Söylediğine göre halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu.그녀는 환각 속의 그 사람들이나 장소가 처음보는 것이라고 했습니다.
Söylediğine göre halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu.Nie znała osób i miejsc, które pojawiały się w halucynacjach. które pojawiały się w halucynacjach.
Söylediğine göre halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu.Povedala, že nespoznáva ani ľudí, ani miesta v halucináciách.
Söylediğine göre halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu.Povídala, že nepoznává ani lidi, ani města v halucinacích.
Söylediğine göre halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu.Sie sagte, sie würde keinen der Menschen oder Orte in den Halluzinationen erkennen.
Söylediğine göre halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu.Spunea că nu recunoscuse pe nici unul dintre oamenii sau locurile din halucinaţii.
Söylediğine göre halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu.Έλεγε ότι δεν αναγνώριζε κανέναν από τους ανθρώπους ή τα μέρη που έβλεπε στις ψευδαισθήσεις.
Söylediğine göre halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu.Вона не впізнавала нікого із людей, не впізнавала місця з галюцинацій.
Söylediğine göre halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu.Каза, че не е разпознала никакви хора или места в халюцинациите.
Söylediğine göre halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu.Она сказала, что ей не знакомы ни люди, ни места из галлюцинаций.
Söylediğine göre halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu.שאין לה שום שליטה עליהן. היא אמרה שהיא לא מזהה את האנשים ואת המקומות
Söylediğine göre halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu.وقالت أنها لم تتعرف على أي من ألأشخاص أو الأماكن التي تظهر في التهيؤات.
Söylediğine göre halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu.人物や場所は どれも見覚えがない しかも人も動物も
St. Lawrence Körfezi'nin kimi yerlerinde 100% imiş.세인트로렌스 만의 일부 지역에서는 100% 였습니다.
St. Lawrence Körfezi'nin kimi yerlerinde 100% imiş.100 في المئة في أجزاء من خليج سانت لورانس
St. Lawrence Körfezi'nin kimi yerlerinde 100% imiş.là 100 phần trăm ở các khu vực thuộc vịnh St Lawrence.
St. Lawrence Körfezi'nin kimi yerlerinde 100% imiş.Sankt-Lorenz-Golf letztes Jahr bei 100% lag.
St. Lawrence Körfezi'nin kimi yerlerinde 100% imiş.עמד על 100 אחוז בחלקים שונים של מפרץ סיינט לורנס.
St. Lawrence Körfezi'nin kimi yerlerinde 100% imiş.明らかに、多くの問題が悪化しています。
Şu denklemdeki terimlerin yerlerini değiştirebilirim. -Осите ми : оста x и оста y
Şu iki terimin yerlerini birbiriyle değiştiriyoruz. 6 ve 3 elde ediyoruz.تقلب هاتان العبارتان، وتحصل على 6 و 3
Şu iki terimin yerlerini birbiriyle değiştiriyoruz.Cambiar estos dos términos.
Şu iki terimin yerlerini birbiriyle değiştiriyoruz.일단 이 두항을 바꾸자.
Şu iki terimin yerlerini birbiriyle değiştiriyoruz.Vyměníte tyto dva výrazy.
Şu iki terimin yerlerini birbiriyle değiştiriyoruz.Zamieniamy te dwa elementy.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.A szoftver kanonikus másolatát valahol egy szerveren tárolja.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.Es bietet eine kanonische Kopie der Software irgendwo auf einem Server an.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.Fornisce una copia riconosciuta del software da qualche parte su un server.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.Het geeft je een officiële kopie van de software, ergens op een server.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.Il fournit une copie canonique du logiciel sur un serveur quelque part.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.이 방법은 어딘가에 있는 서버에다 소프트웨어의 원본을 제공하는 방식이었어요.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.Nó cung cấp 1 bản copy của phần mềm từ máy chủ đặt ở đâu đó.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.Proporciona una copia canónica del software de un servidor de algún lado.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.Udržuje závaznou kopii zdrojových kódů softwaru někde na nějakém serveru.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.Zakłada przechowywanie podstawowej kopii programu na serwerze.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.Στέλνει ένα κανονικό αντίγραφο του λογισμικού σε ένα διακομιστή κάπου.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.Система эта делает именно то, на что намекает название: хранит копию-образец кода где-то на сервере.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.היא מספקת עותק קנוני של הקוד בשרת כלשהו.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.انها توفر نسخه مرخصه عن النظام على خادم في مكان ما.
Sunucunun bir yerlerinde esas kabul edilen bir kopya tutuyor.どこかのサーバに保持していて それを変更できるのは
Tabii mesela birinci ve ikinci satırlarınn yerlerini değiştirirsem burada da yapmam gerekir.자, 할 수 있습니다. 아무 두 행을 바꿔치기 할 수 있습니다.
Tabii mesela birinci ve ikinci satırlarınn yerlerini değiştirirsem burada da yapmam gerekir.No i oczywiście jeżeli zamieniam, powiedzmy, pierwszy i drugi wiersz, muszę zrobić to samo tutaj.
Tabii mesela birinci ve ikinci satırlarınn yerlerini değiştirirsem burada da yapmam gerekir.Y por supuesto si intercambio por decir la primera y segunda fila tendríamos que hacerlo aquí también.
Tabii mesela birinci ve ikinci satırlarınn yerlerini değiştirirsem burada da yapmam gerekir.وبالطبع اذا قلبت، لنفترض الصفين الاول والثاني سيكون علي ان افعل نفس الشيئ هنا ايضاً
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?Bien, estos son discos LP y han sido sustituidos.
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?Bon, donc ce sont des disques 33 tours vinyles et on les a remplacé.
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?Đây là những bằng ghi âm dài và chũng đã được thay thế, đúng không.
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?예, 맞아요. LP 레코드판이죠. 이젠 안나오지만요.
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?Nos, ezek LP hanglemezek, melyeket már nem használunk.
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?OK, acestea sunt plăci de vinil și au fost înlocuite.
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?Ok, das sind Langspielplatten und die sind ersetzt worden.
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?OK, dit zijn lp's en die zijn vervangen, toch?
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?OK, ini piringan hitam, dan sudah tidak dipakai lagi, bukan?
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?OK, questi sono i vecchi LP che sono stati sostituiti, giusto?
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?Ok, to są płyty winylowe i one zostały zastąpione, prawda?
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?São LPs de vinil e já foram substituídos.
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?Správně, to jsou LP desky, které jsme už nahradili.
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?Εντάξει λοιπόν, αυτοί είναι δίσκοι βινυλίου και έχουν πια αντικατασταθεί.
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?Да, това са винилови плочи и те вече са в миналото.
Tamam, bunlar uzun çalar kayıtlar, ve yerlerinden edildiler, değil mi?Звичайно, це - платівки, і зараз їм знайшли заміну, правда?