kommen möchtest, geh zusammen."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Εαν θες να πας μακριά, πηγαίνετε μαζί".
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Ако искаш да отидеш далече, отидете заедно."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Если ты хочешь пойти далеко - иди вместе".
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.Якщо ти хочеш піти далеко — йди з гуртом."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.אם אתה רוצה ללכת רחוק, לך ביחד."
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.إذا أردت الذهاب بعيداً، أذهب مع الجماعة.
Eğer çok yol almak istersen, birlikte git.私達は遠くまで素早く行かねばなりません
Gitgide halkın enerjisine doğru yol almak zorundayız.공공의 장으로 향하는 이유는, 우리가
Gitgide halkın enerjisine doğru yol almak zorundayız.לבית העיריה, היא שאנו מתקרבים יותר ויותר
Gitgide halkın enerjisine doğru yol almak zorundayız.إلى دور البلدية، هو أننا نقترب أكثر فأكثر
Gitgide halkın enerjisine doğru yol almak zorundayız.位置するようになりました この力をもっと利用する必要があるのです