Yemeklerini ye.Jedz posiłki.
Yemeklerini ye.Mananca-ti mesele.
Yemeklerini ye.Mange tes repas.
Yemeklerini ye.Mangia i pasti.
Yemeklerini ye.Nhớ ăn đúng bữa.
Yemekleriniz ise zaten planlanmış durumda.A garrafa salvavidas é utilizadas por varias pessoas em todo o mundo.
Yemekleriniz ise zaten planlanmış durumda.Bien, ¿listos? Ahí va. Eso es agua potable segura y estéril.
Yemekleriniz ise zaten planlanmış durumda.l'acheter, et vos repas sont déjà planifiés.
Yemekleriniz ise zaten planlanmış durumda.Wenn man dann einkauft sind die Mahlzeiten bereits vorgeplant.
Yemeklerini ziyan eden insanları sevmediğini söylemiştin.Te mondtad, hogy nem szereted az olyanokat, akik pocsékolják az ételt.
Yemeklerini ziyan eden insanları sevmediğini söylemiştin.Νόμιζα ότι δεν σου αρέσουν οι άνθρωποι που χαραμίζουν το φαγητό.
Yemeklerini ziyan eden insanları sevmediğini söylemiştin.الم تقولي انك تكرهين من يلعب بالاكل؟
Yemekleri seviyorum.Adoro a minha comida.
Yemekleri seviyorum.Adoro il mio cibo.
Yemekleri seviyorum. Bilgilenmeyi de seviyorum.Habzsolom az ételt és habzsolom az információt.
Yemekleri seviyorum. Bilgilenmeyi de seviyorum.Ik hou van eten en ik hou van informatie.
Yemekleri seviyorum. Bilgilenmeyi de seviyorum.Îmi iubesc mâncarea. şi iubesc informaţia.
Yemekleri seviyorum. Bilgilenmeyi de seviyorum.Kocham jedzenie i kocham informacje.
Yemekleri seviyorum. Bilgilenmeyi de seviyorum.Me encanta la comida y también la información.
Yemekleri seviyorum. Bilgilenmeyi de seviyorum.Обичам моята храна и обичам информация.
Yemekleri seviyorum.Ich liebe mein Essen.
Yemekleri seviyorum.J'aime ma nourriture.
Yemekleri seviyorum.저는 제가 먹는 음식들을 정말 사랑합니다.
Yemekleri seviyorum.Mám rád jedlo.
Yemekleri seviyorum.Saya suka makanan saya.
Yemekleri seviyorum.Tôi yêu thức ăn
Yemekleri seviyorum.Zbožňuju jídlo.
Yemekleri seviyorum.Αγαπώ το φαγητό.
Yemekleri seviyorum.Я обожаю покушать.
Yemekleri seviyorum.אני אוהב אוכל.
Yemekleri seviyorum.أحب طعامي
Yemekleri seviyorum.あと 情報も大好きです
Yemekleri tezgahda sunuyorlar ve oradan masaya getiriyorlar.음식은 주방 두고 한접시 분량을 가져와 상에 놓고 먹는 스타일이 보편적입니다.
Yemekleri tezgahda sunuyorlar ve oradan masaya getiriyorlar.Sirven la comida en una barra, alejan la comida, para luego llevarla a la mesa.
Yemekleri tezgahda sunuyorlar ve oradan masaya getiriyorlar.Вместо этого они сервируют еду за стойкой и только затем подают ее к столу.
Yemekleri tezgahda sunuyorlar ve oradan masaya getiriyorlar.הם מגישים על הדלפק, מרחיקים את האוכל, ואז מביאים את הצלחות לשולחן.
Yemekleri tezgahda sunuyorlar ve oradan masaya getiriyorlar.يحضرونه على المنضده , يضعون الطعام بعيدا , ثم يحملونه الى الطاوله .
Yemekleri tezgahda sunuyorlar ve oradan masaya getiriyorlar.食卓まで持ってきます 彼らには3000年前からの古い格言があり
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Egyre több időt töltöttek az ételük elfogyasztásával, meg persze egymással a terített asztalnál ülve.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.사람들은 그들의 음식에 집중하는 시간과 식사 중에 서로에게 집중하는 시간이 더 많아졌습니다.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.La gente invirtió más tiempo en sus comidas y se relacionaron entre ellos, gracias a sus comidas.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Le persone hanno cominciato a passare più tempo a tavola, passando più tempo insieme durante i pasti.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Les gens ont passé plus de temps à prendre leurs repas, à échanger entre eux pendant leurs repas.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Ludzie zaczęli spędzać więcej czasu zajmując się swoim posiłkiem, dyskutowali między sobą podczas posiłku.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Nhiều người dành nhiều thời gian hơn cho bữa ăn của họ, và nói chuyện với nhau nhiều hơn trong bữa ăn.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Oamenii au petrecut mai mult timp mâncând, vorbind unii cu alţii la masă.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Orang-orang menghabiskan lebih banyak waktu untuk makan lebih banyak bergaul dengan orang lain selama makan.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Passaram mais tempo a conviver durante as refeições, convivendo ao longo de várias refeições.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Strávili viac času nad svojím jedlom, strávili viac času spolu pri jedle.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Zákazníci strávili více času zájmem o jídlo, zájmem jeden o druhého při jídle.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Ze staken meer tijd in hun maaltijden, en in elkaar tijdens hun maaltijden.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Αφιέρωσαν πιο πολύ χρόνο στα γεύματά τους, και στους συνδαιτυμόνες τους.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Вследствие этого они стали проводить больше времени за столом, общаясь за своим обедом.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.Хората обръщаха внимание на ястията си по-дълго, обръщайки внимание на ястията и на другите.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.האנשים יבלו זמן רב יותר בהתעסקות עם הארוחה, בתקשורת אישית במהלך הארוחה.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.قضى الناس أوقاتاً أكثر أثناء تناول وجباتهم، مشاركين مع بعضهم البعض في الاكل.
Yemekleriyle ve birbirileriyle daha çok ilgilenmeye başladılar.またそこでの意思疎通の機会も増えました 要するに以前よりも満足感を得ることになったのです
Yemek zamanları süper lezzetli olmakla kalmayacak Ayrıca yemeklerin bol bol böcek ve balık geni de içerecek.식사 때 특히 맛있는 것일 뿐 아니라 산더미 같은 벌레와 물고기 유전자를 담고 있지.
Yemek zamanları süper lezzetli olmakla kalmayacak Ayrıca yemeklerin bol bol böcek ve balık geni de içerecek.Обеды будут не только очень вкусными, они также будут содержать уйму генов насекомых и рыб!
Yıldız sadece Şef mutlu da olsa mutsuz da olsa yemeklerin her zaman harika olduğu durumlarda veriliyor.Bintang hanya diberikan kalau rasanya enak meskipun kokinya sedang sakit hati ataupun bahagia.