Düşük yeterlilikten dolayı, ADAF Shakura-Sunyaev disklerinden çok az aydınlıktır.Because of their low efficiency, ADAFs are much less luminous than the Shakura-Sunyaev thin disks.
Test edilebilecek yeterlilikte belirli olmayan tahminler de kullanışlı değildir.Predictions not sufficiently specific to be tested are similarly not useful.
Doktoraya eşdeğer Sanatta Yeterlilik aldı.He meant the Associate in Arts degree to be distinctive.
Yeterlilik aşaması sonucunda 20 uygun üye dernekler rekabet elemeleri yapmışlardır.The qualification stage saw 20 eligible member associations compete in qualifiers.
Kurumun üyeliği yeterlilik ya da deneyim yoluyla elde edilebilir.Membership of the Institute can be gained through qualification or experience routes.
Bu bile yeterlilik sınırlarını zorluyordu.It had already had its weight limits reduced.
İşte bizim, sosyal yeterlilik olarak adlandırdığımız bir şey vardır.Now, there is certain kind of thing that we might call, social competence.
Demek istediğim, bu insanlar kendi kendilerine yeterliliklerini kaybetmişlerdi.I mean, those people lose their independence.
Ama Peki ya sermaye yeterlilik oranları veya Basel bunu herkes anlaşmaları hakkında konuşuyor?But what about the capital adequacy ratios or Basel accords that everyone is talking about?
Bir şekilde İngilizce çalışmaya zaman buldu ve bilgi teknolojilerinde yeterlilik kazandı.Somehow, she found time to study English and gain IT qualifications.
Bilgisayar görüntülerinde ve bilgisayar arayüz tasarlamada yeterlilik diye bir terim var.So, in computer graphics and computer user interface design, there is a term called affordances.
Yeterlilik bir aracın üzerinde işlem yapabileceğimiz özellikleri.So, affordances are the qualities of an object that allow us to perform an action with it.
"Whole Earth Catalog" çıktı. Hippilerin kendi kendine yeterlilik dergisiydi.It was a hippie journal of self-sufficiency.
Böyle bir şeyin olup olmadığını söyleyecek yeterlilikte değilim.So, they retested the same children five years later. Age of eight to ten. What do you think?
Ayrıca 1978 yılında hukuk mesleğinde yeterlilik belgesini aldı.He also obtained the certificate of competence in the legal profession in 1978.
Eğitim ve yeterlilikEducation and credentialing
Tartışma, doğru bir tanım için Tarski'nin maddi yeterlilik durumunun nasıl okunacağına odaklanıyor.The debate centers on how to read Tarski's condition of material adequacy for a true definition.
Zenginlik konusunda kararsızdır ve ona kendi kendine yeterlilikten çok daha az değer verir.He is on the whole ambivalent towards wealth, and values it much less than self-sufficiency.
Q School tamamen bir yeterlilik süreciyken, PIOS başlı başına bir turnuva serisiydi.Q School is purely a qualification process whereas PIOS was a tournament series in its own right.
Bununla birlikte, düşük kültürler arası yeterlilikler dediğim bir şey var.There is, however, something that I call low inter-cultural competences.
Wynn'in sayısal yeterlilik konusundaki araştırması, medyanın büyük ilgisini çekti.Wynn's research in numerical competency has generated much media attention.
Bu bile yeterlilik sınırlarını zorluyordu.Jedoch ist auch diesem Leistungsvermögen Grenzen gesetzt.
(Uzman Yeterlilik Tezi)(Facharbeit.)
İnsan yeterlilikleri kavramı bunları kapsıyor.L'unité de l'esprit humain permet ces correspondances.
Doktorasını yapmış herkes o alanda eşit yeterliliktedir.Tout juge doit être docteur dans une faculté de même ordre.
Tüm teknisyenler mesleki yeterlilikleri açısından bağımsız bir şekilde değerlendirilir.L'ouvrier est indépendant grâce à ses qualifications.
Bir başka deyişle doktora bilimsel yeterlilik derecesidir.Por este hecho, se le otorga el grado de Doctor en Ciencias.
2006 itibarı ile henüz tartılabilinecek yeterlilikte fransiyum sentezlenemedi.No se frustraba solamente la esperanza del Estatuto de 2006...
Test edilebilecek yeterlilikte belirli olmayan tahminler de kullanışlı değildir.La publicidad subliminal, que ya sabemos que es ineficaz, no debe utilizarse.
