Geleneksel tavuk yemekleriyle tüketilir.Tradicionalmente com galinha de capoeira.
Yemeklerinden; bazlaması, miyane helvası (can helvası), tarhanası meşhurdur.É conhecida por sua beleza, união dos seus habitantes (bairrismo) e proximidade à Mealhada.
Acıkan Peter, evdeki tüm kuru yemekleri içerisine su katmadan yer.Morrendo de fome, Peter imediatamente come todas as refeições desidratadas, sem adicionar água.
Çin ve Yunan yemekleri de yaygın ve popülerdirler.Cadeias internacionais de hambúrguer, bem como restaurantes chineses e gregos, são comuns.
Mahallenin yemekleri genelde unlu mamullerden yapılır.Particularmente alguns erhus são muitas vezes feitos de pedaços de móveis velhos.
Yemeklerinden geriye hiçbir şey bırakmazlar.Nadien herinnerde zij zich niets meer van haar maaltijden.
Hayır yemekleri dağıtılır.De maaltijden werden gedeeld.
Ayrıca tava yemekleri meşhurdur.Ook de door hem bereide maaltijd maakt indruk.
Özellikle yemekleri ve insanı tanınmaya değerdir.In het bijzonder het beoordelen van mensen en menselijk gedrag.
Yemeklerinden; bazlaması, miyane helvası (can helvası), tarhanası meşhurdur.Naast de bron van Mimir is er ook de boom van Mimir, ofwel Mimameid - de Boom van Kennis.
Hintler yemeklerini genellikle elleriyle yerler.Tahitiaanse gerechten worden gewoonlijk met de handen gegeten.
Köyün yemekleri Karadeniz bölgesine has yöresel yemeklerdir.Op het platteland bezoekt hij vuilnisbelten voor voedsel.
Yemekleri ve hazırlayış şekilleri.Alle technieken en bereidingswijzen.
Her bir yerden buraya insanlar yemekleriyle gelirler ve eğlenirlermiş.Daar aangekomen zoekt iedereen zich een plaatsje, nu is er eten in overvloed.
Köyün aşireti PINAŞİ dir Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.Zelfredzaamheid in voedsel is zinloos tenzij mensen toegang hebben tot land, informatie en financiële bronnen.
Şehir, deniz yemekleri ve plajlarıyla ünlüdür.Het district is bekend om zijn stranden en badplaatsen.
Yemekleri birçok kişi tarafından beğenilmiştir.Populariteit is geliefd zijn bij veel mensen.
Mahallenin yemekleri: en çok Goşti Sılı güzel.Dat is lekker in het kwadraat - dat is bijzonder lekker.
Ev işlerini ve yemekleri kendi yapar ve bu konuda iyidir.Ze doet zijn huishoudelijke taken en kookt ook voor hem.
Daha sayamadığımız yörenin kendine has yemekleridir.Ook het eten dat wordt voorgeschoteld krijgt hij niet door zijn strot.
Özellikle yemeklerinde ara sıra çeşitli yeşil sebzeler katmak yararlı olur.Daarbij zo af en toe wat groenvoer zullen ze op prijs stellen.
Kore yemekleri genelde çok baharatlıdır.Koreaans eten is meestal erg gekruid.
Yemekleri tadılmaya değer.Zobacz, gdzie warto zjeść .
En çok Küba yemeklerini seviyor.Co najbardziej lubią jeść Polacy?
Ramazan için yemeklerin hazırlanışına yardım eder.Przygotowuje posiłki dla Merlina.
Kendilerine has olan bazlama benzeri lefse ve kurutulmuş balık lutefisk yemekleri vardır.Prowadzą podobny – przydenny tryb życia i podobnie jak piły żywią się rybami i bezkręgowcami.
Geçmişte sebze yemekleri önemliydi fakat et tüketimi arttı.W przeszłości warzywa były głównym składnikiem pożywienia, obecnie wzrasta spożycie mięsa.
Köyün yemekleri yaprak sarması.Wieś naj jez.
Yemekleri çok çeşitlidir.Ich dieta jest różnorodna.
Tabiatı kadar yemekleri de güzeldir.Stanowiły wtedy pośledniejszy gatunek jedzenia.
Bunun yanı sıra et yemekleri yapılmaktadır.Krowie mięso jest tam nawet jedzone.
