Ana içeriğe geç
Sözlük

yoğunluk ile cümle

yoğunluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Etkin olmayan yoğunluk efekti toplamıСила ефекту інтенсивності неактивного
Etkin olmayan yoğunluk efekti toplamıСила на ефекта за неактивен цвят
Etkin olmayan yoğunluk efekti toplamıСтепень интенсивности неактивных окон
Etkin olmayan yoğunluk efekti toplamıעצמת אפקט של צבע לא פעיל
Etkin olmayan yoğunluk efekti toplamıكمية تأثيرات الكثافة غير النشطة
Etkin olmayan yoğunluk efekti toplamı非アクティブの強調効果の強さ
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.Acestea oferă un respiro placut faţa de densitatea din jurul lor.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.Chúng cho ta một chỗ nghỉ ngơi dễ chịu tránh xa sự phát triển mật độ cao xung quanh.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.Elles offrent un havre paisible, au milieu des constructions denses qui les entourent.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.Itulah tempat istirahat menyenangkan dari pembangunan yang sangat padat di sekitarnya.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.그들은 밀도 높은 개발 환경속에서 상쾌한 휴식을 제공합니다.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.Nabízejí příjemnou úlevu od zhuštěné výstavby kolem nich.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.Offrono un po' di respiro nel forsennato sviluppo urbano che li circonda.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.Ofrecen un agradable respiro ante desarrollo de alta densidad que los rodea.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.Sie bieten eine angenehme Atempause von der sie umgebenden hohen Bebauungsdichte.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.Ze bieden een aangename adempauze van de hoge dichtheid van de ontwikkeling om hen heen.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.Προσφέρουν μια ευχάριστη ανάπαυλα από την υψηλής πυκνότητας ανάπτυξη γύρω τους.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.Они хорошо оттягивают тот момент, когда начнётся плотная застройка вокруг них.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.Те предлагат приятна отмора от плътното застрояване около тях.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.הן מספקות הפוגה נעימה מהפיתוח בצפיפות גבוהה שנמצא מסביבם.
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.فهي توفر فسحة من المباني الكثيفة المرتفعة حولها
Etraflarındaki yüksek yoğunluklu yapılaşma arasında güzel bir dinlenme mekanı sundular.心地よい小休止のような存在だ 光と空気の切れ目
Haas Video Production Yüksek yoğunluklu aydınlatma seçeneğiHaas Video productie
Herhangi bir zaman diliminde, çemberin içindeki yoğunluk değişmez. - -Nic nie wchodziłoby do wnętrza okręgu oraz w dowolnym odcinku czasu stężenie tego okręgu nie uległoby zmianie.
Herhangi bir zaman diliminde, çemberin içindeki yoğunluk değişmez. -או ששום דבר לא יכנס למעגל, או שכל פרק זמן הריכוז שבתוך
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.Ấn Độ cũng sôi nổi không kém.
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.Banyak aktivitas di India.
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.Duży w Indiach.
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.Er is veel bedrijvigheid in India.
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.Foarte multă activitate în India.
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.Hay mucha actividad en India.
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.인도에서 많은 사람들이 사용하고 있고요.
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.Molta attivita' in India.
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.Здесь в Индии много активности.
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.Има голяма активност в Индия.
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.יש הרבה פעילות בהודו.
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.هناك الكثير من الأنشطة في الهند.
Hindistanda da önemli bir yoğunluk var.中東にも少しあります 限られた地域だけです
Moleküllerin gruplaştığı yerde yoğunluk yüksek.A kdybychom to měli znázornit, vypadalo by to velmi podobně jako příčné vlnění.
Moleküllerin gruplaştığı yerde yoğunluk yüksek.Und deshalb sind sie in einer Gruppe,
Moleküllerin gruplaştığı yerde yoğunluk yüksek.זאת הסיבה שמקבצים אותם ביחד.