Kurumun temel görevi; Avrupa Birliği ile uyumlu "ulusal mesleki yeterlilik sistemi"ni kurmak ve işletmektir.«Acuerdo que regula la organización y funcionamiento interno del Instituto Nacional del Emprendedor».
4 (Sınırlı kullanıcı): Temel yeterlilik sadece tanıdık konularda geçerlidir.(Utente Limitato) La competenza di base è limitata alle situazioni familiari.
Bu bile yeterlilik sınırlarını zorluyordu.La vittoria ebbe però dei limiti.
KFOR, KGG' ne öğreticilik yapmak ve tam operasyonel yeterlilik ile yetiştirmek üzere görevlendirildi.La KFOR venne accusata di tutorizzare la KSF e portare la forza alla Piena Capacità Operativa.
Doktorasını yapmış herkes o alanda eşit yeterliliktedir.L'anno successivo ottenne l'abilitazione al dottorato in questa stessa facoltà.
Yabancı uyruklu öğretmenlerin Türkçe yeterlilikleri ölçülecek.Будет проведена оценка уровня владения турецким языком иностранными учителями.
Bu bile yeterlilik sınırlarını zorluyordu.Это и ставит предел запасам.
1989 yılında sanatta yeterlilik aldı.В 1989 году получил степень магистра.
Yine de bu yaklaşımları destekleyecek yeterlilikte kanıt bulunmuş değildir.Однако, не существует достаточных доказательств, поддерживающих одну из этих точек зрения.
(Uzman Yeterlilik Tezi) ^ ^(الوصية الكبرى).
Test edilebilecek yeterlilikte belirli olmayan tahminler de kullanışlı değildir.كذلك فالتنبؤات التي لا تتناول جوانب محددة يمكن إخضاعها للاختبار ليست مفيدة بالمثل.
Tüm teknisyenler mesleki yeterlilikleri açısından bağımsız bir şekilde değerlendirilir.Cada competência pode ser mensurada de acordo com as habilidades apresentadas pelo profissional.
Bu bile yeterlilik sınırlarını zorluyordu.Toch had ook zijn invloed grenzen.
Tüm teknisyenler mesleki yeterlilikleri açısından bağımsız bir şekilde değerlendirilir.Amerikanen zijn onafhankelijk van hun dienstgraad benoembaar.
(Uzman Yeterlilik Tezi) ^ ^(Een echte politieman.)
Doktoraya eşdeğer Sanatta Yeterlilik aldı.Hij behaalde zijn doctoraat met grote onderscheiding.
Hat sanatının bir icazet veya yeterlilik diploması örneği.Een stilleven is een studiewerk of proefstuk voor de virtuositeit van de schilder.
Bir başka deyişle doktora bilimsel yeterlilik derecesidir.Wyższym stopniem naukowym jest stopień naukowy doktora habilitowanego.
Doktorasını yapmış herkes o alanda eşit yeterliliktedir.Stopień doktora habilitowanego w tej samej placówce.
Microsoft tarafından belirlenmiş konulardan sınavlara girmek suretiyle sertifikaya yeterlilik kanıtlanmalıdır.Przed przystąpieniem do egzaminu certyfikacyjnego Microsoft, należy się przygotować.
Bildirimsel bilgi, bireyin kendi sahip olduğu yeterlilikler hakkındaki bilgisidir.Ви ж пам'ятаєте, що володіє світом той, хто володіє інформацією.
(Uzman Yeterlilik Tezi) ^ ^(Освіта * Здоров'я).
Bu bile yeterlilik sınırlarını zorluyordu.To také limituje její mohutnost.
(Uzman Yeterlilik Tezi) ^ ^(Znalče srdcí!
Kablosuz enerji için yeterlilik çok önemli bir parametredir.La energia electrică fără fir, eficiența este parametrul cel mai semnificativ.
Doktoraya eşdeğer Sanatta Yeterlilik aldı.A dolgozatot doktorira alkalmasnak minősítették.
Test edilebilecek yeterlilikte belirli olmayan tahminler de kullanışlı değildir.Ennustukset, jotka eivät ole tarpeeksi spesifisiä testattaviksi, eivät myöskään ole hyödyllisiä.
(Uzman Yeterlilik Tezi)(Rykmentin määrävahvuus.)
Değişen Toplumda Öz-yeterlilik, 1995.Leppävirran Kunta, 1995.
Tüm teknisyenler mesleki yeterlilikleri açısından bağımsız bir şekilde değerlendirilir.Alle offiserer kan komme i betraktning uavhengig av grad.
Bu bile yeterlilik sınırlarını zorluyordu.Bahkan menghancurkan alat Limiter miliknya.