Meksika yemekleri listesiKuchnia meksykańska
Mahallenin meşhur vazgeçilmez yemekleri tirşik ve pilavdır.Yöresel Kıyafet hakkında bilgi yoktur.Pięknie ubrana Cyganka nie ma nic wspólnego z brudem szynków i ulicy.
Yoğurtlu ekmek özel yemekleridir.Chleb do zadań specjalnych.
Köyün geleneksel yemekleri yoktur.Kościół nie ma tradycyjnych rynien.
Köyün yemekleri ise yine geleneksel karadeniz mutfağını yansıtmaktadır.Ożywieniu przeszłości służą imprezy promujące tradycyjną kuchnię regionalną.
(Yemekler yeni pişirildiğinde de lezzetlidir ancak kişi bu durumu yemekleri yerken keşfetmiştir.)(Wczoraj, podczas gdy jadłem obiad, słuchałem wiadomości w radio.).
Ayrıca gemisinde Bonsai ağaçları yetiştirmekte ve yemekleri de pişirmektedir.Poza tym przygotowuje posiłki dla załogi, a w wolnym czasie pielęgnuje drzewka bonsai.
Askerlere son akşam yemeklerinden sonra bir rahip gönderilir.Później ksiądz był zapraszany na obiad.
Zeytinyağlı yemekleri yoktur.Nie mają soku mlecznego.
Git şimdi ve ona o çirkin iştahını benim yemeklerimle gideremeyeceğini söyle, ya da benim oğlumla.Już rano powiedzenie żonie, że przygotowane przez nią jedzenie mu nie smakuje, naraża go na jej gniew.
Tom buzdolabındaki yemekleri kendisi yemeğe başlar ve ikisi arasında kıyasıya bir mücadele başlar.Za każdym razem, gdy jest u Krawczyków, je z nimi obiad i zagląda do ich lodówki.
Tayland yemekleri çoğunlukla nam chim denilen çeşitli soslar ve çeşnilerle servis edilir.Każda tradycyjna rodzina indyjska przygotowuje codziennie specyficzną mieszankę ziół i przypraw zwaną masalą.
Yemekleri arasında muxlama bulunur.Wśród nich poszukuje pożywienia.
Yemekleri hakkında bilgi yoktur.Brak informacji o pożywieniu.
Ayrıca tava yemekleri meşhurdur.Praktykowana jest również Wieczerza Pańska.
Ot yemekleri bir garnitür olarak tüketilmektedir ayrıca fırınlarda et yemekleri yapılmaktadır.Foyer umożliwia publiczności dokonywanie przechadzek, ale jednocześnie jest wyposażone w meble wypoczynkowe.
Fazla yemekleri yoktur.Obie nie miały co jeść.
Takıma yemek yapar ancak takım onun yemeklerini pek beğenmez.Dem Gast schmeckt das Essen leider nicht → Gościowi niestety nie smakuje jedzenie.
Yemeklerin en büyük özelliği bol yağ kullanılıyor olmasıdır.Najlepsze rodzaje oliwy są używane jako doskonały tłuszcz spożywczy.
Buğulama yemeklerin su buharı yardımıyla pişirilmesidir.Herbata zaparzana jest przez gotowanie w wodzie.
Bu görüntüler yemekleri, mimari eserleri, insan portrelerini ve insanların günlük yaşamlarını göstermektedir.Można na nich zobaczyć jedzenie, architekturę i czynności życia codziennego.
Yumru haşlanarak sebze yemekleri yapılabilmektedir.W przeciwnym wypadku w gotowej potrawie mogą pojawić się grudki z mąki.
Yemekleri hakkında bilgi yoktur.Ingen information finns om dess föda.
Tom buzdolabındaki yemekleri kendisi yemeğe başlar ve ikisi arasında kıyasıya bir mücadele başlar.Nästa morgon får han se Roberts penis i kylskåpet och börjar då allvarligt tvivla på deras förhållande.
Sırasıyla televizyon yemeklerinin evrimi aşağıdaki gibidir.När det gäller TV-konsumtion är förhållandet det motsatta.
Yemekleri ve hazırlayış şekilleri.Kost och kondition.
Hintler yemeklerini genellikle elleriyle yerler.Det vanligaste i Indien är att äta med händerna.
Muğla yemekleri ön plandadır.Den första matsalen är i ursprungligt skick.
Bu yemeklerin bir kısmı Türk Patent ve Marka Kurumu'ne kayıtlıdır.Flera av dessa patent finns registrerade på Patent och Registreringsverket.