Moore Kanunu'na göre... ...yoğunlukları her yıl iki katına çıkıyor ve bu sayede yeni işlevler eklenebiliyor.매년 마이크로칩의 용량이 두 배로 늘어나는 데 따라 새로운 기능을 탑재할 수 있는 제품이냐
Moore Kanunu'na göre... ...yoğunlukları her yıl iki katına çıkıyor ve bu sayede yeni işlevler eklenebiliyor.الذي يضاعف كثافتها كل عام، وبالتالي يمكن إدخال خصائص جديدة فيها؟
Moore Kanunu'na göre... ...yoğunlukları her yıl iki katına çıkıyor ve bu sayede yeni işlevler eklenebiliyor.新しい機能の導入が可能です 新しい科学的発見やアルゴリズムに基づいていますか?
Ne tuhaftır ki, hararetle tartışılan konu kadınlara meme yoğunluklarını söylesek mi söylemesek mi.Bola som ohromená, že tam bola vášnivá debata o tom, či by sme mali ženám hovoriť, akú majú hustotu prsníkov.
Ne tuhaftır ki, hararetle tartışılan konu kadınlara meme yoğunluklarını söylesek mi söylemesek mi.Byłam zdumiona burzliwą dyskusją na temat tego, czy należy informować kobiety o gęstości ich piersi.
Ne tuhaftır ki, hararetle tartışılan konu kadınlara meme yoğunluklarını söylesek mi söylemesek mi.És megdöbbentett, hogy parázs vita folyt arról, hogy közöljük-e a nőkkel mennyi az emlősűrűségük.
Ne tuhaftır ki, hararetle tartışılan konu kadınlara meme yoğunluklarını söylesek mi söylemesek mi.그 자리에서 참석자들이 여성들에게 유방치밀도를 통지해야 하는지에 관한 열띤 토론이 벌어진 것을 보고 어안이 벙벙했습니다.
Ne tuhaftır ki, hararetle tartışılan konu kadınlara meme yoğunluklarını söylesek mi söylemesek mi.Ohromilo mě, že tam byla velmi živá debata o tom, zda se má ženám říci, jaká je hustota jejich prsu.
Ne tuhaftır ki, hararetle tartışılan konu kadınlara meme yoğunluklarını söylesek mi söylemesek mi.И я была поражена, что там был горячий диспут о том, должны ли мы информировать женщин о плотности их груди.
Ne tuhaftır ki, hararetle tartışılan konu kadınlara meme yoğunluklarını söylesek mi söylemesek mi.І мене приголомшила палка дискусія щодо того, чи варто говорити жінкам, яка в них щільність молочних залоз.
Ne tuhaftır ki, hararetle tartışılan konu kadınlara meme yoğunluklarını söylesek mi söylemesek mi.והייתי המומה שהיה דיון לוהט לגבי האם עלינו לספר לנשים מה דחיסות השד שלהן.
Ne tuhaftır ki, hararetle tartışılan konu kadınlara meme yoğunluklarını söylesek mi söylemesek mi.وقد تفاجئت بوجود جدال محدوم حول اذا ما كان يجب اخبار النساء عن تصنيف كثافة الثدي الخاص بهن
Ne tuhaftır ki, hararetle tartışılan konu kadınlara meme yoğunluklarını söylesek mi söylemesek mi.激しい議論が交わされた事に 私は驚きました 当然 知らせるべきです
Nüfus yoğunlukları ve kişi başına tüketimlerde büyük çeşitlilik görebilirsiniz.인구 밀도와 1인당 소비량이 아주 다양함을 알 수 있습니다.
Nüfus yoğunlukları ve kişi başına tüketimlerde büyük çeşitlilik görebilirsiniz.E vedete la grande diversità di densità della popolazione e di consumo pro-capite.
Nüfus yoğunlukları ve kişi başına tüketimlerde büyük çeşitlilik görebilirsiniz.I tutaj widzimy wielkie zróżnicowanie gęstości populacji oraz zużycia energii na mieszkańca.
Nüfus yoğunlukları ve kişi başına tüketimlerde büyük çeşitlilik görebilirsiniz.Je ziet de grote diversiteit in bevolkingsdichtheid en in verbruik per hoofd van de bevolking.
Nüfus yoğunlukları ve kişi başına tüketimlerde büyük çeşitlilik görebilirsiniz.Láthatjuk a népsűrűség változatosságát és az egy főre eső fogyasztásét is.
Nüfus yoğunlukları ve kişi başına tüketimlerde büyük çeşitlilik görebilirsiniz.Se puede ver la gran diversidad de densidades de población y de consumos per cápita.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod