Ana içeriğe geç
Sözlük

yet ile cümle

yet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İçmek için yeterince yaşlısın, değil mi?You're old enough to drink, aren't you?
O senin için yeterli mi?Is that enough for you?
Tom senin kadar yetenekli değil.Tom isn't as talented as you.
Bu yüzden, sen benim senin için yeterince iyi olduğumu düşünmüyorsun.So, you don't think I'm good enough for you.
Henüz yeterince sahip değilim.I don't have enough yet.
Sadece üç hafta içinde yeterince Fransızca öğrenemeyeceğini biliyordum.I knew you wouldn't be able to learn enough French in just three weeks.
Sadece üç hafta içinde Tom'un yeterince Fransızca öğrenemeyeceğini biliyordum.I knew Tom wouldn't be able to learn enough French in just three weeks.
Tom Mary'nin nerede yetiştiğini merak ediyordu.Tom wondered where Mary had grown up.
2.30 trenine yetişeceğim.I'll catch the 2:30 train.
O senin için yeterli mi, Tom?Is that enough for you, Tom?
Yeterli zamanın olmayacağını biliyordum.I knew you wouldn't have enough time.
Tom'un yeterli zamanı olmayacağını biliyordum.I knew Tom wouldn't have enough time.
Yeterli zamanım olduğunu sanmıyorum.I don't think I have enough time.
Bir bilet almak için yeterli paran olmadığını fark etmedim.I didn't realize you didn't have enough money to buy a ticket.
Onun hakkında yetenekli misin?Are you capable of that?
Bir öğretmen olmak için gerekli yeteneklere sahip olduğumu sanmıyorum.I don't think I have what it takes to be a teacher.
Tom'un ömrü çocuklarının liseyi bitirmesini görmeye yetmedi.Tom didn't live to see his children graduate from high school.
Yeterli paran olmayacağını biliyordum.I knew you wouldn't have enough money.
Tom'un yeterli parası olmayacağını biliyordum.I knew Tom wouldn't have enough money.
Yeterli param olduğunu sanmıyorum.I don't think I have enough money.
Zaten bana yeterli para verdin.You've already given me enough money.
Sadece birlikte olmak benim için yeterli.Just being together is enough for me.
Tom Mary'yi etkilemek için yeterince iyi dans edemeyeceğini biliyordu.Tom knew that he wouldn't be able to dance well enough to impress Mary.
Takıma katılmak için yeterince iyi olduğunda katılmana izin vereceğiz.When you're good enough to join the team, we'll let you join.
Bir ev satın almak için yeterli paramız yok.We don't have enough money to buy a house.
Sahip olduğunla yetinmek zorunda kalacaksın.You'll have to make do with what you've got.
Tom ailesine bakmak için yeterli para kazanamadı.Tom couldn't make enough money to support his family.
Lütfen herkes için yeterli yemeğimiz olduğundan emin ol.Please make sure we have enough food for everyone.
Yeterli değil miydi?Wasn't it enough?
Yeterince kibar mıydım?Was I polite enough?
Henüz sana yeterince teşekkür etmedim.I haven't yet thanked you enough.
Belki bunu yeterince iyi açıklamadım.Perhaps I didn't explain it well enough.
Sarhoş olmak için yeterince içelim.Let's drink enough to get drunk.
İçki içmek için yeterince yaşlı mısın?Are you old enough to drink?
O masa için odamda yeterli yerim yok.I don't have enough space in my room for that desk.
Yeni bir araba satın almak için yeterli paramız yok.We don't have enough money to buy a new car.
Sanırım geçmek için yeterince iyi Fransızca konuşabilirim.I think I can speak French well enough to get by.
Zaten yapmak için yeterli işleri var.They've got enough to do already.
Uçakla Boston'a gitmek için yeterli paramız yok.We don't have enough money to go to Boston by airplane.
Sana, gücümüzün yettiği en iyi avukatı tutacağız.We'll get you the best lawyer we can afford.
Bu senin için yeterli değil mi?Isn't it enough for you?
Yeterince adil.Fair enough.
Yeterince makul.Fair enough.
Artık yeter.Have had it.
Bu alanda, bitkilerin yüzde yetmişi arılar tarafından tozlaştırılır.In this area, seventy percent of the plants are pollinated by bees.
Mary'nin birçok arkadaşı vardı ve çok yetenekliydi.Mary had a lot of friends and was very talented.
Tom'un yeteneklerine güvenim var.I have confidence in Tom's abilities.
Tam yetişmiş Afrika fili yaklaşık dört ton ağırlığındadır.A full-grown African elephant weighs about four tons.
Yetmiş metre kabloya ihtiyacım var.I need seventy meters of cable.
Senin Fransızcan bunu nasıl yapacağını açıklamak için yeterince iyi mi?Is your French good enough to explain how to do it?
Tom ve Mary dürüst ve yetenekli bir ressam buldukları için çok mutlu.Tom and Mary are so delighted that they found an honest and capable painter.
Onlar başka bir fabrika kurmak için yeterli sermayeye sahip.They have enough capital to put up another factory.
Çocuklarımı yetiştireceğim böylece hurafeden korunmuş olacaklar.I will raise my children so that they will be protected from superstition.
Tom, Mary'nin yetkililere başvurmasını istemedi.Tom didn't want Mary to contact the authorities.
Daha sonra ona yetişeceğiz.We'll catch up with him later.
Onları yeterince uzun süre beklettim.I've made them wait long enough.
Onu yeterince uzun süre beklettim.I've made him wait long enough.
O senin için yeterince iyi değil.That's not good enough for you.
O bizim için yeterince iyi değil.That's not good enough for us.
O onlar için yeterince iyi değil.That's not good enough for them.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod