Yemek yemezsen, ölürsün.If you don't eat, you die.
Yemek yerken bir kitap okurum.I read a book while eating.
Ayaküstü yemekten usandım.I'm tired of eating fast food.
Bu akşam çok yemek yiyeceğiz, bu yüzden umarım bir diyette değilsin.We're going to eat a lot tonight so I hope you're not on a diet.
Yemeklerden önce ellerini yıkar mısın?Do you wash your hands before meals?
Fazla yemek yememek için dikkatli olsan iyi olur.You had better be careful not to overeat.
Emek yoksa yemek de yok.No pain, no gain.
Emek olmadan yemek olmaz.No pain, no gain.
Hava, yemek gibi insanların temel ihtiyaçlarındandır.Air, like food, is a basic human need.
Emeksiz yemek olmaz!No cross, no crown.
Biz cuma günü bir yemek için dışarı çıkıyoruz.We're going out for a meal on Friday.
Balık yemek sağlığın için yararlıdır.Eating fish is good for your health.
Oturma odası yemek odasına bitişiktir.The living room adjoins the dining room.
Oturma odası, yemek odasına bitişiktir.The living room adjoins the dining room.
Oturma odasıyla yemek odası yan yanadır.The living room adjoins the dining room.
Kore 'nin yemekleri genellikle çok baharatlı olurKorean food is generally very spicy.
Öğünler arası yemek yeme.Don't eat between meals.
Öğünler arasında yemek yemek kötü bir alışkanlıktır.Eating between meals is a bad habit.
Yemekler arasında yemek yemek iyi değildir.It is not good to eat between meals.
Okul kafeteryasında yemek yemekten bıktım.I am tired of eating at the school cafeteria.
Yabancıların Japon yemeklerine alışması zordur.It is difficult for foreigners to get used to Japanese food.
Dışarısı sıcak olduğunda yemek pişirmeyi sevmiyorum.I don't like to cook when it's hot outside.
Hepimiz şirket Noel partisinde çok yemek yedik özellikle dana rosto.We all pigged out at the company Christmas party, especially on the roast beef.
Yaşamak için yeriz, yemek için yaşamayız.We eat to live, not live to eat.
Bir günde üç kez yemek yeriz.We have three meals a day.
Aşırı çalışma ve yetersiz yemeklerden dolayı, o hastalandı.What with overwork and poor meals, she fell ill.
Çok fazla yağ yemek kalp hastalığına sebep olmalı.Eating too much fat is supposed to cause heart disease.
Ne yemek zorunda kalacaksın?What will you have to eat?
Yemek için istediğin başka bir şey var mı?Is there anything else you would like to eat?
Yemek istediğiniz başka bir şey var mı?Is there anything else you would like to eat?
Tatlı bir şey yemek istiyorum.I feel like eating something sweet.
Canım tatlı bir şey yemek istiyor.I feel like eating something sweet.
Yemek için tatlı bir şey istiyorum.I want something sweet to eat.
Yemek sıcakken yiyelim.Let's eat while the food is warm.
Tuz yemek için gereklidir.Salt is necessary for a cook.
Tuz, yemek pişirmek için gereklidir.Salt is necessary for cooking.
Bir kerede çok fazla yemek yememelisin.You must not eat too much food at one time.
Bir öğün yemek atlamak size zarar vermez.It won't hurt you to skip one meal.
Birlikte öğle yemeği yemek ister misin?Would you like to have lunch together?
Bir hafta için yemeksiz gittim.I went without food for a week.
Doktor ona yemekler arasında yememesini tavsiye etti.The doctor advised him not to eat between meals.
Doktor bana çok fazla yemek yemememi tavsiye etti.The doctor advised me not to eat too much.
Şarap yemek yapabilir.Wine can make the meal.
Fırında kızartılmış tavuk, benim en sevdiğim yemeklerden biridir.Roast chicken is one of my favorite dishes.
Lucy yemek çubuklarını kullanamıyor.Lucy cannot use chopsticks.
Raffle's'da yemek yemek istiyorsan, haftalar önceden rezerve ettirmelisin.If you want to eat at Raffle's, you must reserve weeks ahead.
Eğer henüz yemek yediysen, yüzmesen iyi olur.You'd better not swim if you've just eaten.
Çok yemek yememiş olsaydın, şimdi bu kadar uykusuz kalmazdın.If you had not eaten so much, you would not be so sleepy now.
Neredeyse öğle vakti. Neden bir lokma yemek için durmuyoruz.It's nearly lunchtime. Why don't we stop to have a bite to eat?
Menünün içinde büyük bir çeşit yemek vardı.There was a great variety of dishes on the menu.
Yemek için hazır mısınız?Are you ready to eat?
Ben ilk önce biraz pasta yemek istiyorum.I want to eat some cake first.
Bob yemek pişirebilir.Bob can cook.
Helen yeterince yemek yemiyor ve zayıflıyor.Helen does not eat enough and she is getting thin.
Fransız yemeği yemek istiyorum.I want to eat French cuisine.
Blackie yemek yerken çok ses çıkarıyor.Blackie makes a lot of noise while he eats.
Bayan Brown Japon yemekleri yemeye alıştı.Miss Brown has gotten used to eating Japanese food.
Çatalların yemek için genel kullanımı milattan sonra onuncu yüzyılda başladı.The general use of forks for eating started in the tenth century A.D.
Pizza yemek için şehir merkezine gidiyoruz.We are going downtown to eat pizza.
Bana doyurucu bir yemek yiyebileceğim bir yer söyleyebilir misin?Could you tell me where I could go to get a square meal?